Pazar , 21 Ocak 2018
Son Eklenenler
Anasayfa » Vahdet Önderleri » Mahir Hammud : Ümmetin içinde bulunduğu 5 Yanlış
Mahir Hammud : Ümmetin içinde bulunduğu 5 Yanlış

Mahir Hammud : Ümmetin içinde bulunduğu 5 Yanlış

Lübnan’ın önde gelen Sünni alimlerinden Şeyh Mahir Hammud 8 Ağustos 2014 tarihli Cuma hutbesinde Lübnan özelinde ümmetin içine düştüğü yanlışlıkları 5 madde ile sıraladı.

Suriye, Libya ve Irak gibi bilfiil kaosa sürüklenmiş ülkelerde çözümün dış mihraklarda arandığına dikkat çeken Mahir Hammud, ümmete bazı hatırlatmalarda bulundu.

Lübnan’da Yaşanan Saldırıların Gölgesinde…

“Bugün gelinen noktanın birilerinin hatalarından kaynaklandığını herkes kabul etmelidir. Bu hatalar 2005 yılında Hariri’ye yapılan suikastla başlamış ve Suriye’deki fitneyle iyice alevlenmiştir.

Bu hataları genel olarak 5 maddede özetleyebiliriz diye düşünüyorum:

Birincisi: Suriye Meselesi: Birileri başlangıçta Suriye’de yaşananların adalet ve özgürlük hedefiyle yola çıkmış bir devrim olduğunu iddia etti ve hatta hala daha iddia ediyor. Suriye hak ile batılın birbirine karıştığı bir fitne ortamıdır. Suriye’deki durumu yalnızca “devrim” şeklinde tanımlamak hataya düşmek olur. Irak’ta, Lübnan’da, Musul’da dökülen kanları, katliamları gördükten sonra nasıl oluyor da anlaşmazlığa düşebiliyoruz? Olumlu ve olumsuz yanları tartışabiliriz ama ayrılığa düşmek doğru mudur? Üstelik IŞİD ya da Nusra gibi grupların nasıl olur da Suriye yönetimine geçebilecek alternatifler olduğu iddia edilebilir? Ya da halkın çoğunluğu istikrardan ve rejimin devamından yana olduğunu ortaya koymuşken halkın değişim istediğini iddia etmek nasıl bir düşüncedir?

İkincisi: Direnişe Muhalefet: Lübnan’da direnişin hizipçilik ve tekfirciliği körüklediğini iddia etmek ne kadar doğrudur? Üstelik direniş doğu sınırını tehlikelerden korumuş ve ülkeye hizmet vermişken… Direniş Lübnan’ı İsrail’e karşı savunmuş olmasaydı bu ülke bu halde olur muydu acaba?

Üçüncüsü: Tek Taraflı Bir Tefsir Yorumu: Bazıları kendi içtihatlarını herkese doğru olarak kabul ettirmek istiyorlar. Kendi yorumlarının asıl olarak kabul edilmesini talep ediyorlar. Oysa aynı kişiler Lübnan’da, Musul’da ortalığı karıştırıyorlar, hatta Hıristiyanlara bile saldırı düzenliyorlar.

İslam’a Vahhabi düşünceleri dayatarak zarar veriyorlar. Üstelik Suud’un da Vahhabi düşüncenin yayılması için çaba sarf ettiğini de biliyoruz. Öyle bir algı sunuyorlar ki, tek bir düşünceyi doğru kabul edip insan aklını ve gelişimini göz ardı ediyorlar.

Dördüncüsü: Parçayı Görmek:  Suriye’ye müdahalesi üzerinden Hizbullah’ı eleştirmek, bunun tarihi bir yanlış olduğunu iddia etmek ve ümmete hediye ettiği izzet ve onuru göz ardı ederek saldırıya geçmek gerçeği göz ardı etmektir.

Beşincisi: Yabancılara Güvenmek: Bu konularda anlaşmazlığa düştüklerimiz kişiler açıkça gidip dış güçlerin yardımlarına sığınabildiler. Nitekim Saad Hariri uluslar arası toplumun Suriye yönetimiyle ilgili görevlerini ihmal ettiğini söyledi. Ya da Amerika’nın müdahaleden vazgeçmesini üzüntüyle karşılayanlar oldu. İhanetin adı demokrasi olarak tanımlanıyor. Suriye’ye dış müdahaleyi isteyenlere soruyorum:

“Libya’da yaşananlar sizi mutlu mu ediyor? Irak’ta yaşananlar hoşunuza mı gidiyor? Her gün yaşanan patlamalar, mezhepçi söylemler ve eylemler… Amerika’dan yardım isteyenler Şii olunca hain oluyor da Sünni olunca milliyetçi mi oluyor?

IŞİD denilen, Suriye ve Lübnan’daki tekfircileri körükleyen, azınlıklara veya Hıristiyanlara karşı saldırılar düzenleyen, Filistin direnişinin destan yazdığı bir dönemde Lübnan ordusuna yönelik saldırılar düzenleyen örgütün neler yaptığını herkesin bilmesi gerekiyor. Tüm bunlar dikkatleri Filistin direnişinin üzerinden çekip farklı yönde toplamayı hedeflemiyor mu? Ya da Amerika ve İsrail’in tüm dünyaya “Gazze’de bizimle savaşanlar IŞİD’le aynı taraftalar” demesini hedeflemiyor mu? Şu bir gerçek ki, İstihbarat güçlerinin IŞİD ve IŞİD gibi gruplarla mücadele etmesi ve onları bitirmesi gayet de kolay bir iştir. Biri geliyor ve aşırı söylemlerde bulunuyor. Sonra herkes tarafından dosdoğru iman sahibi biri olarak önemli bir pozisyona oturtuluyor. Aslında tüm bunlar Bağdadi’nin bazı yerlerde iddia edildiği gibi Yahudi olduğunu sorusunu akla getiriyor. Ancak böyle konularda kesin bir delil olmadan konuşmak doğru olmayacaktır.

islamianaliz

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz