Cumartesi , 21 Ekim 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Hamas’ın direniş yönündeki yapısal değişimi Suudileri öfkelendirdi
Hamas’ın direniş yönündeki yapısal değişimi Suudileri öfkelendirdi

Hamas’ın direniş yönündeki yapısal değişimi Suudileri öfkelendirdi

Hamas’ın askeri kanadı, siyasi kanadın İran’ın bölgedeki programına en ilgisiz olduğu dönemde dahi Tahran’ın yardımlarından yararlandı. Bu yardımlar sayesinde de İsrail’in 2014’teki Gazze saldırısından zaferle çıkmayı başardı. Bu, bir yorum değil; Hamas liderlerinin açıkça ifade ettiği bir durumdur.

Mashreghnews.ir

Yerel, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ışığı altında öyle gözüküyor ki Hamas, bölgesel denklemde var olmak ve Direniş Eksenini oluşturan en önemli unsurlardan biri olarak konumunu korumak için nihai bir karar aldı.

Bunun bir örneğini, Hamas liderlik konseyinin siyasi büronun 19 kişilik şurası için yaptığı seçim sürecinde görmek mümkün.

Bu seçimlerde 2 teknokrat temsilciye karşılık askeri kanada bağlı 17 direniş temsilcisi seçildi. Bu arada Gazze ve Batı Şeria kontenjanından seçilen 12 üyenin tamamı, askeri kanat arasından seçildi. Filistin dışındaki kontenjandan seçilen 6 üyenin 4’ü de yine askeri kanat unsurlarından oluşuyor.

Bu gelişme, son dönemde bazı Hamas unsurlarını etkilemeye çalışan uzlaşmacı politikaların yenilgisi olarak değerlendirilebilir.

Hamas’ın askeri ve siyasi kanatlarındaki değişimin seyri

Suriye savaşının başlaması, İran’la Hamas arasında ihtilafların ortaya çıkmasına neden oldu. Hamas, bu krizin başlarında Suriye hükümetine karşı Müslüman Kardeşler’e bağlı terörist grupları destekledi; siyasi bürosunu Şam’dan Doha’ya taşıdı.

İran ise en başından beri Suriye’ye yönelik kurulan bölgesel komplonun mahiyetinin farkındaydı ve Suriye devletine yönelik bir askeri cephe açılmasının sadece Şam’ı değil Hamas’ın da yer aldığı Direniş Eksenini hedef alan bölgesel bir komplo olduğunu biliyordu.

Bu krizden dolayı İran-Hamas ilişkileri zayıfladı; ancak iki tarafın da dirayeti sayesinde esaslı bir değişime uğramadı. İlişkiler asgari düzeyde kalmaya devam etti.

Derken son iki yıl içerisinde Hizbullah, yaşanan sorunun çözümü için özel bir çaba gösterdi. Bu çabanın kaynağı, Hamas’ın Suriye’de yaşananların arka planındaki gelişmeleri öğrenmesini sağlamaktı. İki taraf, Suriye konusundaki ihtilafları bir tarafa bırakarak ilişkilerini devam ettirme hususunda anlaştı.

Bununla birlikte bölgedeki gelişmelerle ilgili görüş farklılıkları, Hamas’ın içine de yayılmaya başladı. Yahya Sinvar liderliğindeki Hamas askeri kanadı, Katar’da ikamet eden eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’le ihtilaf içindeydi.

Bu ihtilafın en temel noktalarından biri Yahya Sinvar’ın Suriye savaşı ile birlikte İran’la bozulan ilişkilerin yeniden güçlendirilmesini istemesiydi. Gözünü Arap ülkelerinin petro dolarlarına dikmiş olan Halid Meşal ise İran’la ilişkilerin iyileşmesinin Hamas’ın Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin bozulmasına neden olmasından kaygılanıyordu.

Bir başka ihtilaf konusu da Hamas’ın askeri kanadının idari protokollerden bağımsız olarak Gazze’ye ve Hamas’ın caydırıcılık gücünün arttırılmasına daha fazla bütçe ayrılmasını istemesiydi. Hamas’ın askeri kanadı, siyasi kanadının aksine birçok konuda özellikle Direniş Ekseni konusunda İran’la görüş birliği içerisindedir.

İran, Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları ile hiçbir zaman ilişkisini kesmediği gibi Siyonist rejimin 2014’teki Gazze saldırısında Hamas’a yardımlarını da arttırdı.

Hamas’ın askeri kanadı, siyasi kanadın İran’ın bölgedeki programına en ilgisiz olduğu dönemde dahi Tahran’ın yardımlarından yararlandı. Bu yardımlar sayesinde de İsrail’in 2014’teki Gazze saldırısından zaferle çıkmayı başardı.

Bu, bir yorum değil; Hamas liderlerinin açıkça ifade ettiği bir durumdur. Bu, iki taraflı bir ilişkidir. İran’ın Filistin topraklarının ileri hattında Hamas’a ihtiyacı var. İzzeddin el-Kassam Tugaylarının da İsrail’le savaşabilmek için silaha ihtiyacı var. Bu silahların önemli bir bölümünü İran karşılıyor. Arapların İsrail’le ilişkilerini normalleştirme çabaları karşısında Kassam Tugayları’nın İran’dan başka güvenilir bir alternatifi bulunmamaktadır.

Doğal olarak Hamas mevcut şartlarda eğer bölgedeki Arap rejimlerine yaklaşmak isterse kendi tüzüğünde ve stratejisinde köklü bir değişime gitmek ve tıpkı 30 yıl önce el-Fetih’in girdiği yola girmek zorundadır.

Ayrıca öyle gözüküyor ki İsmail Heniye’nin Siyasi Büro başkanlığına seçilmesi, Hamas’ın İran’la diplomatik ilişkilerini yeniden başlatmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmıştır. Hamas’ın askeri kanadının önemli simalarından biri olan İsmail Heniye, Halid Meşal’e göre İran’a daha yakın bir yaklaşım içerisindedir.

Bütün bu şartlara ilaveten Katar’ın Arap rejimlerinin baskıları sebebiyle Hamas’a merhametsiz davranmaya başlaması, öte yandan Hamas’ın son siyasi vesikasındaki bazı belirsizlikler, Hamas siyasi bürosunda benzersiz bir sarsıntı yarattı.

İsmail Heniye, Hamas’ın asli müttefiki olan Katar’ın desteğini kaybettiği bir konjonktürde yeni rolünü oynamaya başladı. Öyle gözüküyor ki yukarıda bahsi geçen şartlar içinde Hamas Hareketini ayakta tutabilmek için askeri kanada daha fazla yaklaştı.

Muhtemelen bu sebeple Suudi ailesinin en önemli propaganda aygıtlarından biri olan er-Riyadgazetesi, İran Cumhurbaşkanının yemin törenine katılan Hamas heyetinin fotoğrafını yayımlayarak Hamas’ı terör örgütü olarak niteledi ve Hamas heyetinin Tahran ziyaretini eleştirdi.

Siyonist rejim ordusu sözcülerinden Avichai Edrai de Twitter hesabından er-Riyad gazetesinin bu eleştirilerini paylaşarak memnuniyetini ifade etti.

Hamas liderlerinin Tahran’ın resmi davetiyle İran’daki resmi törenlere katılımı geçmiş yıllarda sıradan bir durum sayılıyordu.

Ancak Tel Aviv’i ve Suudileri bu kadar öfkelendiren şey şuydu: Onlar, son yıllardaki gelişmeler doğrultusunda Hamas’ın tutumunu değiştireceği üzerine hesaplar yapmıştı; ancak Hamas’ın bu adımı onlara hesaplarının yanlış olduğunu göstermiş oldu.

Çeviren: Hüseyin Mahir

www.medyasafak.net

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz