Çarşamba , 18 Ekim 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Şehitler » Şehadetinin yıldönümünde Bosna şehidimiz Selami Yurdan’ı rahmetle anıyoruz
Şehadetinin yıldönümünde Bosna şehidimiz Selami Yurdan’ı rahmetle anıyoruz

Şehadetinin yıldönümünde Bosna şehidimiz Selami Yurdan’ı rahmetle anıyoruz

Şehadetinin 24. yıl dönümünde Bosna Şehidimiz Selami Yurdan’ı rahmetle anıyoruz.

22 Ağustos 1992’de Bosna’da şehid olan büyük mücahid Selami Yurdan’ın hayatını, Yunus Emre Demirci’nin “Eyyamullah(Allah’ın günleri)” başlığı altındaki çalışmalarımız için yazdığı biyografiyi istifadenize sunuyoruz:

Bosna Şehidi Selami Yurdan

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

“Müminlerden öle yiğitler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehid olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.” (Ahzab/ 23)

Hakkın ve adaletin şahitliğini yapmak için Türkiye’den Bosna’ya giden Selami Yurdan, 1992 yılında Sırp çeteler tarafından Saraybosna’da şehid edilmiştir.

Bosna’da 1992 yılında başlayıp 14 Aralık 1995’deki antlaşmaya kadar artarak devam eden Sırp zulmüne dünyanın dört bir yanından;”Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” (Nisâ/75) buyruğunu muhatap alanlardan ve Bosnalı kadın ve çocukların “Nema niko da nas spasi?” (Bizi kurtaran yok mu?) feryadına dayanamayanlardan biri de Ağrılı Selami Yurdan oldu.

Selami Yurdan, Ağrı Patnos’ta 1966 yılında doğmuştur. Ailesi daha sonra Bitlis’e ve oradan da İstanbul’a gitmiştir. Şehid Selami, çocukluğunu ve gençliğini Kadırga’da yaşamış ve kunduracılık yapmıştır.

1992 yılında Bosna’da başlayan Sırp zulmüne karşı çıkmak ve Boşnak kardeşlerine yardım etmek için Bosna’ya gitmiştir. Orada “Müslümanski Snage”e (Müslüman Kuvvetler) katıldı ve eğitime Zenica yakınlarında başladı.

Yol arkadaşından biri bu günleri şöyle anlatıyor:
Konuşmalarımız, Bosna’ya girince kesildi. Artık hiç konuşmuyordu. Daha sonra eğitime gittik. Orada bir Türk arkadaş vardı, vurulmuştu. Arapların yanında, bir operasyonda yaralanmıştı. O’nu gördüm. Ben daha evvelden O’nu tanıyordum, dedim ki; bizi Arapların yanına götür. O da dedi ki “Visoko’da büyük bir harekât yapılacak.” Özellikle Selami “Biz oraya gidelim” dedi. Biz üç gün orada kaldık. Ondan sonra, O tutturdu “illa oraya gidelim. Orada cihad var, biz oraya gidelim.” Biz ise “Türbe cephesine gidelim” diyorduk. O cephede, o kadar büyük çatışma olmuyordu. Ben cephede bulunan Araplara haber yolladım. Araplar bizi çağırdılar. Biz oraya gittik. Bir gün silah atışı yaptık. O akşam yattık, sabahleyin yola çıktık. Selami’nin haleti ruhiyesinde büyük bir değişme vardı. Yolculuk boyunca, doğru dürüst konuşmamıştı. Sabah üçte yola çıktık. Saat on birde, cepheye yakın bir yere vardık. Orada bir gün dinlendik. Selami, oradaki çocuklara ilahi söyletiyordu. Boşnaklar ilahiyi çok severler. Bayram Doçe diye bir ilahi var. Yunus Emre’nin, Bayram Geldi ilahisini Boşnakça’ya çevirmişler. Selami, onlara bu ilahiyi söyletiyordu. Bir saat falan onlara bu ilahiyi söyletti. Hatta şehid olduktan sonra, O’nu tanıyan çocuklar “Bu Bayram Doçe, Bayram Doçe” diyorlardı. İkinci günün gecesinde, saat üçte kaldırıldık ve cepheye gittik. Önümüzdeki sırada, Boşnaklar vardı. Bizler 50-55 kişi civarındaydık.  Biz oradan operasyona gittik. Saat 7.00 civarında operasyon başladı.

Yol arkadaşı Selami’nin 22 Ağustos 1992’de şehadet anını ise şöyle anlatıyor:

Bulunduğumuz bölge ağır silahlarla taranmaya başladı. Tam o esnada ben Selami’nin tekbirlerini duydum. Selami vurulduktan sonra, arka arkaya 5 kere tekbir getirdi. Daha sonra gördüğümüzde bir kurşunla vurulduğunu anladık. Kurşunu yedikten sonra, kalan son gücüyle beş defa tekbir getirdiği anlaşılıyordu. Yanımdaki arkadaş bana bağırdı “Ufuk! Selami vuruldu. Git O’nu al!” Ben hemen yerimden fırladım. Vurulduktan sonra geriye doğru yamaçtan yuvarlanmıştı. Yanına ulaştığımda, yüzüstü yatıyordu. Karın boşluğundan tek kurşun yemişti. Kurşun, girdiği yerin tam arkasından çıkmıştı.  Ruhunu Allah’a teslim etmişti. Biz üzülmedik, bilakis sevinmiştik. Ben Selami’yi aldım, geri hatlarımıza doğru götürüyordum. Arkamızdan yaylım ateşine devam ediyorlardı. Aramızdan yüzlerce kurşun geçiyordu. Etrafımıza havan mermileri düşüyordu. Yaprakların üzerinden kaya kaya gidiyorduk. Üzerimize sürekli olarak ateş ediliyordu. İki kişi, kol ve bacaklarından yaralanmışlardı. Ama şehid olmak sadece Selami’ye nasip olmuştu.”

Selami vasiyeti üzerine, Travnik’te Osmanlı’dan kalma Hacı Ali Baba Camii mezarlığına defnedildi.

Yine vasiyeti üzerine, İstanbul’da Beyazıt Camii’nde 28 Ağustos 1992 Cuma günü, Cuma namazından sonra, “Şehidler Ölmez!  Şehid Selami – Yolun Devam Edecek!” sloganları eşliğinde, gıyabi cenaze namazı kılındı. Selami Yurdan’ın tüm Müslümanlara çağrısı:

“Sen! Gözyaşını silerek devrilmeye
Vurulup, kanlar içinde dönmeye
Sevdiğini ve sevdiklerini terk etmeye
Benimle birlikte olmaya hazır mısın?

Kanlar içinde boğuşup dövüşmeye
Kanayan yaranı, karlarla dağlamaya
Olmaz olsun bütün emperyalizm demeye
Benimle birlikte olmaya hazır mısın?

Ey Sen! Gecelerini uykusuz sabah
Gündüzlerini, gecesiz gün
Halk içinde Hak için, sabahsız uykuya yatmaya
Benimle birlikte olmaya hazır mısın?”

                                          (Selami Yurdan)

 

islamianaliz

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz