Salı , 17 Ekim 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Lübnanlı Sünni Alim: Türkiye ve Suud, Münih’te İran’a karşı İsrail’le aynı dili kullandı
Lübnanlı Sünni Alim: Türkiye ve Suud, Münih’te İran’a karşı İsrail’le aynı dili kullandı

Lübnanlı Sünni Alim: Türkiye ve Suud, Münih’te İran’a karşı İsrail’le aynı dili kullandı

Lübnan’ın önde gelen Sünni alimlerinden Şeyh Mahir Hammud’un 24 Şubat tarihli Cuma hutbesi:

Münih’te düzenlenen son Güvenlik Konferansı, Arap ülkelerinin çirkin tavrını bir kez daha ortaya koydu. Suud Dışişleri Bakanı, İsrail Savaş Bakanı Liberman ve Amerikan temsilcisiyle aynı dili kullanırken, Türk bakanın da onlara yakın bir dil kullandığına şahit olduk. Konferansta yapılan açıklamalar İsrail-Amerika-Arap ülkeleri arasında İran ve bölgedeki müttefiklerine karşı gizlice bir ittifak kurulduğu yönündeki haberleri de doğrular nitelikteydi.

Diğer yandan Tahran’da hem küresel güçler tarafından hem de Arap ülkeleri tarafından Filistin aleyhinde kurulan komplolar karşısında Filistin’deki direnişe ve Filistin halkının haklarına destek vermek maksatlı küresel bir konferans gerçekleşti. Konferansta Müslümanlara ve hassaten Araplara Filistin davası hatırlatıldı. Bu iki konferansta Müslüman kişi ve kurumların yeri neresi oldu?

Açıkça görüldü ki, yalancı ve sahtekar bir tavırla İslam davasını temsil ettiğini iddia edenler Tahran konferansının karşısında Cenevre konferansının yanında yer aldılar. Hatta İsrail ve Amerika’nın ortaya koyduğundan çok daha fazla hamaset göstererek tamamıyla direnişe düşman olan batı-Arap-İsrail tavrının bir parçası oldular, herkesin aklını kurcalayacak şüpheli meseleleri gündeme taşımaya başladılar. Taraflarınca finanse edilen basın kuruluşları ise ortaya atılan yalanları yaymada aktif bir rol oynadı. Böylece ortaya Allahu Teala’nın şu sözünün muhatabı olan sapkın bir tabaka çıktı: “Onların dünya hayatındaki çabaları boşa gitmiştir. Oysa onlar çok iyi bir iş yaptıklarını sanmaktadırlar.” (Kehf: 104)

Ekonomi ve siyaset alanında zarar vermeye çalışmakla birlikte daha çok mezhepçilik alanında şüpheli meseleleri yayarak duyguları kışkırtma ve tarihi deşme yoluna gittiler. Üstelik bu yalanları yaymaktan da asla pişmanlık duymadılar. Ortaya çıkardıkları farklılıkları adeta tevhid inancının bir parçasıymış gibi sundular. Bu yalanlara inanmayan bir Müslüman bile Müslüman olup olmadığından şüphe duymaya başladı.

Bu düşünceleri tartışmak ve yalanları ortaya çıkarmak için daha geniş bir vakte ve uzun bir seminer silsilesine ihtiyaç var. Ancak vereceğimiz bir örnek biraz olsun hakikati açıklamaya yetecektir:

Bir insan düşünelim. Araba modelleri arasında en yenisine sahip, arabası en iyi özellikleri içerisinde barındırıyor. Ancak bu kişi aracının yakıtı ve bakım gerektiren bazı cihazları hususunda ihmalkâr davranıyor. Ne kadar bu cihazlar ucuz fiyatlara sahip olsalar da arabanın hızı ve kullanımı açısından kritik bir role sahipler… Bir diğer yanda ise daha mütevazi bir araba var. Ne kadar diğer araçlara göre eksikleri olsa da düzenli bakımı dolayısıyla en iyi araçla kıyaslanabilecek derecede güçlü bir seviyeye sahip… Şayet daha üst model olan araç için gereken bakım yapılmazsa bu iki aracın yarışmaları halinde kazanacak olan mütevazi olan araçtır.

İşte bizim halimiz!

İslam akidesini koruduklarını iddia edenler! Önce saflarınızı birleştirin, söylemlerinizi gerçek İslami söylemlere dönüştürün! Kararlarınızı kendiniz alın, karar hakkınızı müstekbirlere ve büyük komploculara bırakmayın! Kitabın, sünnetin ve maslahatın gölgesinde sorunlarınızı çözüme kavuşturun. Kimse lider olma çabasına girmesin. Bilakis herkes sahte engellere, sahte inançlara kapılmadan gerçek İslam’ın gölgesi altına girmeye hazır olsun!

Böylece yalanlar, sahtekarlıklar ortaya çıkacak ve iftiracıların dili değil aklın dili kazanacaktır.

Bugün direniş ehli gerçekleşmesinde şüphe olmayan ilahi vahyin gelmesi için ümmeti uyandırma çabasına girmiş durumda…

Diğer yanda bir ses var ki adeta bir vadi ortasında ve kimse tarafından işitilemiyor: Amerika ve İsrail kendilerini ne kadar müttefik gibi göstermeye çalıştılarsa da açıkça görüldü ki Amerika kendi menfaatinden başkasını düşünmeyen sadakatsiz bir müttefik… İsrail ise bölgedeki ajanlarına baktığında ne olduğu anlaşılabilir bir sahtekar…

 

islamianaliz

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz