Perşembe , 14 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Haberler » Mazlumiyetin çarpan kalbi Bahreyn halkı
Mazlumiyetin çarpan kalbi Bahreyn halkı

Mazlumiyetin çarpan kalbi Bahreyn halkı

Bahreyn halkı üç Müslüman mazlum gencin idam edilmesi ardından sokaklara dökülüp Bahreyn Krallık rejiminin zulüm, baskı ve cinayetlerini lanetlediler.

Bahreyn Krallığı, Asya’da, Fars Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesidir. Bu ülke Nüfusunun yüzde 70’i Şii Müslümanlardan oluşmaktadır.  Bahreyn’in güneydoğusunda Katar, batısında Suudi Arabistan yer alır. “Bahreyn” Kuzeybatıdan, 25 Kasım 1986 kullanıma açılan ve 25 km. uzunluğundaki Kral Fahd Geçidi ile deniz üzerinden karayolu ile Suudi Arabistan’a bağlanmıştır. Bahreyn antik zamanlardan beri insanlar için bir yerleşim yeri olmuştur. Fars Körfezi’ndeki stratejik konumundan dolayı Bahreyn; Asur, Babil, Yunan, Pers imparatorluğun hâkimiyeti altına girmiştir. Bahreyn halkı daha sonra Müslümanlığı kabul edip, İslam Arap medeniyetlerinin etkisi altında kalmıştır. Bahreyn 1521 yılında Portekizlilerin işgaline uğramıştır.

Şah Abbas Sefavi 1602 yılında Bahreyn’e çıkarma yapıp, yabancı güçlerin işgaline son verip, bu ada ülkesini tekrar İran topraklarına ilhak etmiştir. Bahreyn Takımadaları 180 yıl boyunca İran devletinin hâkimiyeti altında kaldı. Arabistan Necd Bölgesi kökenli Al’i Halife hanedanının bir kolu olan Beni Uteybe kabilesine mensup Şeyh Ahmed Bin Halife 1783 yılında Bahreyn’e saldırıp, bu toprakları işgal etti. O dönemden itibaren İngiliz sömürgeci devleti Al’ı Halife rejimini destekleyip koruma altına aldı. İran Şah Muhammed Rıza Pehlevi 1967 yılında İran’ın Bahreyn üzerindeki hâkimiyet hakkını gündemde tuttu. Ancak siyasi keşmekeşkler devam ettiği sırada İngiltere sömürge devleti Fars Körfezinden geri çekildiğinde Bahreyn 14 Ağustos 1971 yılında bağımsızlık ilan etti. İran hükümeti de onun bağımsızlığını resmen tanıyan ilk devlet oldu.
Bahreyn 3 büyük adadan meydana gelir. En geniş adası Bahreyn Adasıdır, 48 km uzunluğunda ve 19,3 km genişliğindedir. Baş şehri Manama, bu ada üzerindedir. Diğer büyük adaları Muharrak ve Sitra’dır. Kıyıları nakliyat ve gemilerin yaklaşması için elverişlidir. Şeyh Hamad bin İsa al-Halife 2002 yılında kendini Bahreyn kralı olarak ilan etmiştir.
Ekonomide tarihsel olarak Bahreyn, petrol üretimi ve inci üretimi ile tanınmaktadır. Fakat 20. Yüzyılda petrol tüketiminin artması ile Petrol tüm Arap ülkelerinde olduğu gibi, Bahreyn’de de lokomotif güç olmuştur. Petrol ticaretinin; ülke ihracatındaki oranı yüzde 60, ülke gelirlerindeki oranı yüzde 60, gayrı safi yurtiçi hâsıladaki (GYH) oranı yüzde 30’dur.
Bahreyn, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin 6 üye ülkesinden birdir.  Fars körfezindeki konumu, Hem Suudi Arabistan’a hem de İran’a olan yakınlığı ile jeo-stratejik açıdan önemli bir ülke olarak değerlendirilmektedir. Suudi Arabistan 1997 – 2004 yılları arasında iki ülke ortak sahası olan Abu Saafa petrol sahası gelirlerini Bahreyn’e bırakmıştır.
Bahreyn, Amerika Birleşik Devletleriyle de yakın ilişki içerisindedir. Bahreyn ile Amerika 2006 yılında yürürlüğe giren “Serbest Ticaret Anlaşması” imzalayarak, bu antlaşmadı. Amerika ayrıca Bahreyn’de askeri deniz üssü kurmuştur. ABD’nin Fars Körfezindeki 5. donanması karargâhı Bahreyn’in başkent Manama yakınlarında konuşludur.
Bahreyn kralı Şeyh Hamad bin İsa al-Halife bu ülkenin Müslüman halkı üzerine dikta ve kanlı bir sulta kurmuş bulunuyor. Bahreyn halkının çoğunluğu Şii Müslümanlardan oluşmaktadır. Ancak Bahreyn kralı, halkın temel hak ve özgürlüklerini, vatandaşlık haklarını ayaklar altına almıştır.
Şubat 2011’de başkent Manama’daki İnci Meydanı’nda toplanan binlerce Bahreynli, ülkede demokratikleşme, serbest seçimlerin yapılması, halkçı İslam cumhuriyetinin kurulması, hanedan rejimine son verilmesi talebiyle hareket geçmiştir. Bu barışçı halk hareketi kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışılmıştır. Ancak protestoların önüne geçilememiş ve ülkede sıkıyönetim ilan edilmiştir. Bahreyn dikta rejiminin çağrısı üzerine 14 Mart 2011 Pazartesi günü Birleşik Arap Emirlikleri’nden 500 polis ve Suudi krallık rejiminin askeri birlikleri Bahreyn halkını kanlı bir şekilde bastırmak için bu ülkeye giriş yapmıştır.
Bahreyn krallık rejimi açıkça Amerika işgal güçleriyle Suudi krallık rejimi askeri ve istihbarat örgütlerinin yardımıyla bu ülkede kan akıtmaktadır. Çok sayıda insan hakları kuruluş ve BM, Bahreyn rejiminin siyasi muhalifleri bastırdığını ve açıkça insan hakları ihlalleri yaptığını ilan etmiştir. Son olarak Halife dikta rejimi üç Müslüman masum genci idam etti. Bahreyn halkı üç Müslüman mazlum gencin şehit edilmesi ardından sokaklara dökülüp Bahreyn Krallık rejiminin zülüm, baskı ve cinayetlerini lanetlediler.
Bahreyn’i sultası altında tutan Şeyh Hamad bin İsa al-Halife rejimi söz konusu üç genci 2014 yılında iki birleşik Arap emirlikleri ve bir Pakistanlı askeri öldürmekle suçlayıp tutukladı. Ancak hiçbir belge ve kanıt sunamadı. Bahreyn halkı bu masum gençlerin idam edilmemesini istedi. Ancak dikta ve hunhar rejim halkı korkutmak için gençleri idam etti.Şeyh Hamad bin İsa al-Halife şehit edilen gençlerin pak cenazelerini bile ailelerine vermekten kaçındı ve Mahuz mezarlığında gizlice defetti.
Bahreyn İslami Emel partisi genel sekreterinin yardımcısı Şeyh Abdullah Salih, gençlerin idam edilmesini kınayarak, şehitlerin ailelerine baş sağlığı diyerek şehitlerin kanının yerde kalmayacağını, yakında dikta ve istibdadi rejimin şehit kanlarında boğulup yok olacağını söyledi. Nitekim Şeyh İsa Kanber’in 1960 yılında şehit edilmesi sonucu, mevcut Kral’ın babasının dikta rejimi son bulduğu gibi, bu üç masum gencin şehit edilmesi de son kralın sultasına son verebilecektir.  
Bahreyn insan hakları merkezi başkanı Yusuf Rabei de yaptığı açıklamada, üç gencin idam edilmesiyle Bahreyn krizinin siyasi çözüm yolunun kapandığını söyledi. Yusuf Rabei ayrıca, Al’ı Halife rejiminin işlediği cinayetlerin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Bazı gözlemcilere göre, Al’ı Halife Rejim, 2014 yılındaki suikast olayı ardından Birleşik Arap emirliklerinin baskısı sonucu, suçlu aramaya başladı ve suçsuz gençleri tutuklayarak idam edip, bu baskıdan kurtulmaya çalıştı. Çünkü Birleşik Arap emirlikleri yöneticileri, bu ülke askerlerini öldürenleri bulamaması ve idam etmemesi halinde askeri ve güvenlik güçlerini Bahreyn’den geri çekecekleri tehdidinde bulunmuşlardı. Şeyh Hamad bin İsa al-Halife ada kalkanı güçlerini oluşturan Suudi krallık rejimiyle Birleşik Arap Emirlikleri askeri güvenlik güçlerini Bahreyn’de tutup, halkı bastırabilmek için, gençlerin kanını rüşvet olarak onlara verdi.
Bahreyn halkının %80’ninden fazlası dikta krallık rejimine muhalefet etmektedir. Bu nedenle Şeyh Hamad bin İsa al-Halife rejimi Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistanlı askeri güçleri kullanarak halkı katliamdan geçirmekte, tutuklayıp işkence etmektedir. Aksi takdirde devrileceği dehşetini yaşamaktadır. Bahreyn halkı da bu ülkede dikta rejimi devirmeye ve demokratik seçilmiş bir devlet düzeninin kurulması amacıyla kararlı mücadelesini sürdürmektedir.
Habis Şeyh Hamad bin İsa al-Halife rejimi ırkçı Siyonist İsrail rejimiyle de yakın işbirliğini sürdürüp, Bahreyn halkıyla birlikte Filistin halkının da bastırılmasına katkıda bulunmaktadır. Bahreyn hanedan ve monarşi rejimi halka zulmetmeyi meslek edinmiştir. Bu zorba rejim Bahreyn Müslüman halkının dini lideri Şeyh İsa Kasım’ı da ev hapsinde tutup, Bahreyn vatandaşlığından çıkardı. Bu insanlık dışı ve uluslararası hukuk dışı girişimlere karşı Bahreyn halkı protesto gösteri yürüyüşleri yapıp, Şeyh İsa’nın evini koruma altına alıp, rejim askerlerinin saldırılarını önlediler. Bahreyn rejimi, Bahreyn vatandaşlarını vatandaşlığından çıkararak Irak Baas Partisi üyesi kaçakları ve diğer yabancı uyrukluları vatandaşlığa kabul ediyor. Bahreyn rejimi, bu ülkede nüfus yapısını değiştirmek amacıyla diğer ülkelerin vatandaşlarını Bahreyn’e taşıyor. Kaçak Bassçılar en hunhar kimseler olarak Irak halkını özellikle Şiilerle Kürtleri katliamdan geçirip, idam edilen Saddam rejimini destekleyerek İran İslam Cumhuriyeti’ne ardından Kuveyt’e savaş açıp bölge ülkelerinde katliam ve yıkım dayattılar. İşte bu katillere Bahreyn rejimi vatandaşlık hakkı tanıyor.
Bahreyn halkı katliamlar, işkenceler, tutuklamalar, ortadan kaybetme operasyonları, sürgünler, işten çıkarmalar gibi zülüm baskılara rağmen direnişini 6 yıldan beri sürdürüyor. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar ise bu dehşet verici girişimlere seyirci ve sessiz kalıyor. Amerika ve İngiltere krallık rejimi gibi bölge dışı sömürgeci güçlerle Suudi krallık rejimi gibi bölgesel işbirlikçi dikta rejimler Bahreyn halkının itiraz seslerini ve demokratik taleplerini göz ardı ediyor ve bastırılmasına destek oluyorlar. Bahreyn rejimi ayırımcı ve fırkacı politikalarıyla halkın itiraz seslerini bastıracağını sanıyor. Bu doğrultuda üç Müslüman genci şehit ederek, dehşet ve devlet terörü estirerek halkı susturmaya çalışıyor. Ancak bütün bu insanlık dış politikaları çökmüş bulunuyor.Halk kıyamının yeni bir boyut kazandığı da görülüyor. Masum gençlerin idamı halkın dikta rejime karşı kin ve nefretini arttırmıştır. Nitekim Halife rejimi bu cinayetleriyle aslında İntihar edip geleceğini karartmıştır.
Bahreyn Şii Müslümanların liderlerine yapılan zulümler ve gençleri tutuklayıp işkence etme ve katletme süreci, halkın mukaddes devrimci hareketlerine ve protesto eylemlerine yeni bir boyut kazandırmıştır.     
Parstoday

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz