Salı , 26 Eylül 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Sosyal Konular » İslam Ekonomisi » MÜSİAD’a: “İyi kapitalizmler, iyi güce tapınmalar!”
MÜSİAD’a: “İyi kapitalizmler, iyi güce tapınmalar!”

MÜSİAD’a: “İyi kapitalizmler, iyi güce tapınmalar!”

Milli Gazete yazarı Burak Kıllıoğlu, MÜSİAD’ın “Türkiye gerçekçi hedefleri hak ediyor” başlığıyla verilen tam sayfa ilanını eleştirdiği yazısında, asgari ücretin arttırılmasını dahi gerçekçi bulmayan muhafazakârların kapitalist bir dili nasıl benimsediğini sorguladı.

Yazının tamamı şu şekilde:

Hiç akla gelir miydi acaba, günün birinde bir muhafazakâr kuruluş, gücün yanında yer alma refleksiyle (belki de mecburiyetiyle) çıkıp çalışanların ücretlerinin “arttırılmamasını” savunsun! “Türkiye gerçekçi hedefleri hak ediyor” başlığıyla verilen tam sayfa ilanda ne anlatıldığını merak edenler, hükümet yetkililerinin konuyla ilgili görüşlerine baksa yeterli olacaktır. Kurumsal açıklama ama iktidarın resmi açıklamasından zerre farkı yok.

Muhafazakâr bir kuruluş, kalkıp da “asgari ücret artmasın” diyor yani. Sefalet ücretini, çalışana, emek harcayana yeterli gördüklerini söylüyorlar satır aralarında. “Çalışanın hakkını alın teri kurumadan veriniz” hadis-i şerifini bilen birisi, emeğin ne derece kutsal olduğunu nasıl olur da bilmez? Ve nasıl olur da, bu meseleye sıradan bir kapitalistin gözleriyle bakıp, “asgari ücret artırılmasın” demeye getirebilir? İktidarın sözleriyle konuşup, ortaya en ufak bir düşünce koyamadan bir propagandaya alet olmayı nasıl içlerine sindirebilirler?

Günümüz muhafazakârlarının, iktidarla olan imtihanlarında ortaya çıkan başarısızlığın nedenlerinden birisi, dava ve ideallerini dünyevi menfaatlere ve nimetlere yem etmeleriyse, bir diğeri de giderek kapitalistleşmeleri, giderek pragmatik ve makyavelist olmalarıdır. İşin içinde insan hakkı ve emeğinin olduğu bir yerde, bir kapitalist gibi görüş beyan edilmesi çok çok acı bir tablodur. Dava ve ideal buharlaştığı günden beri bu tür manzaralar da bizim muhafazakârlar için sıradanlaşmıştır.

Uzatmayalım. Madem “Türkiye gerçekçi hedefleri hak ediyor” mottosunun arkasına sığınarak (yani hükümetin görüşleri kopya edilmeden güya) bir bildiri yayınlandı. Yani, 500 lira asgari ücret artışı “gerçek dışı” bir hedef ama 7.5 sene içinde ihracatı 150 milyar dolardan 500 milyar dolara çıkarmak, yani 3’e katlamak çok gerçekçi! Neredeyse 2010’dan beri yerinde sayan milli geliri, aynı sürede 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkaracağını söylemek çok inandırıcı! Madem, “Türkiye gerçekçi hedefleri hak ediyor” diyorsunuz, o zaman en başta bu olması imkânsız (hükümetin içinden bile imkânsız olduğunu söyleyen isimler var) hedeflere tavır koyun. Olması imkânsız şeyleri söylemek yoksa halkı kandırmak olmuyor mu?

İşin ilginç bir yönü de var. Misal, bir Müslümana yakıştığı tartışmalı olan lüks ve şatafatı, yani milyonluk evleri, arabaları, pahalı giysileri, birbirinden gösterişli lokantaları, kafeleri, butikleri, kısaca sahip olmadan önce tu kaka edilen yaşam tarzını meşrulaştırmak için “ama Müslümanlar her şeyin en iyisine layık” diyenler, iş sefalet ücretinde bir artışa gelince neden bu artışı asgari ücretliye layık bulmuyorlar? Sadece iktidara yakın ve zenginleşmiş olanlar mı her şeyin en iyisine layık oluyor yani?

Bu söz konusu ilanı veren kuruluşun eski başkanlarından bir tanesi, 2009 yılında “Bir lokma, bir hırkaya inanmıyorum. Bu, Müslümanlara yutturulmuş bir zokadır” demişti. Demek ki, o şahıs, kapitalistleşme sürecini çok daha önceden tamamlamış ve meseleyi çok da iyi içselleştirmiş. Belli kimseler her şeyin en iyisine layık, ancak güce zarar gelmesi durumu varsa sefalet ücretinin arttırılmasını teklif etmek bile suç!

İyi kapitalizmler, iyi güce tapınmalar!

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz