Pazartesi , 11 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Güvenli bir İsrail için; Suriye’nin parçalanması
Güvenli bir İsrail için; Suriye’nin parçalanması

Güvenli bir İsrail için; Suriye’nin parçalanması

İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Yair Solan, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın da savaşmak zorunda kaldığı Suriye İç Savaşı’nın İsrail’in kuzey sınırlarının güvenliğini arttırdığını bildirdi.

Hem Suriye ve hem Lübnan’daki durum üzerine konuşan üst düzey güvenlik yetkilisinden gelen açıklamalar bu yöndeki varolan görüşleri güçlendirdi. Lübnan hakkında ise, Hasan Nasrallah’ın, İsrail’e yönelik, bir başka savaş çıkması halinde çok büyük yara alacağı yönündeki hararetli uyarısına rağmen, İsrail İstihbaratı’nın tahminleri Hizbullah’ın zayıfladığı ve İsrail’e meydan okumaya cüret edemeyeceğini yönünde.

İlk bakışta, askeri uzmanlar ve analistler tarafından geçtiğimiz yıllarda sürekli tekrarlanan önemsiz sözler gibi görünen bu açıklamaların önemi ilk kez böylesi üst düzey bir askeri yetkiliden gelmesi.

Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Moshe Ya’alon’un kaygıları devam ettiği sürece, böylesi açıklamalar biraz aykırı görünüyor. Eğer güvenliğimiz daha da iyi bir durumdaysa, ordunun bütçesine daha fazla artırmanın gerçekten gereği var mı? Ve her seferinde İran’a, Hizbullah’a, ve İslam Devleti’ne karşı tetikte bulunmamızı nasihat eden Netanyahu’nun tavrına ne demeli? Gerçekten de, İsrail’in stratejik konumu hiçbir zaman bugünkünden iyi olmamıştı.

Tıka-basa silahlanmış olan Libya ve Irak gibi Arap devletleri parçalandı. Mısır, Sina yarımadasında da terör tehlikesi oluşturan Hamas’a karşı, İsrail’in askeri ve istihbari müttefiki haline geldi.
İç savaştan 50 ay önce Suriye, İsrail için en büyük tehditti, gerçi o zaman bile meseleleri yakından takip edenler Suriye’nin o kadar da ciddi bir tehlike olmadığını biliyorlardı.

 

Geldiğimiz noktada, Suriye artık üniter bir devlet görüntüsünden çok, parçalanmış bölgelerden ibaret bir görüntü veriyor.
Kuzeydoğu’daki küçük bir bölge Kürtlerin bölgesi.

Ülkenin yarısı, bilhassa Doğu’daki çoğu çölden ibaret olan alan IŞİD kontrollünde.

Kuzey Suriye, güneydeki İsrail sınırı, Golan Tepeleri çoğunlukla Nusra Cephesi’nin elinde (El Kaide ile ilişkili bu grup Katar’dan finanse ediliyor).

Geriye kalan, yani Şam, Halep’in merkezi, Humus ve Alevi azınlığın çoğunlukta olduğu liman kentleri Lazkiye ve Tartus rejimin kontrolünde.

Güneydoğu Suriye’de ise Ürdün sınırı civarında Jabal al-Druse (Dürzi Dağı) bölgesinde bir Dürzi yapılanması da yolda.

Suriye Ordusu parçalanıyor.

İran, Esad rejiminden geriye kalanı kurtarmak için destek vermeye devam ediyor, bir yandan da bu uğurda ölüme gönderilebilecek Hizbullah savaşçılarının da bir sınırı olduğunun bilincinde.
Suriye’deki durum tam bir kaosa dönüştü. Suriye ABD Büyükelçisi resmi twitter hesabından Salı günü yaptığı açıklamalarda, Suriye Hava Kuvvetleri’nin Halep bölgesindeki isyancı mevzilerini vurduğunu ve yine rejim karşıtı olmakla birlikte muhaliflere de düşmanca tavır takınan IŞİD’e yardım ettiğini iddia etti.

Suriye’de neler döndüğünü ve kimin kime karşı olduğunu mantıkla açıklamak oldukça zor. Sanki herkes birbirine karşı gibi.

Hal böyleyken, herhangi bir spekülatif rapor ya da dedikodu birdenbire büyüyor ve manşetlere taşınıyor, Salı günü Lübnan basınında yer alan İsrail Hava Kuvvetleri’nin tekrar Lübnan mevziilerini bombaladığı haberi gibi.

Hizbullah’la ilişkili Al-Manar televizyonu bu haberin gerçekdışı olduğunu hızlıca servis ederken, İsrail tarafından ise, alışıldığı gibi, habere ne bir onama ne de itiraz geldi.

Her şey mümkün, İsrail saldırmış da olabilir, haberler gerçekdışı da olabilir.

Suriye İç Savaşı’nda mümkün olamayacak bir haber yok.

medyasafak

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz