Cumartesi , 16 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » İngiliz Şiiliğinin İç Yüzünü Araştırma Ulusal Sempozyumu’nun Raporu
İngiliz Şiiliğinin İç Yüzünü Araştırma Ulusal Sempozyumu’nun Raporu

İngiliz Şiiliğinin İç Yüzünü Araştırma Ulusal Sempozyumu’nun Raporu

Ayetullah Gorhi: İngiliz Şiiliği İslam’la mücadele etmek için ”nüfuz” yolunu seçmiştir…

Ayetullah Eraki: Düşman karşısında sessiz kalanların sonu müstekbirler gibi olacaktır…

Dr.Rahimpur Azgadi: İngiliz Şiiliğinin asıl hedefi Sünnilerin Şiilere küfrü karşısında İslam atmosferini değiştirmektir…

Bugün Şia’nın Avrupa’nın kalbinde dahi mazlum olduğuna tanıklık ediyoruz.Nitekim Vahhabiler Avrupa’da tüm medya imkânlarına sahiptirler, oysa Şiiler ve Sünniler orada sürekli müstekbirler tarafından eziliyorlar ve baskı altındadırlar.Öyle ki Şii ve Sünni birçok âlimin tekfirci güçler tarafından suikasta uğradığına şahit olmuşuzdur.

Raja News Sitesinin haberine göre: İngiliz Şiiliği Sempozyumu, İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri Ayetullah Muhsin Eraki, İmam Mehdi Medresesi Müdürü Ayetullah Gorhi, Kültür Devrimi Yüksek Konseyi Üyesi Hasan Rahimpur Azgadi, ‘’İngiliz Şiiliği” kitabı yazarı Salih Kasımi ve bir grup talebenin ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla sanat havzasında gerçekleşti.

 

Ayetullah Gorhi: İngiliz Şiiliği İslam’la mücadele etmek için ”nüfuz” yolunu seçmiştir.

İlim havzasının seçkin üstadı ve İmam Mehdi medresesi müdürü Ayetullah Ruhullah Gorhi bu sempozyumun ilk konuşmacısıydı.

Bu seçkin üstat konuşmasının başlangıcında pak Muhammedi İslam’ın hayatı boyunca darbe almasının nedenini sadece havza ve üniversitelerden gaflet edilmesinden kaynaklandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: Din âlimlerinin görevi hakikatin batıldan ayırt edilmesinin zor olduğu bu dönemde pak Muhammedi İslam’ın tanıtılması için havzanın tüm kapasitesini kullanmalarıdır.

Ayetullah Gorhi İslam karşıtı akımlara da değinerek şunları söyledi: İngiliz Şiiliği yaşlı sömürge tarafından her gün yeni bir şekilde ortaya çıkıyor ve öteden beri İslam dünyasını yok etmeyi ve Müslümanlar arasında tefrika çıkarmayı amaçlıyor ve bunun için ülkesi içindeki ve dışındaki tüm aktörlerini kullanıyor.  

Ayetullah Gorhi şunları kaydetti: İslam’ın derin anlamlarında aydınlanmanın gerçekleşmesi gerekir. Zira bu da her türlü kuşku ve şüpheyi engelleyebilecek olan merciliğin görevidir. Öte yandan mercilik hiçbir şekilde irsi değildi ve kendilerini akrabalık bağıyla merci olarak görenler ise büyük bir yanılgı içerisindedirler.

Seçkin ahlak üstadı İslam düşmanı akımlar hakkında da şunları söyledi: Kama vurmayı teşvik eden ve tekfirci akımları destekleyen kimseler açıkça İslam ve İnkılap düşmanlığı için gayret gösteriyorlar.

Ayetullah Gorhi büyük şeytan Amerika’ya da işaret ederek şunları söyledi: İngiliz Şiiliği akımının asıl destekçisi Amerika’dır. Zira o muazzam bütçelerle Ortadoğu’da yeni bir İslam medeniyeti kurma düşüncesindedir ve din âlimleri ve İslam gönüllüleri insanları zamanında uyarmazlar ve hak ve batıl gerçeklerini aydınlatamazlarsa eğer İslam’ın vücudu kuşkusuz korkunç darbelere maruz kalacaktır.

İmam Mehdi ilim havzası müdürü şunları söyledi: Her dönemde din ve din adamlığı elbisesi altında sürekli din cephesinin karşısında duran ve bidatlerin temelini atan kimseler olmuştur. Bizler bu ant içmiş düşmanla el sıkışmamalıyız ve nitekim sayımız az da olsa her zaman hak galip gelecektir.

Ayetullah Gorhi sözlerine şöyle devam etti: İmam ve ümmet her zaman İnkılabın ve İslam’ın koruyucusu olabilirler ve nitekim İmam Mehdi’nin zuhuruna kadar da Şia’nın İslam dünyasındaki sancaktarı olarak kalmalıdırlar.

İlim havzası üstadı ‘’İmam” kelimesi hakkında ise şunları söyledi: Bazıları Velayet-i Fakihe ‘’İmam” denmemesi gerektiğini söylüyorlar. Fakat bu söz esasen yanlıştır, zira İslam toplumunun başında olan birinin İmamet hükmü vardır ve onun bu son ek ile anılması gerekir.

Ayetullah Gorhi konuşmasının sonunda şunları söyledi: Sapkın fırkalar karşısında ciddiyetle duran ve kendi kalemleri ile bu tür düşüncelerle savaşan kişilere teşekkür etmeli ve onları takdir etmeliyiz.

 

Ayetullah Eraki: İngiliz Şiiliği küresel istikbarın hedefleri doğrultusunda ilerliyor/Düşman karşısında sessiz kalanların sonu müstekbirler gibi olacaktır.

İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri Ayetullah Muhsin Eraki, bu sempozyumun bir sonraki konuşmacısıydı.

Ayetullah Eraki konuşmasının başındaAleviliğin aslının ortaya çıkmasındaki en doruk noktanın istikbarla savaşmak olduğu konusuna değinerek şunları söyledi: Din adamlığı elbisesi altında düşmanlara karşı özellikle İngiltere, Amerika ve İsrail’e karşı tek kelime etmeyenlerin sonu müstekbirler gibi olacaktır. Zira Zalimlere karşı Müslümanları savunmak her Müslümanın vazifesidir.

Eraki İslami akımların İngiliz Şiiliği karşısındaki entelektüel mücadelesine işaret ederek şunları söyledi: İngiliz Şiiliği ve Amerikancı İslam küresel istikbarın hedefleri doğrultusunda ilerliyorlar. Öte yandan bizler geçmişte İmam Humeyni’nin liderliğinde ve Ayetullah Hamanei’nin ve diğer din adamlarının eşliğindeki ulema akımının Amerikancı İslam karşısındaki asil duruşuna şahitlik ettik. Ancak bugün İngiliz Şiiliğinin yumuşak savaş aletlerini kullandığına tanıklık ediyoruz ve hâlihazırda bu konu İngiliz Şiiliği karşısında büyük bir entelektüel mücadeleye dönüşmüş bulunmaktadır.

Eraki sözlerine şöyle devam etti: İngiliz Şiiliği küresel istikbarın hedefleri doğrultusunda ilerliyor ve sapkınlığın ortaya çıktığı her yerde daha fazla zarar vermek amacıyla tüm gücüyle yumuşak savaş aletlerinden istifade ediyor. Tıpkı Amerikancı İslam’ın, İslam dünyasında İslamcılık örtüsü altında ve aslında Vahhabilik çizgisinde tefrika çıkarmak için çabalaması gibi.

İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri İran İslam İnkılabının Hüseyni kıyamın ürünü olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: İngiliz Şiiliğinin hedeflerinden biri de Şiiliğin asılsız düşünce ve duygulara sahip olarak, içinin boşaltılmasıdır. Nitekim bunun neticesi Usul-i Dinin görmezden gelinmesi ve şuursuzca bir coşkuya tutulmak demektir tıpkı ümmetsiz İmam gibi.

Eraki sözlerine şunları ekledi: İngiliz Şiiliği akımı Saddam hükümetinin yıkılmasının ardından Müslümanlar arasındaki Vahdetten korktuğu için İran ve Irak toplumunda nüfuz etmek için büyük çaba sarf etti. Onun öncelikli hedefi ise Hazreti Hüseyin (as)’ın en büyük mirası olan zulme karşı savaşan ve adalet isteyen gerçek Şia’nın karşısında İslam elbisesi altındaki sözde Şiiliği yayarak Şiiliğin içeriğini boşaltmaktı.

Eraki sözlerini şöyle sürdürdü: Aleviliğin aslının ortaya çıkmasındaki en doruk nokta İstikbarla savaşmaktır ve din adamlığı elbisesi altında düşmanlara karşı özellikle İngiltere, Amerika ve İsrail’e karşı tek kelime etmeyenlerin sonu tıpkı müstekbirler gibi olacaktır. Zira Zalimlere karşı Müslümanları savunmak her Müslümanın vazifesidir.

Eraki bu meseleye ulusal bakışla ilgili olarak şunları söyledi: Bizler kendi ayakları üzerinde duran bir millet olmak istiyoruz ve müstekbirlerin İran’a karşı sergiledikleri tüm tutumlar karşısında halkın tüm cephelerde İran İslam devletini desteklemesi gerekir tıpkı istikbar karşısında durarak pak İslam’ı ihya eden İmam Hüseyin (as) gibi.

Suudi Arabistan’ın istikbarcılarla olan ittifakına da değinen Ayetullah Eraki şunları söyledi: Al-i Suud bugün İslam dünyasının sorunlarından biridir. Zira onlar istikbarla birlikte İslam vahdetini savunan âlimleri öldürüyorlar ve bunun karşısında ise Vahhabilere mali ve medya imkânlarını sunuyorlar.

Eraki sözlerine şunları ekledi: İngiliz Şiiliği akımı ve Amerikancı İslam Hüseyni bir harekete ihtiyaç duyan ve İslam hükümeti gölgesinde birlik olunması gereken Bahailik fırkasından daha tehlikelidir.

 

Dr.Rahimpur Azgadi: İngiliz Şiiliğinin ve tekfircilerin ortak hedefi/ Şia’nın ve Sünni’nin düzenbaz temsilcileri kimlerdir

Kültür Devrimi Yüksek Konseyi Üyesi Hasan Rahimpur Azgadi İngiliz Şiiliği ulusal sempozyumunun son konuşmacısıydı.

Azgadi, İngiliz Şiiliğinin asıl hedefinin Sünnilerin Şiilere küfrü karşısında İslam atmosferini değiştirmektir diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: İngiliz Şiiliği bu uğurda tümünün tekfirci ve Vahhabi olduğu Sünni ve Şii düzenbaz temsilcileri kullanarak dünyadaki Müslümanlar arasına nifak sokarak tefrika çıkarmak için çabalıyor.

Azgadi, İngiliz Şiiliğinin sözde İslamcı görüntüsüne değinerek şunları söyledi: İran İslam İnkılabından önce çoğu ülke ve liderleri dini bir şekilde ayıp sayarlardı, ancak bugün birçoğu kendilerini dine bağlı olarak tanıtıyorlar ve nitekim bu yolla İslam’a ve Şii dünyasına darbe vurmak için çabalıyorlar zira ancak böylelikle onların birliğine engel olabileceklerdir.

Azgadi, İngiliz Şiiliğinin yeni bir mesele olmadığını söyleyerek şunları kaydetti: İngiliz Şiiliğinin tarihsel kökeni İslam’ın başlangıcına döner tıpkı çoğunun İmam Ali’yi, İmam Hüseyin’i ve diğer İmamları tehlikeli anlarında yalnız bıraktıkları gibi. Aynı şekilde bugün çoğunun matem merasimlerinde sağlam sine vurması gibi, fakat eğer o dönemlerde olsalardı hiçbir şekilde yardım etmezlerdi. Dolayısıyla İngiliz Şiiliği yalnızca bir kişiyi ya da özel bir kanalı kapsamamaktadır.

Rahimpur Azgadi şunları söyledi: İngiliz Şiiliğinin asıl hedefi Sünnilerin Şiilere küfrü karşısında İslam atmosferini değiştirmektir. İngiliz Şiiliği bu uğurda tümünün tekfirci ve Vahhabi olduğu Sünni ve Şii düzenbaz temsilcileri kullanarak dünyadaki Müslümanlar arasına nifak sokarak tefrika çıkarmak için çabalıyor.

Azgadi, Ehli Sünnetin Vahhabilere karşı çıkmasına işaret ederek şunları söyledi: Bugün Şia’nın Avrupa’nın kalbinde dahi mazlum olduğuna tanıklık ediyoruz. Nitekim Vahhabiler Avrupa’da tüm medya imkânlarına sahiptirler, oysa Şiiler ve Sünniler orada sürekli müstekbirler tarafından eziliyorlar ve baskı altındadırlar. Öyle ki Şii ve Sünni birçok âlimin tekfirci güçler tarafından suikasta uğradığına şahit olmuşuzdur.

Kültür Devrimi Yüksek Konseyi Üyesi şunları söyledi: Dini kurumlar, meddahlar ve talebeler halkı örgütlenmiş düşüncelere karşı aydınlatmalıdırlar. Öyle ki farklı gruplar örneğin kama vurmak gibi bazı işleri yapmakla Şiilere zulmediyorlar ve bu grubun Şia’ya verdiği zarar Şiilerin diğer düşmanlarının verdiği zarardan daha da fazladır.

Azgadi, şunları söyledi: John Kerry bir süre önce İsrailli yetkililerle görüştüğü zaman Hristiyan mezhepleri arasındaki 30 yıllık savaşa işaret ederek, Ortadoğu’da istikbarın yönetiminde yeni bir savaş başladığı müjdesini verdi. Nitekim İmam Humeyni siyasi vasiyetnamesinde donanımlı havzaların müstekbirler tarafından olası nüfuzuna karşı uyarmıştı.

Azgadi, şöyle devam etti: İngiliz Şiiliği sözde din ve kutsallık gösterişi yapıyor, fakat onun kökeni laiktir ve bu akımın asıl hedefi camiler, havzalar ve laik kurumlar kurarak Şiiler arasında cahiliyeyi kurmaktır.

 

Salih Kasimi: Seyyid Sadık Şirazi’nin takip ettiği akım merciliği irsi yapmanın peşindedir

Miras Kalan Mercilik ve bir diğer adıyla İngiliz Şiiliği kitabının yazarı konuşmasında şunlara değindi: Birinci dünya savaşından sonra uluslararası sulta güçler İslam dünyasına egemen olmak ve çıkarlarını korumanın peşine düştüler ve nitekim bu amaç halen de devam eden makro strateji oluşturulmadan gerçekleşemezdi. Ve bu strateji İslam dünyasında tefrika çıkararak İslam mezhepleri arasındaki vahdeti bozmayı amaçlamaktadır.

Salih Kasimi Vahhabilik Osmanlı’ya karşı savaşmak ve İslam dünyasını ayrıştırmak için o dönemde şekillenmiştir diyerek şunları ekledi: Bizler Batı dünyasında o topluluklar üzerinde tuhaf bir diktatörlük rolü kuran etkin kişileri tanıyoruz. Öte yandan Mirza Şirazi’nin yazdığı genel bir fetva İngiltere’nin çıkarlarını tehlikeye soktu. Bu nedenle düşmanlar din adamlığının ve merciliğin Şii dünyasındaki etkisinin yoğun olduğunu buradan anladılar ve ters mühendislik stratejileri ile dine karşı cihat ve… gibi bu alanda başarılar elde ettiler.

Salih Kasımi sözlerinin devamında şunları söyledi: İngiliz Şiiliği terimi Yüce Rehberin buluşudur ve nitekim bu buluş onun stratejik bakışını gösteriyor. Onun ana silsilesi ise yurt dışında Washington’da ve çoğu da Mücteba ve Seyyid Şirazi’den farklı şehirlerde ikamet ediyorlar… Aktifler ve bu akım fıkhın ve merciliğin temellerini yıkıyorlar. Ben bu akımlara dair belgeleri hazırlayıp, kitabımda yazdım.

Kasımi şunları aktardı: Ne yazık ki sistemdeki tolerans onu küstahlaştırmıştır, fakat aslında o fıkıh temellerini bozmuştur ve İslam dünyasında bizlerde mevcut olmayan irsi mercilik adında bir akım başlatmıştır! Bu akım merciliğin irsi olduğunu iddia etmektedir.

Kasımi konuşmasının sonunda şunları söyledi: Bugün bölgemizde şekillenen olaylar tekfirci Ehli Sünnet ve aşırıcı Şii akımlar tarafından hazırlanmıştır. Bunlar ateşe benzin döküyorlar ve bizler bugün Amerika ve Batı’nın Şirazi akımını desteklediğine şahit oluyoruz.

intizar.web.tr

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz