Salı , 20 Şubat 2018
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » İmam Humeynî’nin İnkılâbı, İmam Mehdî(a.f.) Devleti’nin Hazırlayıcısı (Özel)
İmam Humeynî’nin İnkılâbı, İmam Mehdî(a.f.) Devleti’nin Hazırlayıcısı (Özel)

İmam Humeynî’nin İnkılâbı, İmam Mehdî(a.f.) Devleti’nin Hazırlayıcısı (Özel)

Doğum gününü idrak ettiğimiz Zamanın Sahibi, Âlemin Kalbi ve Göz Bebeği’ne, Varlığın Değirmentaşı ve İmkân Aleminin Kutbu İmam-ı Zaman Hz. Mehdi’ye (Allah zuhurunu acil kılsın) selam ile… Ve asrın Mesih Nefesli Putkıranı İmam Humeyni’yi yâdederek

Bütün İslam mezheplerinin ittifak ettiği bir husus vardır: Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed’den (s.a.a)  varid olan çok sayıda hadis-i şerifte, Hz. Peygamber’in neslinden vaat edilen (mevud) Mehdî’nin zuhur edeceği belirtilmiştir. Bu hadis-i şeriflere göre vaat edilen Mehdî ahir zamanda zuhur edecek ve zulümle dolmuş dünyayı adaletle dolduracaktır.1 Bundan hiçbir kuşku yoktur. Farklı Ehlisünnet mezheplerinden çok sayıda âlim bu hadislerin sıhhatini tasrih etmiş, kimi âlimler ie bu hadislerin sahih olduğunu ispatlamak için ilmî çalışmalar yapmış ve bu konuda kitaplar yazmışlardır.2 Bu bakımdan Ehlisünnet’in dört mezhebine mensup fakihler vaat edilen Mehdî’nin zuhurunu inkâr edenlerin katlinin vacip olduğuna veya iddiasından vazgeçinceye değin gerekirse güç kullanılarak tedip edilmesine dair fetva vermişlerdir.3

Ehlibeyt’e tabi Şiîler açısından bu hadis-i şeriflerin sahih olduğu kesindir ve Şia’ya göre vaat edilen Mehdî’nin zuhuruna inanmak mezhebin inkâr edilemez şartlarından bir tanesidir. Bunun da ötesinde Şia’ya göre Hz. Mehdî’nin zuhuruna iman, araştırarak yakin elde edilmesi gereken inanç esaslarından bir tanesidir. Zira Şia’ya göre İmamet, usul-i dindendir ve vaat edilen Mehdî’ye iman, İmam Mehdî Hz. Peygamber’in halife ve vasilerinden biri olduğundan, İmamet inanç esasının gereklerindendir. İmamet konusunda Şiî kelam kitaplarında Kur’ân ayetlerine, sahih hadislere ve ayrıca aklî delillere dayalı incelemeler mevcuttur.4

Kurtarıcı inancının umumiyeti

Farklı semavî dinlerin müşterek inançlarından bir tanesi ahir zamanda Allah tarafından vaat edilen bir ıslah edicinin, kurtarıcının zuhur edeceği inancıdır. Nitekim bütün dinlerde, her ne kadar kim olduğu noktasında görüş ayrılığı olsa da, bu ıslah edicinin zuhuru müjdelenmiştir. Bununla birlikte vaat edilen ıslah ediciye dair farklı dinî metinler incelendiğinde kast edilenin kişinin Hz. Peygamber’in Ehlibeyti’nin inandığı ve müjdelediği İmam Mehdî olduğu açıkça anlaşılır.5 Üstelik dünyanın kurtarıcısı inancı materyalist dünya görüşlerinde de bulunmaktadır. Buna göre kurtarıcının zuhur edeceğine inanmak, her inançtan çok sayıda insanı kendisine çekmiştir.6

Müşterek metinlerde zemin hazırlayıcı harekete dair ifadeler

Hz. Mehdî hakkında rivayet edilen hadis-i şerifleri incelediğimizde, Ehlisünnet ile Şia arasındaki müşterek noktalardan birinin, Hz. Mehdî’nin zuhurundan önce İran merkezli bir zemin hazırlayıcı inkılâbın gerçekleşeceği olduğunu görürüz. Hiçbir muhalif görüşle karşılaşmayan böylesi bir görüş birliği, hadislerin sahih olduğunun, en azından müşterek mazmunun sıhhatinin en açık delilidir.

Burada Şia ve Ehlisünnet nezdinde muteber sayılan kaynaklardan örnek birkaç hadis-i şerif nakledeceğiz:

1. İbn Macce, Tirmizî ve Beyhakî Sünen‘lerinde, Taberanî Mucemu Vasit‘inde, KurtubîTezkire‘sinde, İbn Kesir  Fiten‘inde, Heysemî Mecmau’z-Zevaid‘inde, Suyutî Havi‘sinde, İbn Hacer Kavlu’l-muhtasar‘ında ve es-Savaiku’l-Muhrika‘sında, Hindî Kenzü’l-ummal‘ında ve el-Burhan fî alamati Mehdi el-ahiru’z-zaman‘ında şöyle nakleder: Hz. Peygamber’den (s.a.a) rivayet olunur: “Maşrıkta bir halk kıyam edecek ve Mehdî hükümetinin altyapısını hazırlayacak.” Eski kaynaklardan Maşrık’ın İran’a tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca başka bazı rivayetlerde bu halkın, Horasanlı, Kumlu veya Taleganlı halk olduğu belirtilmiştir. Bütün bu topluluklar bugünkü İran’da yaşamaktadırlar. Rivayetlerde dönemin mamur ve gelişmiş şehirlerinin isimleri zikredilmiştir.7

2. İbn Davud ve Nesaî Sünen‘lerinde, İbnü’l-Münadi Melahim‘inde, Kurtubî Tezkire‘sinde, İbn KesirFiten‘inde, Hamidî el-Cem beyne’l-Sahiheyn‘inde İmam Ali’den Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Maveraünnehir’de Haris bin Haris adında bir adam kıyam edecek ve onun karşısında Mansur denilen biri olacak ve Kureyş’in Hz. Peygamber’e zemin hazırladığı gibi Âl-i Muhammed (s.a.a ) için zemin hazırlayacak. Ona yardım etmek her mümine farzdır (veya: Onun davetine icabet edip olumlu yanıt vermek her mümine farzdır).8Bu hadiste zikrolunan isimler bir çeşit remizdir. NitekimMelahim‘deki birçok hadis-i şerifte benzer remizlerle karşılaşırız. Bu isimlerle kastedilen haberdar bir insan veya ameli faydalı olan, yani işi neticeye ulaşan kimsedir.

3. Hatib-i Bağdadî ve Deylemî, İbn Abbas ve Ebu Hüreyre’den şöyle rivayet ederler: “Siyah bayraklar dalgalandığında Fars kavmine ihtiram edin; çünkü devletiniz onlarladır.”9Bu hadis-i şerifteki devletten kasıt İslamî Mehdî hükümetidir.

4. İbn Hammad, İbn Ebi Şebih, İbn Macce, Ukaylî ve Heysem bin Kuleyb Mesnedu Sahabe‘de, İbnü’l-Münadi ve Hakim Müstedrek‘te, Danî Sünen‘inde, İbn Habban, Ebu Nuaym ve İbn Talha el-Kuncî, Makdesî ve İbn Kayyım el-Menaru’l-munif‘te, Zehebî Mizanu’l-itidal‘de, İbn Kesir Fiten‘inde, Suyutî el-Havi, Hasais, Cemu’l-cevami ve Durrü’l-mensur‘unda, İbn Hacer Savaik‘inde, Hindî el-Burhan ve Kenzü’l-ummal‘ında, Şevkanî el-Tavzih‘inde İbn Mesud’dan şöyle naklederler: “Hz. Peygamber’in huzuruna vardık. Efendimiz bize doğru teşrif buyurdular. Yüzünde neşe belirtileri vardı. Ne sorarsak soralım cevap veriyordu. Soru sormadığımız zamanlarda da kendisi konuşuyordu. O esnada içlerinde Hasan ve Hüseyin’in de bulunduğu Kureyşli gençlerden oluşan bir topluluk oradan geçiyordu. Hz. Peygamber, Hasan ile Hüseyin’i görünce onları kucakladı, gözleri yaşardı. Ya Resulullah! Sizi üzen, bizim de üzülmemize sebebiyet veren şey nedir? diye sorduk. ‘Biz Allah’ın bizim için ahireti dünyaya tercih ettiği Ehlibeytiz. Benden sonra Ehlibeyt’im yersiz yurtsuz kalacak ve bu, siyah bayraklılar maşrıktan kıyam edip hakkı talep edinceye dek böyle sürecek. Ancak hak onlara verilmeyecek. Bunun üzerine bir kez daha hakkı talep edecek, bu uğurda savaşacak ve zafer elde edecekler. İçinizden veya neslinizden her kim o zamanı idrak ederse kar üzerinde yüzükoyun sürünerek de olsa mutlaka Ehlibeytim’in imamına tabi olsun. Çünkü onlar hidayet sancağını Ehlibeyt’ten birine tevdi edecekler. Ve o, zulümle dolan dünyayı adaletle dolduracak’ buyurdu.”10

Hadis-i şerif bayrakların Hz. Mehdî’nin zuhurundan önce onun adına dalgalanacağına ve halkı ona davet edeceğine işaret etmektedir.

Sünnî muhaddislerin Hz. Ali’den ve diğer Ehlibeyt İmamları’ndan naklettikleri birçok hadiste benzer ifadelere rastlarız. Ayrıca Şiîlerin naklettikleri hadislerde de aynı hususlar tekrarlanmıştır. Şimdi bu hadis-i şeriflerden örnekler nakledeceğiz.

5. Numanî el-Gaybe‘sinde kendi senediyle İmam Bâkır’dan (a.s) şöyle nakleder: “Sanki maşrıktan kıyam eden ve hakkı talep eden bir topluluk görüyorum. Ancak hak onlara verilmez. Sonra bir kez daha talep ederler; yine verilmez. Durum böyle olunca silahlanır ve savaşırlar; düşmanları da taleplerini karşılama sözü verirler. Ancak onlar yönetime geçip devlet kurmadıkça hiçbir şeyi kabul etmezler. Kurdukları devleti de Sahibinize (yani İmam-ı Zaman’a) teslim ederler. Onların ölüleri şehiddir. Eğer o zamanı idrak edecek olsaydım onların rehberine tabi olur ve hizmet ederdim.”11

6. İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilir: Çok kısa zamanda Kufe müminlerden boşalacak ve yılanın yuvasında kıvrılıp hareketsiz bir şekilde gizlendiği gibi ilim de bir köşede gizlenecek (yani Kufe’de ilim yayılmayacak, ilim olsa da bir kenarda tesirsiz, gizli kalacak). Daha sonra ilim Kum adında bir şehirde ortaya çıkacak ve (bu şehir) fazilet ve ilim kaynağı olacak; öyle ki yeryüzünde dinde mustazaf veya dini anlamayan kimse kalmayacak. Perde arkasındaki kadınlar bile ilim sahibi olacak. Bu zaman bizim Kaimimizin zuhur edeceği zamandır. Allah Kum’u ve halkını Hz. Hüccet’in halifesi kılacak. Böyle olmazsa yer ehlini yutar, yeryüzünde hüccet kalmazdı. İlim Kum’dan sair ülkelere, doğudaki ve batıdaki şehirlere yayılacak ve Allah hüccetini insanlara tamamlanacak; öyle ki yeryüzünde ilmin ve dinin kendisine ulaşmadığı kimse kalmayacak. Sonra Hz. Kaim (a.f) zuhur edecek. Allah’ın kullarından intikam almasına ve onların azabına vesile olacak. Çünkü Allah, kullarından, hücceti inkâr edilmedikçe intikam olmaz.”12Zalimlerden de intikam alınacağı muhakkaktır. Zira hüccet onlar için de tamamlanmıştır ve onlar Allah’ın hüccetini inkâr etmişlerdir. Diğer insanlar içinse Hz. Mehdî’nin zuhuru rahmettir.

7. İmam Kazım’dan (a.s) şöyle rivayet olunur: “Kum halkından bir zat insanları hakka çağıracak. Onun yoldaşları sert rüzgâr karşısında eğilmeyen demir gibidir; savaşta yorulmaz, korkmazlar ve Allah’a tevekkül ederler. Akıbet takvalılarındır.”13 (Bu kişinin İmam Humeyni olması kuvvetle muhtemel, Allahu alem.)

8. Sünnî muhaddis İbn Hammad ve diğerleri İmam Ali’den (a.s) şöyle nakletmişlerdir:“Siyah bayraklar zahir olduğunda (yani siyah bayraklar taşıyan halk kıyam ettiğinde) Süfyanî askerleri yenilgiye uğrayıp kaçarlar. Böyle olunca dünya halkı Hz. Mehdî’yi arzular.14

9. Seyyid İbn Tavus el-İkbal‘inde Batainî’den İmam Sadık’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder:“Falancanın oğulları saltanatta oldukça Ümmet-i Muhammed (s.a.a) huzur içerisinde olmaz. Ancak onların hükümeti yıkılınca huzura erer. Onların hükümeti yıkıldığında Allah, Ümmet-i Muhammed’in (s.a.a) huzuru için insanları takvaya çağıran, hidayetle muamele eden ve hükümetinde rüşvete yer olmayan içimizden birini zahir eder. Sonra güçlü kuvvetli, ince belli, alnında ben olan, gamzeli bir zatı adaleti tesis etmek için kıyam eder. O kendisine emanet edilen her şeyin muhafızıdır. Yeryüzünü zalimlerin ve günahkârların onu zulümle doldurmasından sonra adaletle doldurur.”15

Hz. Mehdî’nin büyük inkılâbından önce altyapı hazırlayan bir hareketin ortaya çıkacağını haber veren rivayetlerde sayılan özellikler açıkça İmam Humeyni’nin hareketine işaret etmektedir:

1. Kıyamın İran’dan başlaması

Hadis-i şeriflerde sözü edilen kıyam İran’dan (maşrıktan) başlar. İran, kar yağışı olan bir ülkedir; oysa Arap yarımadasında kar yağışıyla karşılaşılmaz. İran İslam İnkılâbı, Behmen (Şubat) ayında gerçekleşti. Farsçada Behmen, dağda biriken ve ırmaklara akan kar yığını anlamına gelir. Ayrıca kar tanesi anlamına da gelir.16 Bu yüzden İran’da kar mevsimi olan bu aya Behmen denir. Hadis-i şerifte geçen “kar üzerinde yüzükoyun sürünerek de olsa mutlaka tabi olsun” ifadesi bu hareketin İran’da başlayacağına açık bir delildir. Hareketin İran’da başlayacağına delalet eden hadislerin yanı sıra İran’da zafer Behmen ayının üçüncü haftasında, İran’da yoğun kar yağışlarının gözlemlendiği dönemde kazanılmıştır. Rivayetlerdeki “kar üzerinde” ifadesi ile maşrık sözcüğü açıkça bu hareketin başlangıç noktasını göstermektedir.

2. Hareket liderlerinin soyu

Örneklerini naklettiğimiz, Ehlisünnet kaynaklarında da geçen hadis-i şeriflerde (özellikle üçüncü ve yedinci rivayet)hareket içerisinde kıyam edenlerin Ehlibeyt takipçileri (Şiîler) ve (Âl-i Muhammed (s.a.a) için altyapı hazırlayan) hareketin rehberinin Ehlibeyt’ten bir zat olduğu açıkça beyan edilmiştir. Bu özellikler İmam Humeyni’nin hareketinin özellikleriyle gerek metod gerek nesep açısından örtüşmektedir.

3. Rehberin özellikleri

İfade edildiği üzere hareketin rehberi Kum’dan bir zattır ve insanları hakka çağırmakta, takvaya davet etmektedir ve onun hükümetinde rüşvet yoktur. Bu özellikler açıkça İmam Humeyni’ye uymaktadır.

4. Harekete zemin hazırlayanların çehresi

Yukarıda naklettiğimiz hadis-i şeriflerin tamamı göz önüne alındığında hareketi başlatanların hakkı talep ettiklerini, adaleti tesis etmek için ölümü göze aldıklarını ve bunda ısrarcı olduklarını görürüz. Onlar Allah’a tevekkülleri ve takvaları sayesinde geleceği elinde tutan bir makama layık olmuşlardır. Bu nedenle de nihaî zafere kavuşurlar. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere İmam Humeyni’nin hareketini diğer hareketlerden ayıran en önemli özellik toplumda cihad ruhunu ihya eden irfanî ruhtur. Bu ruh, inkılâp süresince binlerce kez kendini göstermiştir. İmam Humeyni’nin yaranlarının Kerbela’dan ilham alarak inkılâp öncesinde ve sonrasında, bilhassa sekiz yıllık mukaddes savunma döneminde meydana gelen olaylarda gösterdikleri fedakârlıklar ve şehadet aşkı bunun en güzel örneğidir.

Buna göre hadis-i şeriflerde hareketin rehberi, yaranları ve hamileri hakkında belirtilen özelliklerle İmam Humeyni’nin ve yaranlarının özellikleri birbiriyle tamı tamına uyuşmaktadır.

Siyah bayrakla kıyam eden Horasanlı zatın özellikleriyle ilgili rivayete gelince; bu rivayette, Kumlu olan büyük rehberden sonra bu hareketin rehberlerine ve inkılâbın sonraki aşamalarından sonra yapacakları büyük hareketlere işaret edilmiştir. Hadis-i şerifte “hakkı talep ederler” cümlesinin tekrarı, zemin hazırlayan bu hareketin yayılacağına ve ilerleyeceğine göstermektedir. Açıktır ki, Hz. Mehdî inkılâbı gibi evrensel bir inkılâbın hazırlayıcısı olan hareketin büyük hedeflerin tamamına uygum sağlaması gerekir. Dolayısıyla biz İmam Humeyni’nin hareketi Hz. Mehdî’nin büyük inkılâbının hazırlayıcısıdır dediğimizde, hareketin devamında ve farklı aşamalarında, rehberlerin ve hamilerin çabaları sayesinde, yani İmam Humeyni’nin bu hareketi başlatmasına şahit olanlar veya gelecek nesiller, İmam Mehdî’nin (a.f) zuhuru için altyapı hazırlayacaklardır, demek istiyoruz.

5. Ehlibeyt Mektebi’nin mustazaflığının sona ermesi

Hadis-i şeriflerden, bu hareketin, Ehlibeyt geleneğini cihadî bir harekete tebdil eden ilmî bir ilerleme ile birlikte olacağı anlaşılmaktadır. Bu durum, itikadî temelleri ve hedefleri olan bir inkılâp açısından yalnızca doğal bir durum değildir, aynı zamanda gereklidir de. Ehlibeyt’in öğretisinden kaynaklanan bir inkılâptır. Zira (hadis-i şerifte zikredildiği üzere) Hz. Peygamber, Mehdî’nin kendisinden olduğunu beyan buyurmuştur ve Hz. Mehdî’nin zuhuru (bu zuhurdan önce altyapı oluşturan hareket) Ehlibeyt’in mustazaflığını sona erdirecektir. Hadis-i şeriflerde de işaret edildiği gibi bu hareketin başlangıcı, Ehlibeyt ilim merkezinin Kufe’den Kum’a intikalinden sonraya rastlar. O halde Kum, Ehlibeyt ilminin dünyaya yayıldığı merkezdir. Bu da İmam Humeyni’nin hareketiyle eşzamanlı olarak gerçekleşmiştir.

Kum İlim Havzası, İmam Humeyni’nin üstadı Hacı Şeyh Abdülkerim Hairî ve başta İmam Humeyni olmak üzere bir grup ulema tarafından tesis edilmiştir. Hacı Şeyh Hairî’yi Kum’da kalmaya ve orada bir medrese kurmaya teşvik eden İmam Humeyni’dir. Şeyh Hairî’den sonra İmam Humeyni, Ayetullah Burucerdî’nin Burucerd’den Kum’a hicret etmesinde ve ilim havzasının yönetimini üstlenmesinde önemli rol oynamıştır.17 Bu dönemde ilim havzasının faaliyet alanı genişlemiştir. İslam İnkılâbı’nın zafer kazanmasından sonra, bilhassa dönemin Irak rejimi tarafından baskı altında tutulan Necef Havzası’nın âlimlerin göç etmeleri ve kalanların faaliyetlerinin sınırlandırılmasından dolayı zayıflamasının ardından Kum İlim Havzası, Ehlibeyt’in (a.s) ilmini talim eden dünyadaki en büyük merkez oldu. Böylelikle hadis-i şeriflerde (bilhassa dokuzuncu hadis-i şerifte) haber verilenler gerçekleşti. Nitekim Ehlibeyt ilim merkezlerinde bugüne değin Kum’da olduğu kadar talebe yetişmemiştir. Bugün dünyanın dört bir yanından talebeler ilim öğrenmek için Kum’a gitmektedir. Bilhassa tarihin hiçbir döneminde, Kum’daki gibi sadece kadınlara mahsus bir medrese var olmamıştır. Nitekim hadis-i şerifte de buna işaretle şöyle buyurulmuştur: “Perde arkasındaki kadınlar bile ilim sahibi olacak.”

Hazırlık görenler ve Süfyanîlerle savaş

Bu bölümde konuyla ilgili üç hususa işaret edeceğiz:

Birincisi, bu hareket genel çerçevesiyle İmam Humeyni’nin hareketinden önce başlamıştır ve hadis-i şeriflerde işaret edilen bazı olaylardan etkilenerek ve bu olayları etkileyerek İmam Humeyni’nin vefatından sonra da devam edecektir. Bu yüzden, hadis-i şeriflerde zikrolunan olayların bazılarının henüz meydana gelmemiş olması bu hareketin İmam Humeyni’nin hareketine tatbik edilmesine engel teşkil etmez. Zira İmam Humeyni’nin hareketi, kendisinden önceki harekete nispetle, daha fazla yayılmıştır ve sonraki aşamalarda ortaya çıkacak olaylar bu hareketi şekillendirmektedir; mesela siyah bayrakların ortaya çıkması ve Süfyanî fitnesinin son bulması vb.

Buna göre hadis-i şeriflerde sözü edilen hareketi İmam Humeyni’nin hareketine tatbik etmek isimlendirme babında en açık göstergedir; mesela dua anlamına gelen bilinen bir ibadeti, dua bu ibadetin en bariz cüzlerinden biri olduğundan namaz olarak isimlendirmek gibi.

İkincisi, hadis-i şeriflerde sözü edilen hareketin İmam Humeyni’nin hareketine tatbik edilmekle birlikte başka bir grubun başlattığı harekete de tatbik edilebileceği, aslında bu ikinci grubun İmam Mehdî’nin hükümetinin altyapısını hazırlayacağı iddia edilebilir. Ancak görülen ve gerçekleşmiş bir mısdakın, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir mısdak için göz ardı edilemeyeceği açıktır.

Hadis-i şeriflerde birçok ikincil olay İmam Mehdi’nin (a.f) zuhurunun nişanesi olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla tarihte eşin benzeri olmayan İmam Humeyni’nin hareketi gibi bir hareket nasıl görmezden gelinebilir?

Hadis-i şerifleri dikkatlice incelediğimizde şu sonuca varırız: Hadis-i şeriflerde zikredilenler bütün boyutlarıyla İmam Humeyni’nin hareketine tatbik edilebilmektedir.

Bu gerçeğin ispatı sadedinde birçok hadis araştırması yapılmış ve araştırmaların sonuçları yayımlanmıştır. Bu araştırmalar arasından şunları örnek verebiliriz: Şeyh Mehdî Fetlavî,Devletü’l-mutmain li’l-Mehdî (a.f) (el-Ahbaru’l-ehli’s-sünnet içerisinde yayımlanmıştır); Şeyh Ali Kuranî, el-Memhidûn; Şeyh Muhammed Reyşehrî, Zemine-sazan-i İnkılâb-i Cihanî-yi Mehdî (a.f); Ali Ekber Zakirî, İnkılâb-i İslamî-i İran der Ayat ve Rivayât.

İmam Humeyni’nin sözlerinde İmam Mehdî’nin İnkılâbı’na altyapı oluşturmak

Bu hareketin büyük rehberi İmam Humeyni hareketinin rolü üzerine yaptığı açıklamalarda İmam Mehdî’nin inkılâbına altyapı oluşturma hususuna değinmiştir. Bilindiği üzere İmam Humeyni kelimeleri ve sıfatları yerli yerinde kullanmaya dikkat eden; mübalağadan kaçınan ve gerçek dışı ve kesin olmayan sözler söylemekten kaçınan birisiydi.

İslam Cumhuriyeti ve İmam Mehdî’nin (a.f) teveccühü

İmam Humeyni birçok sözünde, kurduğu İslam Cumhuriyeti’ni “İmam Mehdi’nin hükümeti” şeklinde nitelemiş ve İmam Mehdî’nin bu hükümetin koruyucusu olduğunu beyan etmiştir. Burada İmam Humeyni’nin bir sözünü nakletmekle yetineceğiz:

“Bu mukaddes hareket İmam Mehdî’nin büyük inkılâbı içindir.”

Gerçeği tasrih eden bu söz İmam Humeyni’nin vefatından önceki son sözlerindendir. Bu bakımdan bu söz, hareketin rolü ve geleceği üzerine söylenmiş en yetkin sözlerden biridir.

İran İslam İnkılâbı, İmam Mehdi’nin inkılâbının sancaktarı

İmam Humeyni, İmam Mehdî’nin doğum günü vesilesiyle yaptığı bir konuşmada (bu konuşmasını vefatından iki buçuk ay önce yapmıştır) şöyle der:

“Salât ü selam on beş Şaban’da doğan imametin son hazinesi, biricik adalet yayıcı, insanları zulmün ve istikbarın zincirlerinden kurtaran büyün önderin üzerine olsun! Ona selam olsun! Gerçek bekleyenlerine selam olsun! Onun gaybetine ve zuhuruna selam olsun! Zuhurunun gerçek olduğunu bilenlere selam olsun! Onun hidayet ve marifetiyle dopdolu olanlara selam olsun!

“Fedakârlıkla, şehadeti göze alarak zuhurunun önünü açan yüce İran milletine selam olsun!

“Yetkililerimiz bilmelidirler ki, inkılâbımız İran’la sınırlı değildir. İran halkının inkılâbı, İmam Mehdî’nin önderliğinde gerçekleşecek İslam dünyasının büyük inkılâbının başlangıç noktasıdır. Allah, O’nun zuhurunu bu çağa mahsus kılarak bütün Müslümanları ve dünya halklarını minnet altında bırakmıştır.”18

İmam Humeyni’nin İmam Mehdî’nin büyük inkılâbına altyapı hazırlamaya dair sözleri çerçevesinde birkaç hususa işaret edelim:

1. İmam Humeyni’nin hareketi büyük İslamî inkılâbın başlangıç noktasıdır ve hareketin, İmam Mehdî’nin zuhuruna değin, İslam dünyasındaki devamlılığına, etkinliğine ve yayılımına delalet etmektedir. Elbette günümüz dünyasının siyasî gerçekliği de bu durumu teyit etmektedir. Zira dünyada, İmam Humeyni’nin düşüncesinin farklı İslam ülkelerine ulaştığına, İslamî uyanışın ülke ülke yayıldığına ve halkların İslam hükümlerinin uygulandığı yönetim biçimlerini talep ettiğine şahit olmaktayız.

2. İmam Humeyni’nin inkılâbı İmam Mehdî’nin büyük inkılâbından ayrı düşünülemez; bilakis bu inkılâbın bir parçasıdır ve evrensel İslam devleti teşkil edilmesi noktasında aynı stratejik hedefi gütmektedir.

İmam Humeyni’nin hareketi, İmam Mehdî’nin zuhurundan önce ortaya çıkan ve kıyam bayrağı dalgalandıran diğer hareketlerden ayrılır. Bazı hadis-i şeriflerde de açıkça işaret edildiği üzere kimi kıyamlarda sancağı tağutîler dalgalandıracaktır –bu kıyamlarda kıyam edenler tağuta biat etmiş ve onun emriyle savaşmışlardır. Burada kast edilen, bu kıyamların İmam Mehdî’nin inkılâbından bağımsız ve farklı kıyamlar olduklarıdır. Kıyamcılar İmam Mehdî’nin çizdiği yolun dışına çıkmıştır. Yani İmam Mehdî’nin imametine bağlı hareket etmemiş ve O’nun zuhuruna altyapı hazırlamak için gayret göstermemişlerdir.

Hadis-i şeriflerin İmam Humeyni’nin inkılâbının yol haritasınca tasdik edilmesi

3. İmam Humeyni’nin kıyamı pratikte İmam Mehdî’nin büyük kıyamının hazırlayıcısıdır. Bunu, İran İslam İnkılâbı’nın kazanımları ile İmam Mehdî’nin inkılâbının hedefleri arasındaki uyumdan anlıyoruz. Bu çıkarım, yukarıda zikrolunan hadis-i şeriflerin sıhhatini ispatlama açısından da önemlidir. İmam Humeyni’nin hareketinin vücuda getirdiği şey ile hadis-i şeriflerin haber verdiği şey birbirine uymaktadır. Bu hadis-i şeriflerin İslam İnkılâbı’ndan bin yıl önce, o dönemin şartlarında İran’ın İmam Mehdî’nin zuhuruna altyapı hazırlaması gibi bir durum söz konusu değilken varid olması, hadislerin gaybî haberler verdiğine, dolayısıyla vahiyle aynı kaynaktan beslendiğine delalet eder.

İmam Mehdî (a.f) inkılâbının hedefleri ve İmam Humeyni’nin inkılâbının kazanımları

Öncelikle İmam Mehdi’nin inkılâbının hedeflerini, Allah’ın İmam Mehdî’nin eliyle gerçekleştirmek istediklerini bilmemiz gerekir. Daha sonra İmam Humeyni’nin inkılâbının kazanımlarını ve pratikteki etkisini ve bunların İmam Mehdî’nin inkılâbının hedefleri ile ilişkisini ve aralarındaki tenasübü bilmemiz icap eder. Böylelikle İmam Humeyni’nin inkılâbının İmam Mehdî’nin zuhuruna altyapı hazırladığı tezinin sıhhatini ortaya koyabiliriz.

Yüce Allah’ın İmam Mehdî aracılığıyla yapacakları gaybî haberler içeren hadis-i şeriflerde beyan edilmiştir. Buna göre olacakları bilmek ancak vahyin kaynağı üzerinde, ayet-i kerimeler ve bilhassa müşterek hadis-i şerifler üzerinde düşünmekle mümkündür. Tezin ikinci kısmına gelince; İmam Humeyni’nin inkılâbı çağdaş bir harekettir ve kazanımları ancak dünyada meydana getirdiği değişimleri incelemekle mümkündür. Bu inkılâp, kabaca söyleyecek olursak, İslamî değerleri ihya etmiş, meydana geldiği dönemde İslam dünyasına ve İslam dünyası dışına etki etmiştir ve etkisinin devam etmesi beklenmektedir.

Dinî metinlerde İmam Mehdî’nin inkılâbının hedefleri

Bütün Müslümanların kabul ettiği Kur’ân-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde İmam Mehdî’nin inkılâbının başlıca hedefleri beyan edilmiştir. Biz burada kısaca değineceğiz:

1. Kur’ân’da bir kısım ayette İslam’ın üstünlüğünden, bütün dinlere galip geleceğinden ve İslam güneşinin doğacağından söz edilmiştir. (Örneğin Tevbe, 32-33; Saf, 8-9) Ehlisünnet’in ve Şia’nın naklettiği hadis-i şeriflerde ve Sünnî ve Şiî müfessirlerin yorumlarında, (Allah’ın iradesi bu yönde olduğundan) bunun kesinkes gerçekleşeceği vurgulanmıştır. İslam güneşi bütün dünyaya İmam Mehdî’nin zuhuruyla doğacaktır.19

2. Hak dinden dönüşlerin sona ereceği ve Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanlarla dostluğunun biteceği Maide suresinin 51-54. ayetlerinde haber verilmiştir. Allâme Tabatabaî ölümsüz eseri el-Mizan tefsirinde naklî ve aklî delillere dayanarak bu olayın İmam Mehdî zamanında vuku bulacağını ispatlamıştır.20

3. Zulme son veren ve İslamî adalete dayalı evrensel bir hükümetin tesis edileceği ayetlerde ve sahih oldukları ittifakla kabul edilen hadis-i şeriflerde beyan edilmiş bir husustur.

4. Şirkin ortadan kaldırılması, yeryüzünün şirkten tamamıyla temizlenerek bütün dünyaya mutlak tevhid inancının yayılması ve Allah’a hakkıyla ibadetin başlaması hususu Nur suresinin 55’inci ve Zariyat suresinin 56’ıncı ayetinde belirtilmiştir.21 Böylece yeryüzünde yalnızca Allah’a ibadet eden, şirk koşmadan namazı dosdoğru kılan, zekât verip iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran tevhidî bir toplum ortaya çıkacaktır.

5. Dünya hâkimiyetinin tevhide bağlılıklarından dolayı yeryüzünde mustafaz kalan Allah’ın liyakat sahibi kullarına bırakılacağı hususu birçok ayette, ezcümle Nur suresinin 55’inci, Kasas suresinin 5’inci ve Enbiya suresinin 105’inci ayetlerinde beyan edilmiştir.

Yukarıda ifade edilenler, Kur’ân’a ve sahih hadis-i şeriflere göre Mehdî İnkılâbı’nın genel hedefleridir.

Mevcut asırda İslam’ın rolünü ihya etmek

Farklı bakış açılarına sahip uzmanlara göre İmam Humeyni’nin hareketinin bariz kazanımları şunlardır:

Bütün dünyada, özellikle de İslam dünyasında İslam’ın rolünü ihya etmiş, İslam esaslarına bağlı bir devlet kurup dinî değerlere bağlı kalarak günümüzde yaşanan sorunları çözüme kavuşturmuş ve uygulamalarıyla, Batılıların ve çağımızda İslam devleti kurma çabalarını faydasız boş çabalar olarak niteleyen Batı’nın etkisi altında kalmış Müslümanların iddialarını çürütmüştür. Bu Müslümanlara göre İslam ortaya çıktığı çağ için iyi bir devlet modeli olmuştur ancak bugün devlet yönetecek güce sahip değildir, çağdaş sorunları çözemez ve çağımızın sosyal, ekonomik, siyasal ve askerî sorunlarına cevap veremez. Buna göre İslam siyasal, sosyal, ekonomik ve askerî meselelere müdahale etmemeli, bir inanç olarak varlığını sürdürmelidir.

Bu düşünce geçtiğimiz asırda Müslümanlar tarafından da savunulmuştur. Geçtiğimiz asırda İslam bütün alanlarda icra edilebilir mi yoksa pratikte böyle bir şey mümkün değil midir? sorusu gündemdeydi ve İslam’ın bütün alanlarda uygulanabilirliği yalnızca teoride kalmıştı. Öngörülemeyen tek şey böyle bir hareketin ortaya çıkması ve zafer kazanmasıydı.

İslamî devlet kurmanın mümkün olduğunun ispatı

İmam Humeyni’nin hareketi amelî olarak günümüzde İslamî adalet sistemine dayalı bir devletin kurulmasının mümkün olduğunu ve böyle bir devletin bütün ihtiyaçları karşılayabileceğini ispatlayarak Batı’nın İslam’a yönelik ahmakça iddialarını çürüttü.

İran İslam İnkılâbı’nın başarısının en güzel delili, halk tarafından kabul görmesidir. İnkılâp belli bir sınıfla, din adamları sınıfıyla sınırlı kalmamıştır. İran’da İslam inkılâbının zafer ve başarı kazanmasının en önemli nedeni budur. Bu, İmam Mehdî’nin evrensel hükümeti için bir altyapıdır; çünkü evrensel İslam devleti mesajı içermektedir.

Geleceği görmek ve İslam hakkında kamuoyu oluşturmak

İmam Humeyni’nin öncülüğündeki İslam İnkılâbı pratikteki başarısıyla İslam’ı kamuoyu arasında yaymış ve evrensel Mehdî İnkılâbı’nın hedeflerinden biri olan İslam’ın gayrimüslimler arasında tanıtılması hedefinin gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır.

Devrimci düşünce yayılmış ve dünya kamuoyunda, İslam dünyasının sınırları dışına nüfuz etmiş, Batılıların İslam’ı kabul etmesinde etkili olmuştur. Zamanla insanoğlunu boğarcasına nefessiz bırakan sorunları yalnızca İslam’ın çözüme kavuşturacağı düşüncesi yaygınlaşmış; hatta Hıristiyan dünyasının kanaat önderlerinden birçoğu Allah’ın dinî değerleri ihya etmek için İmam Humeyni’yi ve yaranlarını seçtiğini dile getirmişlerdir.

İmam Humeyni’nin İslam devleti kurmadaki başarısı, Müslüman olmayan toplumların ilgisini, büyük güçlere meydan okuyan bu yeni medeniyete çekti. Batı’nın sekiz yıllık mücadelesine rağmen mutlak bağımsızlığını koruyan ve Batı’yı yenilgiye uğratan, başka ülkelere bağımsızlık modeli olan bu yeni medeniyet bütün dünyanın ilgi odağı oldu.

İslam’ın yeni bir medeniyet olarak dünya halklarına sunulması

İslam İnkılâbı sonrasında insanlığın sorunlarını çözebilecek yeni bir medeniyet olarak İslam’a davetler gerçekleştirildi. Bunlar arasında İmam Humeyni’nin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin son başkanı Mihail Gorbaçov’a yazdığı mektubu sayabiliriz. İmam Humeyni bu meşhur mektubunda Gorbaçov’u İslam’ı incelemeye, İslam’ın nurlu yolunu, yüce ve temiz hedeflerini araştırmaya davet etmiş ve İslam Cumhuriyeti’nin rolünü ifa etmede sabitkadem olduğunu, İslamî ve İslam dışı özgürlükçü hareketleri himaye edeceğini bildirmiştir. Bu, aslında, evrensel Mehdî inkılâbının hedefleri doğrultusunda bir hazırlıktır.

Bağımlılıklarla mücadele ve İslamî vahdet ruhunun ihyası

İmam Humeyni’nin hareketinin kazanımlarından bir başkası, İslamî yönteme yaptığı vurgudur. İmam Humeyni bağımsızlığı savunmuş, farklı şekillerde yabancılara, Batılılara, Batı takipçilerine, Hıristiyanlara ve Yahudilere bağlılığı reddetmiş, bağımlılığın her türlüsüyle mücadele etmiş ve Müslümanlara bunun tehlikelerini hatırlatmıştır. Bu hareket, bağımsız ve özgür bir devlet kurmayı başardığından Müslümanlara İslam’la mütedeyyin olmanın gururunu yaşatmıştır. Bu başarı, İmam Mehdî İnkılâbı’na altyapı hazırlamanın etkisiyle kazanılmıştır.  İslamî izzeti gerçek bir bağımsızlıkla Müslümanlara kazandırmıştır.

Fedakârlık ruhunun ihyası

İmam Humeyni’nin hareketinin bir başka kazanımı fedakârlık ruhunu ve İmam Hüseyin’den (a.s) esinlenen şehadet aşkını ihya etmesidir. Bu ruh hali etkisini -gerek İslam İnkılâbı öncesinde, gerekse sonrasında- emperyalist devletlerin el ele vererek başlattıkları savaşta göstermiş, emperyalistlerin ülke içi ve dışındaki unsurlarını yenilgiye uğratmıştır.

Fedakârlık ve şehadet ruhunun ihyası İmam Mehdî İnkılâbı açısından da önemli bir unsurdur. Zulmün ve şirkin kökten kazınması, mustazafların özgürlüğü ve emperyalistlerin hâkimiyetine son verilmesi fedakârlığı ve şehadeti göze almayı gerektirir. Bu zor görev, cihad ruhu olmaksızın başarıyla yerine getirilemez.

Hakkın mazlumluğu hissinin yayılması

İmam Humeyni’nin hareketinin başarılarından biri, İmam Hüseyin’in resmettiği hak yolunun mazlum olduğu duygusunu yaygınlaştırmasıdır. Müslüman vicdanında böyle bir hissi uyandırmak, Aşura kültürünü yaygınlaştırmak ve İmam Hüseyin için matem meclisleri düzenlemek, böylece de İmam Hüseyin’in gerçek muzaffer olduğunu gözler önüne serip onun düşmanlarından uzaklaşmak büyük bir başarıdır. Bu, inkılâpçıların beslendiği en önemli kaynak ve İnkılâbı zafere ulaştıran en önemli ilkeydi. Açıkça görüldüğü üzere bu, İmam Mehdî İnkılâbı’na zemin hazırlamadaki en büyük adımlardan biridir. Çünkü bu inkılâp, İmam Hüseyin’de cisimlenen mazlum haklının intikamını alacak ve türlü şekilleriyle her zamanda ve zeminde tarihte hak dinden dönüşün ve bâtılın sembolü olarak Emevî sapmasını cezalandıracaktır.

Asil tevhidî irfanı yaygınlaştırmak

Hz. Peygamber’in ve Masum İmamların (a.s) sünnetinden beslenen mutlak tevhid ve irfan düşüncesini ihya etmek İmam Humeyni’nin hareketinin bir başka kazanımıdır. İslam İnkılâbı belli bir zümreye mal edilen irfanî düşünceyi umumileştirdi ve toplumsallaştırdı. Bu düşünce, sekiz yıllık zoraki savaşın her aşamasında çeşitli kahramanlıklarla kendini gösterdi.

İmam Mehdî İnkılâbı’nın hedeflerinden biri, şirkin kökünü kazımak ve mutlak tevhid inancını yayıp liyakatli muhlis bir toplum ortaya çıkarmaktır. Bu bakımdan bu düşüncenin yaygınlaşmasının İmam Mehdî İnkılâbı açısından hayatî önem taşıdığı ortadadır. İslam İnkılâbı, İmam Mehdî İnkılâbı’nın bir maketini dünya halklarına göstermiş oldu. Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan iyiliği emredip kötülükten alıkoyan, namaz kılıp zekât veren, Allah yolunda cihad eden bir toplum meydana getirdi.

Öz Muhammedî İslam’ı sunmak

İmam Humeyni’nin hareketinin en önemli ve en açık kazanımlarından biri öz Muhammedî (s.a.a) İslam’ı ihya etmek ve İslam’ın geri kalma sebepleri olan tahrif, durağanlık, taşlaşmışlık tozunu İslam’ın üzerinden silkmektir. İslam İnkılâbı, İslam’ı, ortaya çıktığı ilk zamandaki gibi, Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği gibi, insanoğlunu her türlü bağdan kurtaran şekliyle sundu.

İslam İnkılâbı, İslam’ı, İslam’ın gerçek muhafızları olan Masum İmamlar gibi, vaat edilen Mehdî’nin tersim ettiği ve sancağını dalgalandıracağı İslam gibi tanıttı. Açıktır ki İslam’ı bu şekilde tanıtmak İmam Mehdî İnkılâbı yolunda atılmış bir adımdır.

İmam Mehdî’yi beklemek

İmam Humeynî, gaybet döneminde dinî bir merci olarak hareketine rehberlik etti. Böylesi geniş çaplı bir hareketin rehberliği İmam Mehdî’nin inkılâbı için hazırlık sayılır. Çünkü büyük ıslah edicinin hüviyetini İslam dünyasına ve tüm dünya halklarına tanıtmaktadır. Bunun etkisini İslam dünyasında ve İslam dünyası dışında İmam Mehdî’nin hüviyetine dair soruların artmasında görebiliriz. Naibinin inkılâbının kazanımlarından sonra İmam Mehdî’nin kim olduğu yönündeki araştırmalar artmış, zuhuruna yönelik beklenti çoğalmış, inkılâbının içeriği iyice merak edilir olmuştur. Hadis-i şeriflerde de bu hususa işaret edilmiştir: “O zaman halk Mehdî’yi arzular ve ister.”

Dipnotlar:

1. Bkz. Mucemu Ehadisi el-İmam el-Mehdî (a.f). Bu kitapta Sünnî ve Şiî kaynaklı hadis-i şerifler nakledilmiştir.

2. Örneğin bkz: Şevkanî, et-Tavzih fi Tevatur ma cae fi’l-muntazir ve’r-ricali’l-Mesih.

3.  Kenzü’l-ummal‘ın müellifi Hindî, el-Burhan alâ alamâti Mehdi ahirü’z-zaman‘da çağdaşı dört âlimin; İbn Hacer Heysemî eş-Şafi, Ahmed ebi Esrur b. es-Saba el-Hanefî, Şeyh Muhammed Hattabî el-Malikî ve Şeyh Yahya b. Muhammed el-Hanbelî’nin fetvalarını nakletmiştir. Adı geçen âlimler hadis-i şeriflerin çokluğuna binaen fetvalarında, Hz. Mehdî’yi inkâr edeni doğru yola dönünceye kadar tedip edip dövmek farzdır; doğru yola dönmez ise katli vaciptir, demişlerdir bkz: Hindî, Hindî el-Burhan alâ alamâti Mehdi ahirü’z-zaman.

4. Bkz: Allame Eminî, el-Gadir, Seyyid Maraşî Necefî, İhkaku’l-Hak ve Mülhakât-ı Ân.

5. Bkz: Şeyh Muhammed Sadıkî, Beşarât-i Ahdeyn.

6. Bkz. Mehdî Muntazer fi’l-fikri’l-İslamî, s. 8; Seyyid Muhammed Bakır es-Sadr, Bahs havle’l-Mehdî, giriş.

7. Bkz: Mucemu Ehadisi İmamu’l-Mehdî, c. 1, s. 387.

8. age. c. 1, s. 394 vd.

9. age., c. 1, s. 393.

10. age., c. 1, s. 381-386.

11.Numanî, el-Gaybe, Bab: 15, Hadis: 5, s. 273.

12. Allame Meclisî, Biharu’l-envar, c. 60, s. 213; Sefinetu’l-bihar, c. 2, s.ç 455;Muntehebu’l-eser, s. 443.

13. Sefinetu’l-bihar, s. 446.

14. Mucemu Ehadisi İmamu’l-Mehdi, c. 3, s. 77.

15. İbn Tavus, İkbalu’l-amal, s. 599-600; İsbatu’l-Mehdî, c. 3, s. 587-582.

16. Ferheng-i Amid, c. 2.

17. Bu konuda örneğin İmam Humeyni’nin talebeleri ve yakınları ile yapılan röportajların yayımlandığı Pabepay-i Aftab adlı kitaba bakınız.

18. Sahife-i Nur, c. 21, s. 107-108.

19. Bkz: Fahr-i Razî, Tefsir, c. 16, s. 40; Suyutî, Durrü’l-mensur, c. 24, s. 176; Taberî,Tefsir, c. 14, s. 215; Kurtubî, Tefsir, c. 8, s. 121; Taberî, Mecmau’l-beyan, c. 5, s. 35.

20. Allame Tabatabaî, el-Mizan, c. 5, s. 366-400.

21. Bkz: Seyyid Muhammed Sadr, Tarih-i Gaybet-i Kübra, s. 254.

İrfan Mahmud

medyasafak.com

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz