Çarşamba , 21 Şubat 2018
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Azerbaycan Hükümeti Nardaran Hadiselerini Aydınlatmalıdır!
Azerbaycan Hükümeti Nardaran Hadiselerini Aydınlatmalıdır!

Azerbaycan Hükümeti Nardaran Hadiselerini Aydınlatmalıdır!

Azerbaycan Hükümeti Nardaran Hadiselerini Bağımsız Bir Soruşturmayla Aydınlatmalıdır!

MAZLUMDER Genel Sekreter Yardımcısı Halil İbrahim Yenigün, uzunca bir süredir insan hakları sorunlarıyla anılan Azerbaycan’da son zamanlarda bu ihlâlleri vahim boyutlara taşıyan gelişmelerin Türkiye ve dünya kamuoyunun dikkatine sunulması ve mağdurların hukukunun müdafaası için uluslararası düzlemde harekete geçilmesi çağrısında bulunduğu aşağıdaki açıklamayı yapmıştır. 

Özellikle basın ve ifade özgürlüğü ile muhalefet hakkı konularında sorunlu insan hakları karnesi uzun zamandır bilinen Azerbaycan hükümeti, ülkedeki 1 Kasım parlamento seçimleri öncesinde alarm veren ve sonrasındaysa vahim boyutlara ulaşan trajik gelişmelere sahne olmaktadır.

2013 yılında İlham Aliyev’in üçüncü dönem için yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra muhaliflere karşı had safhaya ulaşan baskılar, ülkede özgür ve adil seçimler yapılması şöyle dursun, insan hakkı gözlemcilerinin mutat çalışmalarını yapmasını bile imkânsız kılmış durumdadır. 2015 Haziran’ından beri başta Uluslararası Af Örgütü olmak üzere uluslararası insan hakları örgütlerinin maruz kaldığı yıldırma ve sınırdışı edilme vak’aları yaklaşan seçimlerin sıhhatine ilişkin ciddi kuşkular uyandırmış, Eylül ayında AGİT, yaşadığı kısıtlamalar sonrasında Azerbaycan’a bağımsızlığını kazandığı 1991’den bu yana ilk defa seçim gözlemcisi göndermeyeceğini ilân etmiştir. Temel insan haklarının bu denli ihlâl edildiği ülkede bu şartlarda özgür ve adil seçimlerden bahsedilemeyeceği genel kabul görmüştür. Ülkede insan hakları ve azınlık haklarının önde gelen savunucusu olarak bilinen, Barış ve Demokrasi Enstitüsü’nün kurucu müdürü Leyla Yunus (59) hâlihazırda vergi kaçırma ve dolandırıcılık gibi ithamlarla sekiz buçuk yıl hükümlü olarak cezaevindedir. Geçtiğimiz haftalarda sağlık sorunları sebebiyle tahliye edilen eşi Arif Yunus’la birlikte mahkûmiyet süreçleri tutuklanmadan soruşturma ve yargılama süreçlerine kadar her türlü keyfilik sorunuyla ve siyasilikle ma’lul görünmektedir. İnsan hakları konusundaki ortak çalışma grubundan temsilcisini çekmiş olan Avrupa Konseyinin kimi üyeleri seçimler için “siyasi özgürlükler, ifade ve basın özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü bakımından ülkedeki durum, özgür ve demokratik seçimler yapılma şartlarını sağlamamaktadır” görüşünü beyan etmiştir.

Özgür ve adil bir siyasi sistemin asgari şartlarını taşımaktan net bir biçimde uzak olan Azerbaycan’da 1 Kasım seçimlerinin hemen akabinde inanç, düşünce ve örgütlenme özgürlükleri konusundaki kaygı verici gelişmeler ölümcül safhaya ulaşmıştır. Sabuncu bölgesinde kendisini “Müslüman Birliği Hareketi” olarak tanımlayan örgütün başkan yardımcısı Elçin Kasımov’un “holiganlık” ithamıyla 5 Kasım’da tutuklanması sonrası hareket mensuplarınca Sabuncu Bölge Polis İdaresi önünde gerçekleştirilen eylem dağıtılarak yirmiden fazla kişi tutuklanmış, otuz gün hüküm giyen Kasımov haricinde 10 tutuklu 10 ila 30 gün hapis cezalarına çarptırılmışlardır.

Hadiseyi takip eden süreçte 26 Kasım Perşembe günü “Nardaran Hadiseleri” olarak bilinen vak’ada ise Nardaran kasabasındaki Rahime Hanım Camisi’nde elim ve kanlı hadiseler yaşanmıştır. Azerbaycan hükümeti emniyet güçleri, hareketin lideri Tale Bağırzade’yi gözaltına alma maksadıyla öğle namazı sıralarında camiye baskın düzenlemiş, baskın sırasında çıkan çatışmada ikisi polis olmak üzere toplam altı kişi hayatını kaybetmiştir. Camide maddi hasara da yol açan operasyonun hangi şartlarda gerçekleştiği, emniyet güçlerinin gözaltı prosedürlerini izlemek yerine neden silâhlı bir operasyona gerek duyduğu, neden operasyon için namaz vaktinin seçildiği, şehrin elektrik ve suyunun operasyonla neden kesildiği ve son olarak operasyon görüntülerinin neden kamuoyuna sunulmadığı gibi istifhamlar bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılmayı beklemektedir.

Dünya medyasının da yakından takip ettiği bir başka davada hükümet mensuplarının yolsuzluklarına ilişkin araştırmacı gazetecilik faaliyetleri sonrası “intihara kışkırtma gibi bir suçtan tutuklanan, 1 Eylül’de de vergi kaçırma ve yolsuzluk gibi temellendirilmekten uzak ithamlarla 7.5 yıl hüküm giyen Hatice İsmayilova vak’asının gösterdiği, her görüşten eleştirel aydın ve gazeteciler ile muhaliflerin dolandırıcılık, vergi kaçırma, uyuşturucu bulundurma, holiganlık ve hatta vatana ihanet gibi sahte ithamlarla sindirilmesinin Azerbaycan’ın siyasileşmiş hukuk sisteminde sıradanlaşmış olduğudur. Bütün bu şartlar altında son tutuklama ve mahkumiyetlerin herhangi birinde de adil yargılama ilkelerinin gözetildiğini ve yargı süreçlerinin siyasi hesaplardan uzak olduğunu düşündürecek herhangi bir karine bulunmamaktadır. Hâlen aralarında resmen yasaklı İslâm Partisi’nin genel başkanı Movsum Samedov’un da olduğu onlarca düşünce ve inanç suçlusu veya siyasî suçlu bulunan ülkede pek çok muhalif vatana ihanet, vergi kaçırma, uyuşturucu bulundurma gibi şaibeli suçlamalarla tutuklu veya hükümlüdür.

Bağımsız medyanın neredeyse hiç olmadığı, gazete ve televizyon kanallarının hükümet kontrolünde olduğu Azerbaycan’da yetkililerin güç suistimalini denetleyecek etkin bir güçler ayrılığı, işlek bir denge ve denetleme mekanizması yahut güç suistimalini ülke ve dünya kamuoyuyla paylaşacak bağımsızlıkta bir medya hemen hiç bulunmamaktadır. Yargı sisteminin ve emniyet güçlerinin bizzat muhalefeti bastırma aracı kılındığı ve hak ihlâllerinin odağı haline geldiği, insan hakları kuruluşlarının gözlemci olarak dahi barınamadığı bir ülkede iyi ve adil yönetimin ve huzurun olamayacağı açıktır.

MAZLUMDER olarak öncelikle Nardaran hadiselerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabrıcemil diliyoruz. Emniyet güçlerinin Rahime Hanım Camii’ne operasyon düzenlemiş olmasını kınıyoruz. Mabetlere ve herhangi bir dinin mensuplarının kutsal saydığı mekânlara, üstelik ibadet vakti silâhlı operasyon düzenlenmiş olması kabul edilemez. Mabetlerin bu tür operasyonlara karşı masuniyeti hükümetler ve emniyet güçleri tarafından tanınmalıdır. Helsinki Nihaî Senedi kişilerin münferit yahut topluca ibadetlerini eda etmesini bir insan hakkı ve temel bir özgürlük olarak hükme bağlamıştır.

Ayrıca Azerbaycan Hükümeti’nin;

Öncelikle uluslararası standardlarda bağımsız ve adil yargı sisteminin oluşması için her türlü hukukî ve idarî tedbiri alması,

Bilhassa Nardaran Hadiselerinde devlet görevlileri tarafından işlenmiş olması muhtemel her türlü kötü muamele ve hak ihlalinin şeffaf ve tarafsız adlî kurum ve süreçlerle dakik bir biçimde soruşturulması, aydınlatılması ve suçluların adil bir yargılamayla cezalandırılması için gerekli süreçleri başlatması,

Düşünce, inanç, vicdan ve örgütlenme özgürlüklerinin bütün vatandaşlara ayrımsız bir biçimde teslim edildiği, adil ve özgür bir yönetimin gerçek anlamıyla sağlandığı bir rejimin tesisi için muhalefeti bastırmaya son vermesi ve ulusal veya uluslararası insan hakları kuruluşlarının vazifelerini yapmalarına herhangi bir engel çıkarmaması konusunda açık bir çağrıda bulunuyoruz.

Ayrıca MAZLUMDER olarak nerede olursa olsun ve kimden gelirse gelsin her türlü hak ihlâlinin takipçisi olacağımız taahhüdümüz gereği Azerbaycan’da hakları ihlâl edilen her türlü inanç ve düşünceden kişinin durumlarının yakın takipçisi olduğumuzu ve bunları her türlü uluslararası mercide ve platformda gündeme getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna beyan ediyoruz.

 

 Halil İbrahim YENİGÜN

MAZLUMDER Gen. Sekr. Yrd.

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz