Çarşamba , 20 Eylül 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » CIA Eski Subayının İfşası / Hicaz İşgalcisi Suud ve Katil İsrail Han Şeyhun Saldırısını Destekledi
CIA Eski Subayının İfşası / Hicaz İşgalcisi Suud ve Katil İsrail Han Şeyhun Saldırısını Destekledi

CIA Eski Subayının İfşası / Hicaz İşgalcisi Suud ve Katil İsrail Han Şeyhun Saldırısını Destekledi

Amerika İstihbarat Teşkilatı’ndan (CIA) eski bir subay, Han Şeyhun saldırısına mali destekte bulunanların İsrail ve Arabistan olduğunu ve onların amacının Suriye Hükümetini suçlu göstermek ve onu bu şehre kimyasal saldırı düzenlemekle suçlamak olduğunu belirtti.

Tesnim Haber Ajansı – Amerika İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) eski bir subaylarından Robert Steel, Arabistan ve İsrail’in Suriye’deki Han Şeyun bölgesine düzenlenen kimyasal saldırıya mali destek sağladıklarını ve bunu, Suriye hükümetini suçlu göstermek ve bu şehre kimyasal saldırı düzenlemekle suçlamak için yaptıklarını ifşa etti.

Amerika İstihbarat Teşkilatının önde gelen subaylarından olan ve 1979-1988 yılları arasında CIA’de görev yapan Robert Steel, El-Ahbar’a verdiği röportajda, kendisinin bu bilgileri nereden sağladığını açıklamaktan kaçındı.

Steel’in ifadesine göre, CIA eski müdürü John Brennan, Suudileri Han Şeyhun’da planlanan operasyonların maliyetinin yarısını karşılaması ve İsrail’i de bu operasyonların diğer yarısının maliyetini karşılaması konusunda ikna etti.

Steel, Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı Steel McMaster’ı, Brennan’ı ve Amerika Dış İlişkiler Komitesi Başkanı John McCain’i hain olarak nitelendirerek, Brennan’ın Suudilerle çok iyi ve sağlam ilişkilerinin bulunduğunu, çünkü 1996-1999 yılları arasında Arabistan’da CIA müdürü olduğunu hatırlattı.

Suudilerin Riyad’daki eski CIA müdüründen yararlanması

İstihbarat konularında birçok eseri bulunan Amerika’nın bu eski subayı röportajının devamında, bu yıllar arasında Suudilerin Brennan’ı kullandıklarını ve aslında iki tarafın da Suriye’yi tahrip etmek istediğini söyledi.

El-Ahbar konun devamında şunları yazdı: ‘Eğer Han Şeyhun saldırısı öncesindeki ve sonrasındaki olaylara dikkat edecek olursak, Steel’in ifadeleri çok dikkat çekicidir çünkü bu olaydan önce Arabistan ve İsrail, Suriye’de yaşanan olaylar sürecinde en büyük kaybedenlerdi. Donald Trump hükümetinin IŞİD ile mücadelede Rusya ile iş birliği planı ve Beşşar Esad’ın iktidarda kalmasını kabul etmesi de bu olay öncesine kadar devam etmekteydi.

Washington ve Moskova’nın iş birliği, İsrail ve Amerika ihtilafının merkezidir

İsrail’in bu durumdan korkusu hakkında da şu hatırlatılmadır ki, bugün bir araştırmacı olarak Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Merkezinde görev yapan Daniel Shabyr ve Amerika’nın İsrail’deki eski Büyükelçisi şu ifadelerde bulunmuştur: ‘Amerika ve Rusya’nın Suriye’de terörizme karşı iş birliği içerisinde olma konusu, Amerika ve İsrail arasındaki büyük ihtilafların kaynağıdır.’

Arabistan ve İsrail’in Suriye’deki oyunun çemberinin dışında kalması

Bununla birlikte Arabistan ve İsrail, Türkiye’nin aksine bu şartlarda sadece tehdit altında kalmamış hatta tamamen Suriye’deki oyunun çemberinin dışında kalmıştır. Çünkü Türkiye, İran ve Rusya’nın yanında üçlü Astana müzakerelerinin bir tarafıyken, kendisini dünyadaki Sünni mezhebinin en önemli gücü ve bu konuda rol oynamaya layık bir ülke olarak gören Arabistan’ın böyle bir rolü olmamıştır.

Arabistan’ın Suriye’de hiçbir zaferi yoktur

Bu bağlamda Arabistan, özellikle de Yemen’de savaş bataklığına saplanmışken, Türkiye’nin aksine, Suriye’de hiçbir şekilde askeri olarak varlık gösterecek ve biz zafer sağlayacak durumda değildir.

Ama İsrail hakkında da şu söylenmelidir ki, onun Suriye’deki manevra fırsatı, Han Şeyhun olayından önce büyük ölçüde azaldı. Suriye Ordusu ve müttefiklerinin ilerleyişi dikkate alındığında da bu ülkenin durumu değiştirmeye çalışmaya çok ihtiyacı vardı.

Trump’ın Arabistan ve İsrail’in istediği yöne doğru çekilmesi

Bu açıklamalarla birlikte, Amerika ve İsrail’in son kazanma şansının Amerika’yı Suriye’deki denklemleri değiştirecek bir yöne doğu çekilmek olduğu ortaya çıkıyor ve bu eylem fiili olarak Suriye Hükümetinin Han Şeyhun’a kimyasal saldırı düzenlediği bahanesiyle Amerika’nın Şayrat Havaalanına düzenlediği saldırıda gerçekleşti.

Bu durumda, Trump’ın önceliklerinden birinin Barack Obama ile farklı olmak olmasına rağmen, İsrail ve Arabistan, Trump’ı kırmızı çizginin şekillenmesine ya da diğer bir tabirle Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullanmasının yasaklanmasına doğru yönlendirmede başarılı oldu ve sonuç olarak bu, kırmızı çizgilerden birinin görmezden gelinmesine kesin bir cevaptır.

Trump, Wall Street Journal’a verdiği bir röportajda, Beşşar Esad’ın görevden çekilmesi konusunda ısrarcı olmadığını ve asla Suriye’ye girmeyeceğini söyledi ve aynı zamanda, eğer Suriye Hükümeti bir kez daha kimyasal silah kullanırsa, tepki göstereceklerini vurguladı.

Burada Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in, Suriye hükümetine suçlamada bulunmak amacıyla Şam’ın güney bölgeleri olmak üzere Suriye’ye kimyasal saldırı düzenlenmesi konusunda çok önceden planlar yapıldığına dair bilgilere sahip oldukları yönündeki ifadelerine de değinmek gerekir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz