Perşembe , 14 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Dünkü işbirlikçileri Abdülmelik Rigi’ydi, bugünkü işbirlikçileri ise Sadık Şirazi!
Dünkü işbirlikçileri Abdülmelik Rigi’ydi, bugünkü işbirlikçileri ise Sadık Şirazi!

Dünkü işbirlikçileri Abdülmelik Rigi’ydi, bugünkü işbirlikçileri ise Sadık Şirazi!

Tahran Ve Meşhed’deki Suudi Arabistan Büyükelçiliği saldırısının arka planındaki failler hakkında herhangi bir karar çıkmadan, Amerikan istihbarat organı (Radyo Ferda’nın) detaylı bir raporunda Şirazi akımıyla ilgili olan suçlamaları neden reddettiği konusu dikkat çekici bir noktadır!

Kadimun sitesinin haberine göre; Tahran ve Meşhed’deki Suudi Arabistan Büyükelçiliği saldırısının failleri hakkında Cumhurbaşkanının ve adli makamların emri üzerine yasal işlem başlatılmasıyla saldırganların siyasi niteliğiyle ilgili gazetelerdeki spekülasyonlarda artış gösterdi.

Bazı yetkililer ve yerel medya arasında saldırıyı düzenlemekle suçlananlar kategorisinde yer alan akımlardan biri de Şirazi grubudur.

Ancak burada dikkat çekici bir nokta ise bu planın Amerikan istihbarat organı olan “Radyo Ferda’nın” olumsuz tepkisiyle karşı karşıya kalmasıydı. Zira burada Amerikan’ın resmi gazetesinin daha önceleri Cundullah terör örgütü lideri Abdullah Rigi’ye karşı takındığı tutumun aynısı gözlemlenmekteydi.

Radyo Ferda internet sitesinin “Şirazi taraftarları ve Suudi Büyükelçiliğine saldırı” başlıklı yazısında Şirazi akımını bu olaydan muaf tutuyor ve buna dair kanıtlar sunuyordu.

Aşağıdaki raporu tutukluluk süresinin bitmesiyle 1984 yılında Amerika’ya kaçan İnkılap karşıtı kaçak ve İslami Vahdet Kuvvetlendirme Ofisi eski üyesi Ali Afşari yazmıştır.

Radyo Ferda sitesi olayı şöyle yazmıştır: Saldırının faili olarak bazıları Ayetullah Seyyid Sadık Şirazi’nin taraftarlarını suçlamışlardır. Öte yandan ‘’Fararu” ve ‘’Rah-i Dânâ” ve ‘’Mansur Hakikat Pur” Milli Güvenlik Kurulu ve Dış Politika Genel Başkan Yardımcısı ve bazı muhafazakârlar ve onlara ait gazeteler, ellerinde geçerli ve sağlam kanıt olmadan Şirazi akımını Suudi Arabistan’ın diplomatik merkezlerine yapılan saldırıları organize etmekle suçlamışlardır.

CIA örgütünün organı bu akımın niteliğiyle ilgili olarak şunları kaydediyor: “Ayetullah Hamaney’e yakın güçler Sadık Şirazi destekçileri için İngiliz Şiiliği yaftasını kullanıyorlar. Bu suçlamaların gerekçesi ise bu Şii taklit merciinin Londra üzerinden faaliyet gösteren uydu kanalları olmasından dolayıdır.”

Radyo Ferda sitesi Suudi Arabistan Büyükelçiliğine yapılan saldırıyı Besicin üzerine yıkmak için çabalıyor ve konuyla ilgili olarak şöyle yazıyor: “Bu iddialar Suudi Büyükelçiliğine yapılan saldırının Besic güçlerini ve vilayete bağlı grupları aklama çabalarından dolayı tedirgin olunduğunu gösteriyor.”

Bu site, Şirazi akımını da şu şekilde tanıtıyor: “Ayetullah Seyyid Sadık Şirazi kardeşi Ayetullah Seyyid Muhammed Şirazi’nin vefatından sonra Şirazi akımının diğer İslam ülkelerindeki liderliğini üstlenen ve Kum şehrinde yaşayan geleneksel mercilerinden biridir. Bu akımın İran’ın yanı sıra Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da da kurumları bulunmaktadır.”

Seyyid Sadık Şirazi kardeşinin yolunu devam ettirdi ve hükümetin eylemlerine ve Velayeti Fakihin teorilerini eleştirmeye başladı. Onun sisteme ve Rehbere olan eleştirisi saldırgan ‘’ Yeşil Hareketinin” 2011 yılının Şubat ayında bastırılmasıyla en uç noktaya ulaşmıştır.

Öte yandan hükümetin Şirazilerden açıkça hoşlanmamasına neden olan konulardan biri de, onların Ehli Sünnetin liderlerine düşmanlık besleyen geleneksel bakışları, Halifelere lanet etmeleri ve Şiilikte Gulat inancı propagandası yapmalarıdır.

Şiraziler Ehli Sünnetle olan ihtilafların azaltılmasına karşı çıkıyorlar ve Ehli Sünnetle ilgili aşırı görüşe sahiptirler. Aynı zamanda onlar ‘’başa kama vurmanın” sevap olduğuna inanıyorlar ve özellikle Ayetullah Hamaney’in kama vurmanın haram olduğuyla ilgili fetvasından sonra bu hükümetle onların arasındaki karşıtlığı daha da arttırdı.

Radyo Ferda İslam ümmeti arasında ihtilaf çıkarmak için faaliyet gösteren, bu akımın uydu kanallarına uygulanacak yasal işleme dikkat çekerek şunları yazıyor: “Medya yetkilileri bu iddialar reddederek, onları komplo kurmakla suçladı. Bu olaydan sonra hükümetin Seyyid Sadık Şirazi’ye ve onun yakınlarına olan saldırısı arttı ve Ayetullah Hamaney’i de yapmış olduğu konuşmalar esnasında İngiliz Şiiliğini doğrudan hedef almıştır. Bu yüzden Suudi Büyükelçiliği saldırısını Şirazi akımıyla ilişkilendirilmesini geçmişi de göz önünde bulundurarak dikkate almalıyız.”

Amerikan’ın CIA organı Şehit Ayetullah Nimr’i bu akımla ilişkilendirerek şunları yazıyor: “Şeyh Nimr,  Ayetullah Seyyid Sadık Şirazi’nin öğrencisiydi ve aralarında yakın ve iyi bir ilişki vardı. Dolayısıyla Şirazi akımının Şeyh Nimr’in idamından dolayı öfkelenmeleri ve itiraz etmeleri beklenebilir. Ancak onların Suudi Arabistan’ın diplomatik merkezlerine yapılan saldırılarla ilgili bağlantıları zihinlerde soru işareti bırakarak onu gerçeklikten tamamen uzak bir suçlamaya ve spekülasyona dönüştürebilir ve bunun için çeşitli deliller öne sürülebilir.”

Oysa şehit Ayetullah Nimr’in Seyyid Sadık Şirazi’yle olan ilgisi hiçbir şekilde ispatlanmamıştır. Ve şehit Nimr’in Şirazi’yle öğrenci hoca ilişkisi iddiasını reddetmek için birçok kanıt vardır. Şeyh Nimr ile Seyyid Sadık Şirazi arasındaki en temel ve en derin entelektüel ihtilaflarla ilgili başlıca konular Velayeti Fakih, İmam Mehdi’nin gaybet döneminde İslam hükümeti ve İslam hükümetinin ulusal ve uluslararası arenalardaki İslami sistem etkinlikleri gibi konulardır. Nitekim bununla ilgili Şeyh Nimr’in yayınlanmış videoları da mevcuttur.

Radyo Ferda Büyükelçiliğe saldırı suçlamalarını reddetmesinin ardından Şirazı akımından mücadelelerini makul, barışçıl ve ılımlı bir şekilde yürüten bir akım olarak söz ediyor! Bu Amerikan medyası şöyle devam ediyor: “Ayetullah Seyyid Muhammed Şirazi’nin mücadelesindeki barışçıl ve reformist görüşlerinin renkli bir konumu vardı. Şiraziler hiçbir zaman şiddete başvurmamışlardır ve hükümetle çatışmamışlardır. Onlar Suudi Büyükelçiliğine saldırıyı organize ediyor olsalardı o zaman burada ciddi bir soru ortaya çıkıyor, peki neden emniyet güçlerinin son 2 yılda Seyyid Sadık Şirazi’nin evine düzenlediği çeşitli baskınlar ve zulümleri karşısında buna benzer eylemler yapmadılar?”

Radyo Ferda internet sitesi bu akım hakkındaki suçlamaları çeşitli deliller ve kanıtlar sunarak reddederek şunları yazıyor: ‘’Dolayısıyla açıklanan bilgilere dayanarak, Meşhet ve Tahran’da bulunan Suudi Arabistan Büyükelçiliği ve Konsolosluğuna yapılan saldırıyla bağlantılı oldukları iddia edilen Şirazi akımı tanıklıklara ve kanıtlara dayanarak bu iddianın geçersiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Ve aslında bu suçlama asıl failleri gizlemek için yanlış adres gösterildiğini akıllara getiriyor.”

Öte yandan Amerikan Hükümeti medyası suçlama oklarını namaz kılan halka yöneltiyor ve şüpheli Şirazi akımını akladıktan sonra, bu hadisenin sorumlusu olarak Cuma cemaatini sorumlu olarak tanıtıyor. Radyo Ferda sitesi şöyle yazıyor: ”Geçen haftaki Cuma namazından sonraki gösteri zincirlerinde ve aynı doğrultudaki pozisyonlar ve güvenilir ipuçları Suudi Arabistan Büyükelçiliğine saldırı düzenleyen sorumluların ve faillerin tespit edilmesi ve ortaya çıkarılması için uygun bir ortamdır.”

Tahran ve Meşhed’deki Suudi Arabistan Büyükelçiliği saldırısının arka planındaki failler hakkında herhangi bir karar çıkmadan, Amerikan istihbarat organı (Radyo Ferdanın) detaylı bir raporunda Şirazi akımıyla ilgili olan suçlamaları neden reddettiği konusu dikkat çekici bir noktadır!

Kuşkusuz bu, Yüce Rehberin İngiltere ve Amerika’dan yönetilen Şiiliğin hoparlörlerden tanıtılması ve tebliğ edilmesi konusundaki endişesinin yerinde ve doğru olduğunu gösteriyor. Ve tam da burada ‘’dananın kuyruğu koptu” atasözünü kullanmak yerindedir. Ve Radyo Ferdanın ‘’Abdülmelik Rigi” gibi bir teröristle röportaj yapmasından sonra ‘’sır perdesi defalarca aralandı.”

İntizar.web.tr

Çev: Gülden Koşaca

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz