Cumartesi , 24 Haziran 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Nevruz’un İslam’daki Yeri
Nevruz’un İslam’daki Yeri

Nevruz’un İslam’daki Yeri

Nevruz, çok eski tarihten itibaren, özellikle Orta Asya’da kutlana gelen ve yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul edilen gündür. Nevruz,  Farsça bir kelime olup Nev (yeni) ve Ruz (gün) sözcüklerinin terkibinden meydana gelmiş, Yeni Gün demektir.
İranlılar ve Türklerin İslam’dan önce baharın ilk günü olan Nevruz’u bayram olarak kabul edip, bugünde geleneksel kutlamalar yaptıkları bilinmektedir. Tarihsel olarak bugünün hangi tarihten itibaren bayram olarak kutlanmaya başlandığına dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte bazıları, Nevruz’u ilk kutlayan ve ilk defa o günü bayram ilan eden şahsın İran şahı Cemşid olduğunu kaydetmişlerdir.  (El- Evail s.584)
Merhum Allame Meclisi’nin ünlü hadis kitabı Bihar-ül Envar da şöyle geçer:
“Bazı muteber kitaplarda şunun yazıldığını gördüm: Cemşid, dünyayı fethedip İran topraklarını mamur eyledi. Onun bu hareketi için gerekli şartların oluşması ve işlerinin yoluna girmesi eski Ferverdin ayının ilk günü olan Nevruz’da sağlandığından bugün acemlerin yılbaşı olarak kabul edildi…” (Bihar-ul Envar c.59 s. 141)
Coğrafyaların adet ve ananelerine göre farklılık arz eden Nevruz, geçen zaman zarfında Acem bayramı, Farsların yeni yılı veya Ergenekon bayramı olarak tasavvur edilmeye başlanmıştır.
Burada ister istemez, İslam dininin Nevruz ve bugünde yapılan kutlamalara bakış açısı söz konusu olmaktadır.
*Acaba İslam çerçevesinden bakarak bugünü bayram kabul etmek doğru mudur?
*Müslümanlar bugünü dini bir bayram olarak telakki edebilirler mi?
*Nevruz hakkında söylenen olumlu veya olumsuz nispetler ne kadar güvenilirdir?
*Nevruz’un tarihteki yeri ve aslı nedir?
İslam’dan Önce Nevruz
İmam Cafer Sadık (a.s,) Bakara Suresinin 243. Ayetinde, öldürdükten sonra tekrar diriltilen kavmin başından geçenlerin ve bu yeniden dirilişin Nevruz gününde olduğunu buyurur. (Tefsir-i Mecme-ul Beyan, Tefsir-i Kurtubi, Alusi, Ruh-ul Beyan tefsiri, Bakara Suresi, 243.ayetin tefsiri)
Başka bir rivayette; Hz. Nuh’un (a.s) gemisinin karaya Nevruz’da çıktığı, Hz. İbrahim’in (a.s) kavminin putlarını Nevruz günü kırdığı nakledilmiştir. (Bihar-ul Envar c.59 s.92 / c. 12, s. 43)
Hz. İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen bazı hadislerde, Nevruz’a manevi bir boyut kazandırabilecek bir takım olayların bugünde cereyan etmiş olduğu kaydedilmektedir.
Örneğin, Mualla b. Hüneys’in, O hazretten naklettiği bir hadiste şöyle geçmektedir:
“Nevruz, Allah’ın insanlardan, sadece O’na tapmaları, şerik koşmamaları, Peygamberlerine, hüccetlerine ve imamlara iman getirmeleri için ahit aldığı gündür…” (Dairet-ul Mearif s.1260)
İslam öncesi vuku bulan olayların bugüne denk gelmesi, Nevruz’u sadece yeni bir yılın başlangıcı olma özelliğinden çıkarmakta ve manevi bir boyut kazandırmaktadır. Belki de eski insanların bu güne olan ilgisinin altında da bu manevi nedenler yatmaktaydı.
İslam’dan Sonra Nevruz
Pers’ler (İranlılar), İslam dinini Peygamberin (s.a.a) irtihalinden sonra kabul etmişlerdir. Persler arasında yaygın olan Nevruz kutlamaları hakkında Allah Resul’ünden gelen muteber bir açıklama yoktur. Bu nedenle İslam’ın Nevruz’a bakışı konusunda açıklama yapacak en yetkili makam Peygamberin Ehlibeyt’idir.
Ehlibeyt İmamlarından Nevruz hakkında iki çeşit açıklama söz konusudur.
1- İslam öncesi ve sonrası vuku bulan bir takım müspet ve önemli olayların Nevruz gününde yaşanması nedeni ile bugüne manevi bir boyutta kazandırılarak önem verilmesi.
2- Nevruz’u Farsların cahiliye döneminden kalan bir bayram olarak kabul edip önemsenmemesi.
Birinci Görüş;
Mualla bin Hüneys’in İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakletmiş olduğu ve İslam’dan önce cereyan eden olaylara değindiği hadisin devamında, İslam’dan sonra Nevruz günü yaşanan bir takım olaylara da işaret edilmiştir. çrneğin;
1- Hz. Cebrail Peygambere (s.a.a) bu günde nazil olmuştur.
2- Peygamber Efendimiz (s.a.a) Kâbe üzerindeki putları kırması için Hz. Ali’yi (a.s) bugünde omuzlarına almıştır.
3- Peygamber (s.a.a) Gadir-i Hum denen yerde, Hz. Ali’yi (a.s) halife olarak ilan etmiştir.
4- Peygamber (s.a.a) Hz. Ali’yi (a.s) cinleri İslam dinine davet etmek üzere, cinler vadisine bugün göndermiştir.
5- Müslümanlar, Hz. Ali’ye (a.s) resmi İslam halifesi olarak bugünde biat etmiştir.
6- Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhuru Nevruz günü gerçekleşecektir.
7- İmam Mehdi (a.s) Deccal’a karşı bugünde zafer kazanacaktır.
İmam Cafer Sadık (a.s); “Her Nevruz geldiğinde biz, zamanın imamının zuhuruna ümitleniriz. Zira o gün bizim ve dostlarımızın günüdür.” (Bihar-ül Envar, c. 59, s. 92) Şeyh Tusi (ö.460 h.), Ehlibeyt’ten gelen duaları içeren El-Misbah-ül Müteheccid adlı kitabında Mualla bin Hüneys’in Hz. İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle naklettiğini kaydeder:
“İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdular: “Nevruz günü gusül al, en temiz elbiselerini giy, en güzel kokuları kullan ve bu gün oruç tut…” (Misbah-ül Müteheccid, c. 2, s. 591)
İkinci Görüş;
Raşid-üd Din Tabersi, (ö.588 h.) şöyle rivayet ediyor:
“Abbasilerin ikinci halifesi Mansur Davaniki, İmam Musa Kazım’dan (a.s) Nevruz kutlaması toplantısına katılıp, halka tebrik buyurmasını ve gelen hediyeleri kabullenmesini istedi. İmam bu isteği reddederek şöyle buyurdular:

 

“Ceddim Resulullah’tan nakledilen bütün hadisleri inceledim, bu bayram hakkında bir hadis bulamadım. Bu bayram Farsların sünnetidir. İslam onu yok etti. İslam’ın yok ettiği bir şeyi diriltmekten Allah a sığınırım…” (Menakibi-i Al-i Ebu Talib, c. 4, s. 318.)
Zikredildiği üzere Nevruz hakkında Ehlibeyt imamlarından nakledilen hadislerde iki farklı görüş söz konusudur. Bazısı Nevruz’u methederken, bazısı da onu yermekte ve onun cahiliye döneminden kalma bir gelenek olduğunu vurgulamaktadır.
Bu rivayetler incelenip tahlil edildiğinde şu sonuca varılır:
Nevruz’u metheden rivayetler, sayı itibarıyla Nevruz’u yeren rivayetlerden daha fazladır. Merhum Meclisi, 110 ciltlik Bihar-ül Envar kitabında topladığı hadislere dayanarak, Nevruz’u methetmiş ve kitabının yirmiyi aşkın yerinde bugünü mübarek bir gün olarak nitelemiştir. (el-Mecme-ül Müfehris Li Ehadis-i Bihar-ül Envar, s. 19702)
Allame Meclisi Nevruz hakkındaki çelişkili hadisleri naklettikten sonra şöyle der:
“İmam Musa Kazım’dan (a.s) nakledilen hadis, Mualla b. Hüneys’in İmam Cafer Sadık’tan (a.s) naklettiği hadisle çelişmektedir. Ancak Mualla b. Hüneys’in hadisi, hadis âlimleri arasında daha meşhur olup daha sağlam kabul edilmektedir.
İmam Musa Kazım’a (a.s) nispet verilen hadisin takiyeden kaynaklanmış olma olasılığı vardır. Bu nedenle, Ehlibeyt dostlarının yoğunlukta olmadığı bölgelerde takiye sebebiyle Nevruz kutlamaları yapılmıyor ve o günün önemi gündeme getirilmiyordu. Ayrıca hadislerde yer alan Nevruz günlerinin farklı günlere işaret ediyor olması da mümkündür.” (Bihar-ül Envar, c. 59, s. 100)
İlaveten büyük âlimlerin Nevruz hakkındaki tutumu, Nevruz’un müspet bir gün olduğu doğrultusundadır. Ama tüm bu kabullere rağmen, Nevruz’un İslami bir bayram olduğu söylenemez. çünkü İslam, Müslümanların bayramı olarak Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramını açıklamıştır.
Bütün bu açıklamaları nazara aldığımızda Nevruz hakkında şunu söyleyebiliriz; Nevruz menfi ve müspet olmak üzere iki boyuta sahiptir;
Nevruzun Olumlu Yönleri
Nevruz’un müspet boyutu ise, bazı hadislerde de yer alan bir takım önemli ve olumlu hadiselerin bugüne denk gelmesinin yanı sıra, bugünün tabiatın yeniden canlanışını simgelemesidir.
Nevruz’da hayat bahşeden, dertlere şifa olan yeni bir nesim esmeye başlar. Toprak, tabiat, ağaçlar ve feza yeni bir ruh, yeni bir canlanış kazanır. Sanki tabiatta ne varsa yeniden hayata ve canlanışa merhaba demenin sevinciyle bir bayram havası içerisinde her biri diğerini kendi diliyle kutlamaya ve tebrik etmeye başlar.
Nevruz yılın en yeşil mevsimi olan baharın ilk günüdür. Bugünde toprak yeniden canlanır, ağaçlar tomurcuklanır, bitkiler yeni bir hayat bulur. Nefes alan her canlı bu yeniden dirilişin sevinci ve neşesi içerisinde bayram giysisi olan en güzel görünümünü alır.
Nevruz’un bütün bu güzellikleri, insanın zihninde ölümden sonra var olan yeniden dirilişi canlandırır.
Nevruz, yeniden dirilişi en çıplak haliyle gözler önüne sererek vaat edilen Mead gerçeğini daha iyi kavramamızı sağlar.
Nevruz insandaki tevhit ve yeniden diriliş inancını güçlendirir.
Nevruz, Yüce Yaratıcı’nın ölümden sonra tekrar diriltmeye olan kudretini daha iyi idrak etmemize sebep olur.
Nevruz her şeyin yeniden canlanmaya başladığı Allah’ın, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişiminde akıl sahipleri için karar kıldığı nişanelerden biridir.
Nevruz baharın ve tabiatın sırlarını nazara alarak, yaratılış ve yeniden dirilişi düşünmek için en iyi fırsatı sağlar.
Eğer insan tabiatta meydana gelen bu yeniden canlanış ve değişimi örnek alarak yaşamında yeniliğe, güzelliğe, kemal ve rüşte doğru değişimi sağlama açısından yeni bir yılın başlangıcı kabul eder ve Ehlibeyt imamlarından geldiği üzere bu yeni günde yaratıcısına yakararak;
“Ey kalpleri değiştiren, Ey gece gündüzü ardı ardına getiren, Ey yılı ve halleri dönüştüren, bizim de halimizi en güzel hale dönüştür” diye dua edip, geçmişin hatalarını telafi ederse neden böyle bir gün mübarek bir gün olmasın ve bayram olarak kutlanmasın?
Eğer insanlar Nevruz’da eski cahiliye döneminden kalma bir takım akıl ve mantık dışı geleneklerle yetinir ve insanlığa faydası olmayan ve hatta bazen tevhit anlayışıyla çelişen adetleri sürdürmeğe kalkışırsa, yerilmeye layık olur.
Ama eğer yukarıda işaret ettiğimiz şekliyle ona anlamlı bir tarzda yaklaşır ve o günde vuku bulan mübarek hadiseleri hatırlar ve kutlamasını böylece yaparsa anlam kazanır, mübarek olur.
Yanlışların düzeltildiği ve kemale doğru adımların atıldığı sıradan bir gün bile bayram olarak kutlanmaya en layık gündür.
Hz Ali (a.s): “Allah’a isyan edilmeyen her gün bayramdır” diye buyurmuştur.

ehlader

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz