Salı , 26 Eylül 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » İsrail’in Hizbullah’a karşı yeni askeri stratejisi
İsrail’in Hizbullah’a karşı yeni askeri stratejisi

İsrail’in Hizbullah’a karşı yeni askeri stratejisi

Haaretz gazetesi askeri işler sorumlusu Amos Harel’a göre, İsrail rejimi Lübnan’ı ortaçağa döndürmek istiyor. Peki Hizbullah’ın buna cevabı ne olacak? Cevabı bir sonraki yazıda…

İsrail’in içişlerinde yaşanan gelişmeler, gelecek savaşın işgal edilmiş Filistin topraklarının kuzey sınırına uzanacağına dair stratejik askeri noktaların ortaya çıkmasına yol açıyor.İsrail rejiminin gündemini işgal eden “savaş gerçekleşecek mi?” sorusu, artık yerini “savaş ne zaman gerçekleşecek?” sorusuna bıraktı. 2006 yazında gerçekleşen “İkinci Lübnan Savaşı”, 2009 Ocak ayında meydana gelen “Dökme Kurşun Operasyonu” , 2012 Kasım ayında “Bulut sütunu” ve Temmuz 2014’teki harekâtları göz önüne alındığında, İsrail’in her iki veya üç yılda bir malumu ilan ettiği görülüyor. İsrailli uzmanlar, gelecek savaşın öncekilerden çok daha farklı olacağı konusunda fikir birliğindeler. Savaşın özellikle de kısa bir dönem devam eden Temmuz Savaşı veya İkinci Lübnan Saldırısından farklı olacağı, ancak aynı şekilde etkin ve hızlı olacağı konuşuluyor.

Banliyö teorisi

İsrail rejimi, son birkaç gün içerisinde bütün askeri, güvenlik ve siyasi düzeylerdeki çıtasını yükseltti. İsrail’in askeri stratejisini anlamak için, bazı Siyonist liderlerin açıklamalarını değerlendirmek yeterli olacaktır. İsrail ordusunun ana hatlarını belirleyen açıklamaların bir kısmı şöyle:

İsrail Genelkurmay Başkanı

İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot, Kuzey Cephesinin devir teslim töreninde yaptığı açıklamada, Lübnan hükümetine tehditler yöneltti. İsrailli lider tehditlerine Lübnan cumhurbaşkanının, geçtiğimiz günlerde yaptığı  “Hizbullah’ın Lübnan savunma sisteminin bir parçası olduğu ve silahsızlandırılmasının Lübnan yönetimi tarafından kabul edilmediği” yönündeki açıklamalarını bahane gösterdi. Gelecek savaşta Lübnan’ın, İsrail’in hedefleri arasında yer aldığını belirten Eizenkot, 2008 yılında banliyö teorisini başlatan kişinin ta kendisidir.

Savaş Bakanı

İşgal rejimi savaş bakanı Avigdor Lieberman, İsrail Meclisi Dış Güvenlik ve Dış İlişkiler Komitesinin oturumu sırasında yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: “Lübnan ordusu, Hizbullah örgütünün birimlerinden biri mesabesindedir. Hizbullah ve Lübnan ordusunun askeri altyapıları, tek bir yapıdır.” Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın Hizbullah’ın bir unsuru olduğunu belirten Liberman’ın açıklamalarının, İsrail ordusundan bağımsız bireysel açıklamalar olmadığı, Yahudi Maariv gazetesinde yer alan şu satırlardan anlaşılıyor: “İsrail ordusu, Lübnan ile girilecek gelecek savaşta Lübnan ordusunun İsrail aleyhine etkin bir rol üstleneceğini düşünüyor. Öyle ki onlar, Hizbullah liderlerinin altında çalışacaklardır.”

Naftali Bennett

Yahudi Evi partisinin lideri ve İsrail eğitim bakanı olan Bennett, ülkesinin Lübnan ile savaşa girme gayretinde olmadığını, ancak bu savaşın meydana geldiği takdirde, 2006 Temmuz Savaşından daha hızlı ve kısa olması gerektiğini söyledi. Bennett sözlerine şunları ekledi: “İsrail ordusunun, Lübnan askeri merkezleri başta olmak üzere Lübnan’daki hayati öneme sahip tüm yapıları etkileyecek noktalarda geniş askeri operasyonlar yürütmesi gerekiyor. Çünkü bu hamle, savaşın çözümü ve süresinin kısaltılması için büyük ülkeleri müdahaleye etmeye götürecektir.”

Askeri strateji

İbranice yayın yapan “Walla” haber sitesine göre İsrail halkının %58’inin gelecek savaşta siyasi liderlere güven duymadığını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılanlar ışığında İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri stratejisini şu şekilde özetleyebiliriz:

Birincisi: Lübnan devletinin hedef alınmasına dair neredeyse tam bir fikir birliği vardır. 2006 Temmuz Savaşında Amerika Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, o zamanki İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra Siyonist rejim dönemin Lübnan lideri olan Fuad Sinyora hükümetini tarafsız kılmaya çalışmıştı. Bugün ise Mişel Avn’ın pozisyonundan dolayı, ne Cumhurbaşkanlığı sarayının İsrail tarafından hedef alınması, ne de Lübnan ordusunun Lieberman’ı hedef alması ihtimalleri uzak görülüyor. Hatta Lübnan’da Hizbullah’ı destekleyen Hıristiyanlar ve Sünni Müslümanlar dahi pozisyonlarından vazgeçirilmek için hedef alınabilir.

2006 Temmuz Savaşında İsrail rejimi, Lübnan halkı ile bir problemi olmadığı, tek derdinin Hizbullah ve çevresi olduğu yönünde insanları aldatmak için sadece Şii Müslümanların olduğu bölgelere saldırmıştı. Ancak görüşe bakılırsa İsrail’in bu düşüncesinin yerinde yeller esiyor.

İkincisi: Sınırlı bir süre dahilinde olacağı düşünülen darbe, yoğun ateş altında veya bazılarının görüşüne göre “yıldırım saldırısı” şeklinde olacak. Bu da, İsrail’in Hizbullah ve Lübnan devletine acı bir darbe yöneltmesine izin verebilir.

Çünkü İsrail rejimi, Amerika’nın projesi yoluyla Güvenlik Konseyine sığındığında, savaş hızla sonlandırılır. İsrailli askeri gazeteci Ben Caspit, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bu olası savaş geçmişte olandan tamamıyla farklı olacaktır ve muhtemelen kısa bir süre devam edecektir. Ancak aynı zamanda etkili ve hızlı yıkıcı bir gücü olacaktır.”

Özetle, İsrail hükümeti ve muhalefeti, savaşın kısa olmak zorunda olduğu konusunda hemfikir. Bu görüş, İsrail rejiminde hükümet ve muhalefetin aynı fikirde olduğu ender noktalardan biri. Özellikle de siyasi liderlerin en sonuncu (2014) Gazze saldırısı operasyonundaki performansını eleştiren Devlet Gözlem Raporundan sonra,  yönetim ve muhalefet ilk kez fikir birliği sağlıyor.

Haaretz gazetesi askeri işler sorumlusu Amos Harel’a göre, İsrail rejimi Lübnan’ı ortaçağa döndürmek istiyor. Peki Hizbullah’ın buna cevabı ne olacak? Cevabı bir sonraki yazıda…

Alwaght

Çeviri: Merve Soydaş

www.medyasafak.net

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz