Perşembe , 17 Ağustos 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Suriye krizi ile ilgili bu güne kadar hiç duymadığınız gerçekler
Suriye krizi ile ilgili bu güne kadar hiç duymadığınız gerçekler

Suriye krizi ile ilgili bu güne kadar hiç duymadığınız gerçekler

İtalya Savunma Eski Bakanı; Suriye krizinin başlamasından iki yıl önce Irak’ın Kürdistan bölgesine yaptığım ziyarette, tüm bu inşaatlar ne için diye sorduğum da? Cevap olarak Suriye mültecileri için dediler.

Tesnim Haber Ajansı- Suriye El-Esal yazarı Sami Kelib, Lübnan Es-Sefir gazetesinde Suriye krizini ele alarak konuyla ilgili açık değerlendirmelerde bulundu.

Kelib yazısında; Suriye krizinin başlangıcında halkın hükumetten şikayetçi olmasından, yabancı devletlerin kendi menfaatleri doğrultusunda halkın protestolarını kötüye kullanma ve onları kışkırtma çabalarına kadar birçok konuyu ele aldı.

Sami Kelib: Arap dünyası halkı Suriye konusunda çok ciddi olarak fikir ayrılığına sahiptir; hükumet taraftarları, onların davranışlarına açıklama getiriyorlar ve karşı tarafta muhalifler ellerine geçen fırsatta her şekilde hükumetin değişmesini istiyorlar.

O, yazısının devamında şu noktalara değinmektedir:

1- Elbette krizin başlangıcında protesto gösterileri yapan kişiler para ile tutulmuş kişiler değillerdi; onların arasında fakirler, çiftçiler ve toplumda zarar görmüş kişiler de vardı. Onlar arasında öyle kişiler vardı ki, hükumetle farklı düşünüyorlardı ve düşünce yapıları nedeniyle uzun yıllarını zindanda geçirmişlerdi. Öyle kişilerdi ki, hakları bir emniyet memuru tarafından ya da karışıklıklarda ellerinden alınmıştı.

Suriye El-Esal’ın bu yazarı yazısının devamında şu noktalara değindi: Tüm bunlarla birlikte, ülkem ile ilgili Batı haber ajanslarının verdiği haberlere inanmıyorum, çünkü onlar çok kendini beğenmiş kişilerdir. Ancak şunu hatırlıyorum ki Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2010 yılında fesat açısından Suriye’yi 180 ülke arasından 127. sıraya almıştı. O zaman Fransız Lumund Gazetesi Suriye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde bölgenin en gelişmiş ülkelerinden biri olma ihtimalini öngörmüştü. Beşar Esad o zamanlar topluma büyük bir ümit vermeyi başarmıştı; ancak hükumet içindeki fesatçılar ve sermaye sahipleri ilerlemenin önünde engel oldular.

2- Sokağa dökülen insanların hepsi, demokrasinin ya da özgürlüğün peşinde değillerdi; hatta bu iki konuyla ilgili çok da bilgi sahibi değillerdi. Onlar arasında öyle kişiler vardı ki, hükumet ya da aşırıcı İslami düşünceye ( selefiliğe) karşı kin besliyorlardı.
Yine onlar arasında öyle kişiler vardı ki, perde arkasındaki ve elçiliklerdeki oyuncuların elinde bir araç olmuşlardı. Suçlular ve kanun kaçağı kişiler de protestocular arasında yer almaktaydı.

İtalya Savunma Eski Bakanının Suriye krizi ile ilgili açıklamaları

Sami Kelip yazısının devamında, Suriye krizini körükleyen dış etmenlerin etkisini ve bu krizin bir iç savaşa dönüşmesi ile ilgili yeni bir bilgiyi ortaya koyarak şunları yazdı: Birçok Afrika ülkesinde görev yapan Fransız eski Büyükelçisi Michel Rimbo, “Büyük Ortadoğu’da fırtına” adlı kitabında  yabancıların Suriye krizini elde tuttukları ile ilgili ilginç bilgilere yer vermekte ve şunları yazmaktadır:  2014 Ocak ayında İtalya savunma eski bakanı 2009 yılında Irak’ın Kürdistan bölgesine yaptığı ziyarette ilginç bir bilgi aktararak, ziyaretinde çeşitli yerleşim alanları gördüğünü ve bunların ne için yapıldığını sorduğunda ise Suriye savaşı mültecileri için cevabını aldığı söylemiştir.

O zamanlar Suriye krizinin başlamasına iki yıl vardı; başka bir ifade ile Suriye aleyhine yapılan komplolar meydana gelen Arap baharı (2011 inkılapları) olayların başlamasından önce planlanmıştı.

Kitapta ayrıca İtalya Savunma Eski Bakanı’ndan nakledilen şu ifadeler yer almaktadır: Suriye inkılabı  hükumet dışı kurumların yardımıyla, öyle ki CIA tarafından maddi olarak desteklenmektedir. “Suriye için Demokrasi Planı” yapılarak ve emperyalizm 2011 kışından itibaren planını Suriye’de uygulamaya koydu.

Yine dikkat çekici bir nokta da şudur ki, Barack Obama’nın baş danışmanı Dinnes Ras, “Suriyeli itirazcılar milli komisyonu” kurulması önerisini sunan kişidir. Bu komisyonda Batılıların ilk sözcüsü olarak çalışacaktır.

Fesat, ayrımcılık ve hükumetin onunla mücadelesi!

Sami Kelip sonraki bölümde şunları yazmaktadır: Savaş boyunca fesat kendini farklı bir şekilde gösterdi ve eğer Suriye’nin bu durumdan kurtulmasını istiyorsak, bu konuda açık ve çok net bir şekilde konuşmalıyız. İlk 3 yılda eğer siyasetçiler ve yetkililer arasında fesat hakim olmasaydı, bölgelerin ve şehirlerin elden gidişine şahit olmazdık. Onlardan bazıları para elde etmek için bölgeleri kendi haline terk ettiler ya da kendi yandaşlarının yerini ifşa ettiler.

Bazen bir şehrin kuşatıldığı durumda şehrin savunulması için zorunlu olan araçlar yoktu ve  bazen bir ordu mensubunun kendisi kuşatmanın gecikmesi için şehre girilmesine engel oldu, çünkü şehir içindeki silah ve mal kaçakçılığı onlar için delirten bir kar anlamına geliyordu. Ordudan ayrılmış olan herkes hain değildir, onlardan bazıları yaşadıkları bölgelerden dolayı ordudan ayrılmaya mecbur kalmışlardır, öyle ki şu an da özgür ordu içindeki bazı kişiler Suriye ordusuna yardım etmek amacıyla irtibat içindedirler.

Öldürülenlerin ya da yaralananların ailelerinin hepsi hükumetin emeklilik ve diğer şartlarından aynı şekilde faydalanamadılar. Onlardan bazıları, hepsinden aynı yetkili sorumludur, diğerlerinden daha fazla aldılar.

Önemli bir nokta; Suriye hükumetinden ne beklenmelidir?

Sami Kelip bir sonraki bölümde vurgu yaparak şunu yazmaktadır; Suriye hükumeti ve ordusu tarafından açıklanmış olan durum şudur ki, teröristlerin kontrolünde olan bölgelerdeki durumu diğer bölgelerle aynı görülmemelidir.  Hiç bir şekilde dediğimiz gibi teröristlerin kontrolü altında olan bölgelerde oturan halkın yüceliği diğerleri ile aynı tutulmamalıdır.

Silahlı grupların kontrolünde olan bölgelerde insanın hiç bir değeri yoktur meğerki halifenin yardımcısının hükmü ve kararı vasıtasıyla öyle ki böyle bir durumun yaşadığımız zamana ve insanlığa uygunluğu yoktur. Kafa kesmeler, el kesmeler, taşlamalar ve falakalar en azından günümüz gerçekleridir. Savaş halinde olan bir hükumetten idealistlik beklemek zalimliktir. Suriye hükumetinin ve ordusunun ülkesi aleyhine başlatılan  en büyük ve en güçlü savaşa karşı direniş göstermesi yeterlidir.

Son nokta; savaş ne zaman bitecektir?

Suriye halkı şu soruyu sormakta haklıdır ki, tüm bu ölümlerin yıkımların ardından gelecekte neler değişecektir? Acaba halkın bu sefaletine sebep olanlar bir kez daha yaptıkları işe devam edecekler mi?

“Fesat ile mücadele komitesi” geçtiğimiz yıl Suriye hükumeti tarafından kuruldu ve halktan fesatla mücadelede hükumete yardım etmelerini istedi ancak eğer halk fesadı ortaya çıkarırsa korunacaklar mı?

Sami Kelip şunları yazdı: Suriye devleti şu anki şartlarla savaşta kazanacaktır ve hükumetin şeklindeki köklü değişim yapmaya mecburdur; bombalar altında ölüler veren ve çok kan kaybeden halk eski güçlerine kavuştuklarını hissetmediği sürece, Suriye kurtulmayacaktır. Savaş bombardımanın durması ile son bulmayacaktır ve savaşın insanlara verdiği zarar unutulmalıdır ve eğer bu önemli mesele yönetim, idare ve yaşam belirsizlikleri konusunda gerçek bir ümit verilmeden gerçekleşmeyecektir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz