Pazartesi , 11 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » İslam İşbirliği Teşkilatı Mı Yoksa Bölünmüş Kabileler Teşkilatı Mı?
İslam İşbirliği Teşkilatı Mı Yoksa Bölünmüş Kabileler Teşkilatı Mı?

İslam İşbirliği Teşkilatı Mı Yoksa Bölünmüş Kabileler Teşkilatı Mı?

İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi oturumunun sonuç bildirgesi, Suudilerin İran’ı Arap ülkelerinin içişlerine karışmak suçuyla mahkum etme stratejini uygulaması ve Lübnan Hizbullahı’na terörist damgası vurma çabalarının gerçek yüzünü ortaya çıkardı.

Tesnim Haber Ajansı- İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi oturumunun sonuç bildirgesi, Suudilerin İran’ı Arap ülkelerinin içişlerine karışmak suçuyla mahkum etme stratejini uygulaması ve  Lübnan Hizbullahı’na terörist damgası vurma çabalarının gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Bu nedenle İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin oturumu terk etmesi şaşırtmadı. Mesaj çok açıktır ve o da şudur ki, bu birlikte İran’a hatta belki Suriye ve Irak’a yer yoktur.

Ray El-Yevm gazetesi yayınladığı makalede, İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanları toplantısı ile ilgili şunları yazdı: Oturumun konusunun, Arabistan’ın açıklamış olduğu çoğunluğu özellikle de” müdahaleci” İran’ı mahkum etmek konusunda olduğunu ve Tahran’da İran’ın Arabistan da terör suçuna bulaşmış kişilere verilen idam cezasına karşı Arabistan konsolosluğuna yapılan saldırıdan dolayı İran’ın kınanması konusunun hakim olduğunu anlamamız için,  İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanları toplantısının sonuç bildirgesini okumamız yeterlidir.
Öyle ki, oturumun sonuç bildirgesinde hiç bir şekilde Arabistan’ın Yemen’e yaptığı saldırı ve bunun sonucunda orada öldürenler ile ilgili bir yazı bulunmamaktadır.

Şu da ilginçtir ki, bu bildiri de Filistin meselesine, en kısa zamanda Filistin halkını korumak ve İsrail işgaline son vermek amacıyla uluslararası bir oturumun düzenlenmesi zorunluluğu, bu konunun merkezciliği ve bağımsız Filistin devletinin başkenti Kudüs olarak 1967 sınırlarının korunması vurgulanmıştır ancak hiç bir şekilde İsrail terörizmin açık şekilde Kudüs’ü Yahudileştirmesi konusunda kınanması gündeme gelmemiştir.

Bildiri de tıpkı Suudi kralının istediği gibi Filistin krizinin Cenevre 1 görüşmeleri esasında çözülmesi ve 2254 emniyet kararlarının korunması vurgulanmış ve Suriyeli mültecileri misafir eden ülkeler takdir edilmiştir ancak öyle ki Basra Körfezinde zengin bir ülke olan Arabistan Suriyeli mültecilere kapılarını açmak istememiştir.

Oturumdaki önde gelen kişilerden biri olan Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz, kendi siyasetlerini onlara kabul ettirmeyi başarmıştır böylece İslam İşbirliği Teşkilatı da Arap Birliği Arabistan’ın karşısında tam teslim olacak ve siyasetini Irak’ın yokluk alanında, Suriye, El-Cezire ve zayıf Mısırda uygulayacaktır.

Bu oturum açık bir kabile bölünmesini ortaya koymuştur ve İslam ümmetini iki gruba ayırmıştır. Birincisi, çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Arabistan ve müttefiklerinin önderliğindeki grup oluşturmaktadır ve diğeri çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu İran önderliğindeki gruptur.

Biz şunu çok iyi biliyoruz ki Cidde merkezli İslam İşbirliği Teşkilatı, Arabistancı bir teşkilattır ancak bu teşkilatın Sünni teşkilatına döneceği  hatta bir an bile bizim zihnimizden geçmemiştir ki müzakere yerine, İslam ümmeti arasında birlik oluşturmaya çalışmak yerine kendilerini kabileler arasında ayrılığa adamışlardır. Bu kendi alanında tehlikeli bir olaydır öyle ki büyük ihtimalle yıllarca sürecek savaşlara ve fitnelere yol açacaktır. Biz bunu diyoruz öyle ki boğazımızda acı ve kalbimizde hasret gizlidir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz