Perşembe , 17 Ağustos 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Vahdet Önderleri » İran’da Şii ve Sünni arasında hiçbir problem yoktur
İran’da Şii ve Sünni arasında hiçbir problem yoktur

İran’da Şii ve Sünni arasında hiçbir problem yoktur

Uzmanlar meclisi Kürdistan eyaleti milletvekili Memosta Abdurrahman Hudayi, “Geçmişte İslam dünyasındaki sorunların tek çözüm yolu, Müslümanların birliği olmuştu ve halihazırda bölgedeki mezhebi fitne de İslam dünyasının birliği sayesinde ancak def edilecektir” kanaatinde olduğunu söyledi.

Tasnim Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, bölgedeki gelişmeler, Müslüman ülkelerde ortaya çıkan güvenlik sorunları ve keza ülkede bulunan kalıcı güvenlik konusuna değinen Memosta Abdurrahman Hudayi, “Ülkemizdeki güvenliğin temeli, halkın sahnede uyanık duruşu ve güvenliği sağlamakla yetkili kurumlarla sorumlu işbirliği yapmaları sayesinde şekillendi” dedi.

Hudayi, Batılı ülkelerin durumuna ve güvenliği sağlamada yürütülen şiddete dayalı politikalara bakıldığında, sahada halkın varlığı olmaksızın hiçbir güvenliğin kalıcı olmadığı görülmekte ve halkın sahnede varlık göstermesi bereketiyle kalıcı bir güvenlik nimetine sahip olan İran’ın güvenliğinin de bu iddiayı belgelediğini belirtti.

Aşırı gurupların insanlık dışı faaliyeti, İslam dünyası için bir musibettir.

Bölgede ve küresel düzeyde bazı gurupların ve aşırı hareketlerin insanlık dışı faaliyetlerine işaret eden Uzmanlar Meclisi Kürdistan vilayeti milletvekili, bu hareketlerin ve gurupların yıkıcı faaliyetleri İslam dünyası için bir musibet olduğunu açıkladı.

Hudayi, şöyle dedi:

Söz konusu insanlık dışı faaliyetlerin her açıdan incelenmesi gerekir, zira asil Muhammedî İslam’dan oldukça uzak olan faaliyetlerdir ve İslam’a ve Müslümanların birliğine darbe vurmak için çıkarılan bir fitnedir; bu yanlış davranış tarzının tehlikesi, İslam dünyasının bütünlüğünü ciddi bir tehditle karşı karşıya getirecek kadar büyüktür.”

Memosta Hudayi, sözlerine şöyle devam etti:

Terörist grupların ve aşırı hareketlerin tavırları ve fiiliyatı dinle hiçbir alakası olmadığı gibi din karşıtıdır da. Bu hareketler, İslam ve Müslümanların çehresini tahrip etmek için en merhametsiz işlere başvurmaktalar.”

Hudayi, halihazırdaki şartlarda bütün Müslümanların ve değişik İslam mezheplerine mensup olanların şer’i vazifesi, Kur’an’a tevessül ederek birlikte ve tek parça halinde aşikar ve gizli düşmanlarına karşı harekete geçmek ve fitneyi tarumar ederek düşmanlara yıllarca hatırlayacakları bir ders vermek olduğunu vurguladı.

Bölgedeki mezhebî fitne, İslam dünyasının birliği sayesinde defedilebilir.

Uzamanlar Meclisi Kürdistan milletvekili, şöyle dedi:

İslam’ın inişler ve çıkışlarla dolu tarihini gözden geçirdiğimizde, ne zaman İslam dünyasında bir sorun çıkmışsa sadece Müslümanların birliği yoluyla çözüldüğünü görmekteyiz. Bu kez de Allah’ın izniyle ve İslam dünyasının birliği sayesinde bölgede şekillenen mezhebi fitne def edilecek ve İslam beldelerinde huzur ve asayiş sağlanacaktır.”

Kürdistan vilayetinin mezhepsel dokusuna değinen Hudayi sözlerine şu şekilde devam etti:

“Kürdistan vilayeti, İran’da hatta dünyada Şii-Sünni vahdetinin örneği olmuştur. Halkın basireti ve her iki mezhebin alimlerinin toplumu aydınlatması, bu vahdetin güçlenmesinde temel rol oynamıştır.”

Medyada Şii ve Sünni kutsallarına hakaret edilmesi, İslam birliğinin aleyhine olan tehlikeli bir faaliyettir.

Hudayi, şunu belirtti:

“Mevcut birliğin kalıcı olması için söylem ve amelde insaflı olunmalıdır ki, alimler tarafından özenle dikkate alınması gereken şartlardan biridir. Allah’ın amellerimize ve davranışlarımıza şahit olduğunu bilerek hepimiz halkı İslam Ümmeti’nin hayrı ve maslahatına olan yola hidayet etmemiz gerekir.”

İstikbarın ve İslam’ın yeminli düşmanlarının doğrudan ve dolaylı desteğiyle yürütülen bazı medya organlarının faaliyetlerine değinen Hudayi, “Şia ve Sünni mezheplerine hakaret, karalama ve hatta küfür etmek, bazı uydu kanallarında İslam dünyasının birliğine karşı yürütülen tehlikeli faaliyetlerden biridir” dedi.

Büyük Rehberlik makamının hikmetli fetvası; İslam dünyasının birliği için bir dönüm noktası

Senendec Cuma İmamı, şu vurguyu yaptı:

Şia ve Ehl-i Sünnet büyükleriyle ilgi olarak İslam tarihinde kardeşlik, birlik ve sevgiden başka bir şey belgelenmiş değildir. Her iki mezhebin büyükleri arasında hiçbir sorun olmadığı gibi İslam’ın yükselişi için görüş ve eylem birliği içinde olmuşlardır. Dolaysıyla bu gücün dışında hareket etmek İslam büyüklerine uymak olarak adlandırılamaz.”

Büyük Rehberlik makamının ülkedeki birliğin ve ondan önemlisi İslam dünyasının birliğinin güçlendirilmesindeki rolüne işaret eden Hudayi, “İslam İnkılabı’nın bilge Rehberi, 2009 yılının Nisan ayında, Kürdistan vilayetine yaptığı bereket ve hayırla dolu tarihi ziyaretleri sırasında, Ehl-i Sünnet’in kutsallarına her türlü hakaretin haram olduğunu ilam ettiler ve bu hikmetli fetva, İslam dünyasında bir dönüm noktası oldu” dedi.

Kürdistan alimlerinin İslam İnkılabı Rehberi’yle görüşmelerinden bir hatıra

Uzmanlar Meclisi Kürdistan milletvekili, bu etkili fetvadan sonra, İslam dünyasının büyük alimleri özellikle El-Ezher alimleri ve hakiki İslam’a inanan herkesin bunu sıcak karşılayarak İslam ve Müslümanlar için mübarek bir gelişme olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

Kendisinin ve şehid Memosta “Şeyhu’l-İslam”ın da aralarında bulunduğu Kürdistan bölgesinin önde gelen bazı alimleriyle birlikte büyük Rehberlik makamıyla yaptıkları mülakata değinen Hudayi, Rehberliğ’in bu önemli mülakatta, “Ehl-i Sünnet adına Şia’nın kutsallarına hakaret eden kimseleri hakiki Ehl-i Sünnet olarak görmediğimiz gibi Şia adına Ehl-i Sünnet’in kutsallarına hakaret eden kimseleri de hakiki Şii olarak görmeyiz” dediğini aktardı.

İslam İnkılabı Rehberi’nin Şii ve Sünni arasındaki ortak paydaları vurgulaması, İslam alimleri için örnek olmalıdır.

Memosta Hudayi, “İslam İnkılabı Rehberi’nin sürekli Şia ve Ehli Sünnet’in ortak paydalarını vurgulaması, İslam dünyasının uleması için örnek olması gerekir. Ancak bu şekilde bütün hakiki Müslümanların arzuladığı İslam dünyası birliği sağlanabilir” dedi.

Aşura vakası ve Resulullah’ın (s.a.a) Evladı’nın Kerbela’da şehid edilmesi konusunda, Hudayi şöyle konuştu:

Şüphesiz, İmam Hüseyin’in (a) Kerbela çölündeki şahadeti İslam tarihinin en acıklı ve yürek yakan olaylarından biridir. Bazıları, bu günler için matem tutulmasının daha çok Şii Müslümanlara özgü olduğunu tasavvur etse de fakat bu tasavvur doğru değildir. Bu yanlış tasavvurun şekillenmesinin sebebi de sadece Şii Müslümanların matem tutma biçimi olmuştur. Yoksa Ehl-i Sünnet Müslümanları arasında Ehl-i Beyt’e (a.s) karşı derin ve köklü bir sevgisi vardır. Bu sevgi eğer Şii Müslümanlarınkinden daha fazla değilse kesinlikle eşit düzeydedir.”

İran’da Şii ve Sünni arasında hiçbir problem yoktur

“Ehli Beyt (a.s) sevgisi, İran’da Şii ve Sünni birliğini güçlendiren etkenlerden biridir. Yüce Allah’ın lütufları sayesinde şu an bu ilahi ülkede Şii ve Sünni arasında en ufak bir problem yoktur. Aksine birlik ve beraberlik içinde insanlığın dünyevi ve uhrevi saadetiyle sonuçlanacak bir yolda hareket ediyorlar.” diyen Hudayi sözlerinin devamında da şu ifadelere yer verdi:

İran’da Şii-Sünni birliği, İslam’ın ve bu toprakların düşmanlarının gözündeki bir dikendir. Bunun farkında olan İran’ın mütedeyyin ve anlayışlı halkı, bu birliği daha da güçlendirmek için elinden gelen her türlü çabayı gösterecektir. Gerek alimler gerekse toplumun bireyleri, düşmanın bütün hareketlerini dostane değil, düşmanca görerek düşmanın kendilerinin hayrını ve maslahatını istemediğine yakîn etmeleri gerekir.”

Düşmanın kültürel saldırısına ve bu halkın kötülüğünü isteyenlerin İran milletinin inançlarını hedef alan çabalarına değinen Hudayi, “Bana göre, kültürel saldırıya karşı koymakla sorumlu olan kurum ve kuruluşlar küçük bir gecikmeyle harekete geçmişlerdir” dedi.

Eğer büyük Rehberlik makamının, “kültürel pusu” kavramını ve “yumuşak saldırı” konusunu örnek gösterilecek dirayetiyle gündeme getirdiği sıralarda, yetkili kurum ve kuruluşlar hemen harekete geçseydiler en ufak hareketlilik olanağı dahi düşmandan alınmış olurdu. Fakat bir takım ihmaller, bazı alanlarda hasara neden oldu.”

Ülkenin kültürel alanında bazı eksiklikler görünmektedir.

Senendec Cuma İmamı, “Halihazırda ülkenin kültürel alanında bazı eksiklikler görünmektedir. Bu eksiklerin giderilmesi için bazı tedbirlerin alınması gereklidir. Bu alanda, amirane ve zoraki yaklaşımlar çare değildir. Bu alandaki sorunlarla mücadele, yetkililerin büyük Rehberlik makamı tarafından belirlenen çerçevede, son derece dikkatli hareket ederek ancak başarıyla sonuçlanabilir” dedi.

Hudayi, şöyle devam etti:

Kültürel konularda alimlerin rolü çok hassastır, bu alanda en ufak bir ihmalkarlık topluma onarılmaz darbeler vurur.”

Büyük Rehberlik makamının bilgece aldığı tedbirlerle amel ederek kültürel boşluklar doldurulmalıdır

Ülkenin bazı kültürel sahalarında mevcut olan boşluğun inkar edilmez olduğunu söyleyen Uzmanlar Meclisi Kürdistan vilayeti milletvekili, sözlerine şunları ekledi:

Büyük Rehberlik makamının bilgece aldığı tedbirlerle amel edilerek bu boşluklar kolayca doldurulabilir. Rehberliğin bu alanda belirlediği hedeflerle amel etme konusunda yapılacak bir kusur hiç kimsenden kabul edilemez.”

Kürdistan halkının özelliklerine ve yapılan değerli hizmetlere rağmen halkın henüz bir takım sorunlarla boğuştuklarına değinen ve yeni hükümetin geçen yıldan beri yaptığı faaliyetleri hatırlatan Hudayi, “Halkın devlet ve hükümetten beklentisinin belli bir döneme has olmadığını ve halkın sürekli devlet adamlarından kendi sorunlarını çözmeye çalışmalarını istediklerini” belirtti.

Kürdistan gerilla savaşları Müslüman Peşmergeler’le birlikte yürütülmeseydi başarı mümkün olmazdı

Kürdistan halkının İslam İnkılabı’na ve İslami düzene bağlılığının herkes tarafından bilindiğini söyleyen Hudayi, bu kadirşinas halkın İnkılab’ın ilk yıllarından itibaren ve sekiz yıllık kutsal savunma süresi içinde samimiyet ve fedakarlıklarını kanıtladıklarını belirtti.

İnkılabın zaferinin ilk sıralarında Kürdistan bölgesinde yaşanan gerilla savaşları ve kutsal savunmaya değinen Hudayi, “Kürdistan’da fitneyi def etmek üzere ve bu vilayetin Irak’la sınır boyunca düşmanla mücadele etmek için Kürdistan’a gelmiş olan güçler eğer Müslüman Kürt Peşmergeler tarafından desteklenmeseydi kesinlikle o süratle ne Kürdistan’daki fitneyi söndürebilirlerdi ne de mütecaviz düşmana o yenilgileri dayatabilirlerdi” diye hatırlatmada bulundu.

Müslüman Peşmerge’nin verdiği şehitler, Kürdistan bölgesinin en temiz gençleriydi

Memosta Hudayi, şöyle dedi:

Şehit düşen Müslüman Kürt Peşmergeler, Kürdistan bölgesinin en ihlaslı ve en temiz gençleriydi; canlarını ihlas tabağına koyup cesurca dinlerini ve ülkelerini savundular. Kürdistan şehidlerinin kanı ülkenin diğer bölgelerinden gelen şehidlerin kanıyla karışarak gösterdi ki İslam söz konusu olduğunda Şii olsun veya Sünni olsun bu memleketin gençleri direnmek için her şeyinden vazgeçmeye hazırdırlar.”

Devlet, Kürdistan halkının gösterdiği vefakarlığa yakışır bir yanıt vermelidir

Hudayi, şu hatırlatmayı yaptı: “Devletin görevi, Kürdistan halkının vefakarlığına yakışır bir yanıt vermesidir ve yetkililer halkı kendi fiiliyatlarından memnun edecek şekilde çalışmaları gerekir.”

Seçkinlerin ve aydınların İslam toplumundaki görevlerine de değinen Hudayi, şöyle konuştu:

“Bütün aydınlar ve seçkinler, kendilerinin düşmanın hoşuna gidecek ve onun övgüsünü alacak bir davranışının kesinlikle hata olduğunu görerek bu noktayı bir ölçü olarak kabul edip o konuda temelli bir gözden geçirmeyi yapmaları gerekir.”

Pave Cuma İmamı, mezhepleri yakınlaştırma doğrultusunda hareket eden Kürt alimlerin en önde gelenlerindedir

Bütün seçkinler ve alimler için örnek teşkil eden Kürt alimlerin İslam’a ve mukaddes İslam nizamına yaptıkları hizmetlere değinen Senendec Cuma İmamı, şöyle dedi: İslam mezheplerini yakınlaştırma ve ilay-ı kelimetullah için sürdürdüğü çabaları takdire şayan olan Kürt alimlerin en önde gelenlerinden biri, Pave Cuma İmamı, “Memosta Molla Kadir Kadiri”dir.

Memosta Kadiri, hakikaten mücahit ve muttaki bir alimdir. Benim bu din alimiyle aşinalığım talebelik dönemine uzanır. Memosta Kadiri, şehid Memosta Molla Mahmut Muhammedi’nin yanında talebelik dersi gördükleri günden itibaren kendilerini tanırım. Memosta Kadiri, talebelik zamanından itibaren dini ilimlerin yanı sıra diğer araştırma alanlarında da oldukça faal idi ve şu anda da bölgenin ve İslam dünyasının en etkili alimlerinden biridir.

Hudayi, “Pave Cuma İmamı’nın mukaddes İslam nizamına yaptığı hizmetler, toplumun ve Müslümanların hayrı ve maslahatı doğrultusunda hareket etmesi, bu dini alimi benzeri olmayan bir örnek haline getirmiştir. Bölge alimlerinin, Memosta Kadiri gibi şahsiyetleri dini ve içtimai görevleriyle amel etmeleri için kendilerine örnek almalarını umuyorum” diye hatırlattı.

Çev: Mehmet Gönül

welayet.com

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz