Perşembe , 14 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Haberler » Hicaz İşgalcisi Suud Rejimi ve başarısızlığının bir yılı
Hicaz İşgalcisi Suud Rejimi ve başarısızlığının bir yılı

Hicaz İşgalcisi Suud Rejimi ve başarısızlığının bir yılı

2016 yılı Suud hanedanı ve Riyad elebaşıları için adeta kabuslarla dolu bir yıl oldu. Ancak bu yılın sona ermesi ve yeni yıla girilmesi Suud rejiminin kabusları ve sıkıntılarının bittiği anlamına gelmiyor, nitekim Suud rejimi çeşitli askeri, siyasi ve iktisada alanlarda kendi elleriyle yarattığı sıkıntılarla uğraşmaya devam etmek zorunda kalacağı gözleniyor.

Suudi Arabistan’ın 2008 – 2015 yılları arasında dünyada silah ve askeri teçhizat alımında ilk sırada yer alması ve Suud hanedanının bu ülkeye 93.5 milyar dolar silah ve askeri teçhizat ithal ettiğinin açıklanması, 2016 yılının sonlarına doğru dünyada medya ve siyaset çevrelerinin ilgi odağına yerleşen bir konu oldu.
Amerikan kongresi araştırma merkezinin raporuna göre Suud rejiminin silah alımı için ödediği 90 küsur milyar dolarlık para aslında Suudi Arabistan’ın 2015 yılındaki bütçe açığı ile hemen hemen eşit düzeyde olan bir paraydı. Suudi Arabistan rejimi 2016 yılında da 87 milyar dolar bütçe açığı ile karşılaştı. Şimdi de 2017 yılına girildiği şu günlerde Arabistan’ın bütçe açığının 52 milyar dolara ulaştığı ifade ediliyor
Son yıllarda petrol fiyatlarının aşırı derecede düşmesi Arabistan’ın petrole bağlı ekonomisine ağır darbe indirdi, üstelik bu ülkenin döviz stokları da yanlış mali politikaları ve özellikle askeri alanlarda baş döndüren harcamaları yüzünden erimeye başladı. Tüm bu iktisadi sorunlar Suud hanedanı bölgede konumunu yükseltmek için akılcı politikalar izlemek yerine kendilerini askeri savaş ve tekfirci terör örgütlerini desteklemek gibi beyhude işlere bulaştırdılar.
Gerçekte bugün Suudi Arabistan ne bölgede ve ne de uluslararası arenada uygun konumu bulunuyor. Suriye ve Yemen milletlerine dayattığı savaşta büyük hezimetlere uğraması, Lübnan siyaset arenasındaki başarısızlığı, Mısır’la ilişkilerinin bozulması, İran ve 5+1 grubunun nükleer anlaşmasının ardından İran’ın bölgede her geçen gün gücünün artmasından duyduğu kaygı, uluslararası arenada işlediği cinayetlere yönelik artan eleştiriler; Suud elebaşlarının konumunu, hem Arabistan kamuoyu ve hem de bölge ve dünya kamuoyu gözündeki imajını iyice zedeledi ve bu rejimi zor durumda bıraktı.
Bu durum, Arap ve dünya medya ve siyaset çevrelerini 2016 yılında Suudi Arabistan’ın sıkıntılı günlerini masaya yatırmaya zorladı.
Arabistan’ın en büyük haber kanallarından El Arabiye TV kanalı, Amerika’nın CNBC haber kanalının Arapça yayını, Londra’da yayımlanan El Arab gazetesi ve Lübnan’da yayımlanan Es-Sefir gazetesi gibi birçok medya organı petrol fiyatlarının düşmesine işaret ederek Arabistan’ın iktisadi sorunlarını ve bu ülkenin sorunlu geleceğini ele aldı. Söz konusu medya organları ayrıca Arabistan’ın 2016 yılında karşılaştığı iktisadi sıkıntıları da masaya yatırdı.
Arabistan mali işleri komisyonu sekreteri Muhammed El Toyceri geçen ay El Arabiye TV kanalına verdiği mülakatta, Riyad yönetimi dünya piyasalarından on ila on beş milyar dolar ve yine iç piyasadan da 15 milyar dolar borç almak sureti ile bütçesindeki yetersizliği telafi etmeyi düşündüğünü belirtti.
Amerika’nın CNBC haber kanalı ise internet sayfasında yayımladığı raporunda Riyad yönetimi 2030 ufku adlı planında ilk bütçesini açıkladığını yazdı.
Aslında Suudi Arabistan dünya petrol piyasalarında fiyatların düşmesinden sonra 2017 yılında art arda dördüncü yıl bütçe açığı sorunu ile karşı karşıya geliyor. Suudi Arabistan ekonomisinde öngörülen ortalama giderlerin tutarı yaklaşık 237,2 milyar dolar olarak belirtilirken gelirlerin yaklaşık 184,4 milyar dolar civarında öngörüldüğü gözleniyor. Bu yüzden 2017 bütçesinde bu ülkenin 52,8 milyar dolar bütçe açığı ile karşılaşması bekleniyor.
CNBC haber kanalı raporunu şöyle sürdürüyor:
Arabistan yönetimi son aylarda yakıt, su ve elektrik fiyatlarını arttırmak, bakanların maaşını ve memurların primlerini azaltmak gibi kemerleri sıkma politikasını gündemine aldı. Ekim 2016 tarihinde Arabistan uluslararası piyasalara sürdüğü değerli evrakları ile yaklaşık 17,5 milyar dolar borç aldı. Bundan önce de Arabistan yönetimi iç piyasalardan borç almak zorunda kaldı.2016 yılının sonunda Arabistan’ın borçları 85 milyar dolara ulaştı ki bunun üçte birini dış borçları oluşturuyor. Arabistan ayrıca ekonomisine çeşitlilik kazandırmak amacıyla Aramco petrol firmasının hisse senetlerinin en az %5 kadarını satışa çıkarmayı planlıyor.
El Arab gazetesi ise geçen ay yayımladığı raporunda petrol fiyatları dalgalandığı takdirdeSuudi Arabistan yönetiminin orta ve uzun vadede mali sıkıntıya düşeceğini ve bu durumdan da kurtulamayacağını yazdı. Dünya piyasalarında ham petrol fiyatlarının düşmesinden başka bölgede yaşanan güvenlik sorunları ve Yemen savaşının bedeli de Riyad’ın omuzlarında ağırlık ediyor.
Lübnan’ın Essefir gazetesi ise iki ay önce yayımladığı raporda şu ifadelere yer verdi:
2016 yılı Arabistan ve iktisadi durumu için oldukça kötü bir yıldı. Petrol fiyatları düştü ve bu ülke Yemen bataklığına saplandı. Şimdi Amerika başkanlık seçimlerinden Donald Trump’ın zafer kazanması ile beraber Arabistan muğlâk bir senaryo ile karşı karşıya geldiği anlaşılıyor. 2016 yılı Arabistan için tüm cephelerde hezimet yılı oldu.
Lübnan’ın El Ahd internet sitesi de Suud rejiminin geçen sene uğradığı hezimetleri sıralayarak 2016 yılını Suudi Arabistan için art arda hezimete uğrama yılı olarak değerlendirdi. El Ahd sitesi 2016 yılı Arabistan için hem iç ve hem dış siyaset arenasında oldukça önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olduğunu vurguladı. El Ahd, 2016 yılında Suudi Arabistan ve Amerika ilişkileri, Riyad yönetimini terör hamisi sanık sandalyesine oturtacak kadar karardığını, Amerika’da terör hamilerine karşı Jasta yasası onaylandığını ve yasaya göre 11 Eylül 2001 terör saldırılarına karışmış olmaları muhtemel olan Suud prensleri Amerika topraklarında yargılanmaları gerektiğini belirtti.
Lübnan’ın El Ahd sitesi raporunu şöyle sürdürdü:
Riyad’ın Yemen savaşında hezimete uğraması, SuudiArabistan’ın bölgesel üstün güç imajını iyice tahrip etti. Yine ağır mali bedel ve savaş giderlerinin artması ve Yemen savaşında belirlenen hedeflere ulaşılamaması da Riyad için büyük bir yenilgi sayılıyor. Yemen savaşında Yemen ordusu ve halk güçleri bazen Arabistan’ın en derin noktalarını da hedef aldı.
Suudi Arabistan bölgede tekfirci terör örgütlerine verdiği askeri ve mali tüm desteklere rağmen Irak ve Suriye’de her türlü stratejik ilerleme kaydetme konusunda bozguna uğradı. Irak’da halk güçleri ve ordu birlikleri Musul’da ve Suriye’de ordu birlikleri ve direniş güçleri Halep ve diğer bazı bölgelerde büyük zaferler kazandı, oysa Suudi Arabistan’ın bu iki ülkeye karşı şom planlarının hiç birinde herhangi bir ilerleme kaydedilemedi.
El Ahd sitesi raporuna şöyle devam etti:
Öte yandan Suudi Arabistan siyaset arenasında da Lübnan’da büyük hezimete uğradı. Suud rejimi uzun süre bekleyişin ardından sonunda Mişel Aun’un Lübnan’da Cumhurbaşkanı seçilmesi sürecinde teslim olmak zorunda kaldı. Lübnan’da durum Hizbullah hareketi ve müttefiki İran’ın istediği biçimde ilerledi. Öte yandan Suudi Arabistan Mısır’a yaptığı onca yardımlara rağmen, Kral Salman’ın Kahire ziyareti ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile imzaladığı onca anlaşmaya rağmen Mısır’la ilişkilerini düzeltmekte de hezimete uğradı. Bugün Mısır açıkça ve geniş bir şekilde Rusya ile teamül için hareket ediyor ve Suriye yönetimi ve Iraklı yetkililerle irtibat kurarak bu iki ülkeye yaklaşıyor.
El Ahd sitesine göre Mısırlı birçok yetkili bugün Suudi Arabistan ve Fars körfezinde yer alan bazı emirliklerin Mısır’da ihvan hareketi ve Mısır ordusu ve vatandaşlarını hedef alan terör örgütlerini desteklediğine inanıyor. Öte yandan Suudi Arabistan Salman bin Abdulaziz’in Manama zirvesinde gündeme getirdiği ittifak planında da başarısız olduve FKİK ülkelerinin liderlerinin hayır cevabı ile karşılaştı.
El Ahd sitesi raporunu şöyle noktaladı:
Suudi Arabistan Rusya ve direniş ekseni arasındaki ilişkileri bozmakta da başarısız oldu. Nitekim Riyad Moskova’ya sunduğu onca mali ve iktisadi puana karşın Rusya’yı kendi saflarına çekemedi. Rusya Suriye’deki varlığını stratejik çıkarları doğrultusunda değerlendiriyor. Yine Suudi Arabistan’ın bir başka büyük hezimeti İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan nükleer anlaşmanın yürürlüğünü engellemekte başarı sağlayamamasıydı. Bu anlaşma ise İran için siyasi ve diplomatik açından büyük bir zaferdi.
Parstoday

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz