Cumartesi , 20 Ocak 2018
Son Eklenenler
Anasayfa » Haberler » İran’ın İsrail’i Ortadan Kaldırma Planı
İran’ın İsrail’i Ortadan Kaldırma Planı

İran’ın İsrail’i Ortadan Kaldırma Planı

Amerika’daki Siyonist neo-con lobilerin başta geleni Washington Enstitü,İran’ın İsrail’i ortadan kaldırma planına ve bölgesel gelişmeleri ele alan bir rapor yayınladı.

Siyonist rejim uzmanlarından Ehud Yaari tarafından “İran İsrail’i Nasıl Yok Etmek İçin Nasıl Plan Kuruyor?” başlığı altında yazılan raporda, Irak’taki Haşdi Şabi’nin de İsrail’in etrafında bir “direniş duvarı” olarak hazırlandığını ileri sürdü.

Ehud Yaari 25 Ağustos 2015 tarihli raporunda, İran’ın İsrail’i ortadan kaldırmak için uzun zamandır büyük bir planı uygulamaya koyduğunu belirterek “Tahran’ın İsrail’i çevreleme, kuşatma ve yok etmek planında bir değişiklik olmadı. İran bu hedefi için Irak, Suriye, Ürdün de dahil olmak üzere çalışmalarını sürdürüyor” ifadelerine yer verdi.

Ehud Yaari raporunda İran’ın İsrail etrafında bir “direniş duvarı” ördüğünü belirterek, bu duvarın Irak parçasının ise “Haşdi Şabi” diye tanımlanan “Gönüllü halk güçleri” olduğunu belirtiyor.

İŞTE O RAPORUN GENEL ÖZETİ

İRAN, İSRAİL’İ NASIL ORTADAN KALDIRMAYI PLANLIYOR

Ehud Yaari

The Washington Institute

Ağustos 2015

(Not: Raporun tam metni de yayınlanacaktır)

Tahran’ın İsrail‘i çevreleyerek, kuşatma ve siyonist devleti yok etme planına bağlılığı değişmiş değil ve bu hedef İran‘ın Irak, Suriye Ürdün dahil her yerde ilerleme kat etmesini zorunlu kılmakta.

İslam Cumhuriyeti İsrail‘i yıkma bağlılığını bölgesel siyaset çevresinde büyük kaymalar gerektiren uzun vadeli bir proje olarak sunuyor. İsrail ile olan kararlı çatışmadaki direk rolünü büyük bir ikirciklilik/anlam bulanıklığı ile gösterirken İsrail ile yüzleşmek için, Filistinlilerin ve Lübnan Suriyedirenişlerinin kapasitesini arttırma çabalarını da sürdürüyor.

Ana öncelikli hedef Batı Şeria’yı askeri operasyonlar için sert bir üs haline getirmek. İranlıların İsrail‘in Batı Şeria’nın ele geçirilmesin yerleşimciler eliyle engelleme yönlendirmesinin farkında oldukları çok açık. Aynı zamanda Hizbullah’a yaptıkları muazzam yatırıma rağmen grubun İsrail ile sonuçlandırıcı bir savaşı, özellikle Suriye‘deki savaşta can verip servet harcarken üstlenemeyeceğini de fark ettiler.
İran, İran‘dan Suriye, Irak ve Lübnan üzerinden Akdeniz’e ulaşacak bir toprak bağlantısını öncelerken Arap dünyasındaki etkisini arttırma yolunu seçti.

Böyle bir bağlantı kurulduğunda İran sadece Suriye ve Irak direniş milislerini güçlendirmeyi değil Afganistan gibi uzaklardan gelen gönüllüleri de güçlendirecek ve İran askerlerini çatışma sahalarına özellikle Golan’a tanıştıracak yolu da açmış olacak. İranlı generallerin buraları desteklemesi ve bazen güçlerini devredecekleri toplantılara katılması sebepsiz değil. İran İsrail savaşını başka yöne çevirerek engellemek/bertaraf etmek isteyen ABD için öncelik bu kara koridorunun yaratılmasını engellemek olmalıdır. Bu Bağdat’taki hükümeti güçlendirmeyi ve burada operasyon yapan (IŞİD’e karşı) İran yönetimine yakın yerel Şii milislerin etkisini azaltmayı gerektirir. Irak ordusunun Al Enbar’da etkin kontrol sağlamasına yardım etmek hayati önemli. Fakat son görünen durumda bu kolay olmaktan uzak.

Esad rejimini zayıflatmak ve sonunda iktidardan düşürmek, IŞİD’in verdiği tehdide karşı Şam’ın önemini azaltmasına karşın, ABD’nin en üst önceliği olarak kalmalı. Esad rejimi düşerse İran‘ın planı suya düşer ve Suriye Hizbullah partneri olarak hizmet edemez ve İran‘ın Hizbullah’a askeri teçhizat da sağladığı bir üs olamaz.

Esad güçlerinin son gerilemeleri rejime ve İranlı sponsorlarına askeri baskıyı arttırmak için bir fırsat. Bu açıdan isyancıları Şam’a yönlendirecek en umutlu yol rejimin karşı saldırılarını engellemeyi başarmış farklı rejim karşıtı grupların bulunduğu alan olan Güney Suriye‘dir. Buradaki muhalif gruplar başkentin güney eteklerine uzanmış bulunmakta. Nasrallah’ın Mayıs’ta açıkça söylediği gibi, Esad’ın ve İranlı müttefiklerinin düşmesi demek, yabancı topraklarla kuşatılmış Lübnan’a sıkışacak olan Hizbullah’ın da düşmesi demektir.

Doğal olarak İsrail ile en uzun sınıra sahip Ürdün’e, İran‘ı buradaki Filistinlileri kendine bağlaması ve Doğu Ürdünlüleri etkilemesi yönündeki aktivitelerine karşı korkutacak çabalarında yardım edilmek zorunda. Ancak Ürdün’ün istikrarı, komşu ülkeler Suriye ve Iraktaki İran hegemonyası nedeni ile kötüleşebilir. Tahran, Ürdün’ün gelecekte İsrail karşıtı bir operasyonda önemli bir sahne olacağı için, şimdiye kadar Ürdün’de sempatizan toplama çabalarında dikkatliydi. Son olarak İran‘ın nükleer silahlanmasını önlemek kesinlikle önemli. Burada İran devlet başkanı Rafsancani’nin 14 Aralık 2001 de Kudüs gününde sözlerine bakalım:

‘Eğer bir gün İslam Dünyası İsrail‘in şu an sahip olduğu silahlar gibi silahlar ile donanırsa emperyalist strateji İsrail‘in içinde bir nükleer bombanın patlamasıyla her şey mahvolacağı için sekteye uğrayacak. Bununla birlikte bu sadece İslam dünyasına zarar verecek. Böyle bir neticeye kafa yormak irrasyonel değil’

İran nükleer silah arayışını inkar ediyor. Ancak Rafsancani’nin deklare ettiği şey Hamas lideri Halid Meşal’in de dahil olduğu Filistinlilerin de , İran‘ın İsrail‘e nükleer bombalı saldırısında sadece İsrail‘in değil Filistinlilerin de öleceğinin hesaplanması gerektiği yönünde uyarısına yol açtı.

Risk ne olursa olsun nukleer bomba İran‘ın bölede hegemonya iddiasını arttıracak ve İran liderlerine daha agresif ve maceraci politikalar sürdürme konusunda cesaret verecektir. Bu politikalar terörist grupların koalisyonu ile ve bir nükleer şemsiye altında binlerce füze ile ilerleyecektir. Şu bilinmeli ki İsrail böyle bir tehdidin yakın ve muhakkak olduğunu bilirse kendisinin sonsuz öncelikli bir askeri saldırıdan başka şansı olmadığını görecektir. Bu da geniş bir çatışmayı tırmandırır.

O zaman eğer Washington ve müttefikleri İranİsrail savaşından kaçınmak istiyorlarsa, İran İsrail‘in sınırlarından ve aynı zamanda nükleer silah sahibi olmaktan uzak tutulmak zorunda… İran ve 5+1 arasındaki nükleer anlaşma İran‘ı bir on yıl araya soksa da İran farklı silahlanma yöntemleri geliştirebilir.

Aynı zamanda İran‘ın İsrail‘in etrafında bir direniş duvarını genişletmesine engel olma çabaları yönetilmeli. Bu sadece Batı Şeria’da İran titreşimini ve Golan’da yeni bir cephe kurma girişimini engellemeyi değil ABD yönetiminde müttefikler ile birlikte Suriye‘de bir İran zaferini ve Irak’ta İranbaskınlığını önleyecek çaba kararlılığını gerektirir.

IŞİD ile savaş ve İranİsrail savaşı tehlikesi arasında direk bir bağlantı var. İlk olarak Ürdün kralı Abdullah’ın ifade ettiği gibi ‘İran yönetiminde bir Şii hilali’ doğması İslam Cuhuriyeti’nin İsrail‘i yıkma yeminine enerji kazandırır.

KUDÜS NEWS

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz