Salı , 26 Eylül 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Suud Rejimi’nin Katif harekâtı – İnsanlar görüldükleri yerde öldürülürken neden susulur?
Suud Rejimi’nin Katif harekâtı – İnsanlar görüldükleri yerde öldürülürken neden susulur?

Suud Rejimi’nin Katif harekâtı – İnsanlar görüldükleri yerde öldürülürken neden susulur?

Anneler çocuklarının infaz edildiğini görürken, Suud Hanedanı’na değil de İslam Peygamberi’nin soyundan gelenlere biat ettikleri için onları defnetmelerine bile izin verilmezken objektiflik aranır mı? Avamiye’deki bir görgü tanığı, “Küçük kızıma ‘Babanı öldürüp kafasını bacaklarını arasına atacağız’ dediler” diye anlatıyor.

Catherine Shakdam

New Eastern Outlook

Ana akım medya nihayet, Suudi Arabistan’ın büyük bir dinsel temizlik yoluyla vatandaşlarının mutlak olarak sahibi olma yönünde çılgınca bir çaba içinde olduğunu idrak ediyor. El-Suud krallığının semaları altında nefes alanlar için mutlakiyetçilik, kendisine direnenlerin kan ve acı bedeli ödemesine sebep olan bir yüktür.

Avamiye şehri bugün kendi hükümetinin kuşatması altında. Bunun gerekçesi olan iddiaya göre şehri sakinleri o kadar ağır bir tehdit oluşturuyor ki, bulundukları yerde katledilmeleri ve bir daha kendilerinden bahsedilmemesi gerekiyor…

Yakın zamanlarda, krallığın “harcanabilir” olarak gördüğü kötü şöhret kazanmış “ötekilere” karşı işlediği alçakça suçların etrafındaki sessizliği kıran The Independent gazetesi, bu Şii soykırımı hakkında şunları yazdı:

“Geleneksel olarak Şii olan Avamiye – doğudaki Katif eyaletinde bulunan ve yaklaşık 30 bin kişiye ev sahipliği yapan şehir – 10 Mayıs tarihinde güvenlik güçlerinin yerleştirdiği barikatlarla kuşatma altına alındı. O tarihten itibaren durum hızla kötüleşti. Yerel kaynaklara göre bombardıman ve keskin nişancı ateşinde en az 25 kişi hayatını kaybetti ve bu şehirden olduğu söylenen, moloz ve atık su kaplı sokakların fotoğrafları, petrol zengini bir Fars Körfezi şehrinden çok, Suriye’den gelen sahnelere benziyor.”

İslam’ın yazılı metinlerinin bozuk yorumunun makus öğretileri uyarınca dinsel dışlayıcılık üzerine inşa edilmiş bir krallık olan Vehhabi Suudi Arabistan, bütün dinsel azınlıkların öldürülmesi için bir yaygara kopardı ve işe kendine göre ezeli düşmanları olanlardan – Şii Müslümanlardan – başladı.

Suudi Arabistan’ın yönetici dini elitinin kitleler üzerinde baskı silahı olarak kullanmak istediği şeye bağlam ve rasyonellik sunduğu için El-Suud tahtı tarafından mürted bir inanç ve bir sapkınlık olarak yaftalanan Şii İslam, bu ülkede uzun zamandır Şeytan’ın yabasının bir uzantısı olarak gösteriliyor. Necdli dostlarımızın bu denli değer verdiği sallanan kılıçları kimin ellerinin tuttuğunu düşündüğümüzde ilginç olacaktır bu!

Bugün Riyad baskı ve kitle katliamlarını, El-Suud’un soykırım niteliğindeki darbelerine karşı çıkma becerisi hesaplardaki para nedeniyle bir huzursuzluk mırıldanmasına indirgenmiş olan kayıtsız bir uluslararası toplumun gözü önünde, yepyeni boyutlara taşıyor.

Kapitalizm gümüş ve altınlarını alabildiğinde masumların çığlıkları kimin umurunda? Kamuoyunun gözlerine bir gizlilik örtüsü indirildiğinde, dostlarının muafiyet sağladığı bir rejimin işlediği korkunçlukları kim duyacak?

Bugünlerde öfke yalnızca, jeopolitik oportünizmin hasta bir ifadesi halini aldı.

Devlet yetkilileri kendilerini, demokratik yoldan seçilmiş Başkan Beşar Esad’a karşı yürütülen rejim değişikliği kampanyalarını desteklemek için Suriye’deki hayal ürünü savaş suçları hakkında bir şey söylemek zorunda hissederken, Riyad’ın her gün kendi halkına karşı işlediği korkunçluklar hakkında tek söz duyulmuyor – Yemenli kadın ve çocukların katledilmesini de boş verin; bunlar gazetelerin birinci sayfalarında, hele hele parlamentoların kürsülerinde yer bulacak değil… hem de hiçbir parlamentonun.

Söz konusu Batı başkentleri olduğu zaman siyasi pragmatizm, insanlığımızın kurtlara satılmasını – burada Suudi Arabistan’ın korkunç rejimine – satılmasını dayatır. “Korkunç” derken, kelimenin mümkün olan en gerçek anlamıyla söylüyorum. Böyle bir sıfatı kullanmamın arkasındaki niyet şu fikri vermek: Riyad yalnızca terörizmin baş kaynağı değil, aynı zamanda kıtalar çapında ölüm, sefalet ve kan gölü meydana getirmiş olan bu ideolojinin taşıyıcısı ve üreticisidir.

Avamiye’deki enkaz yalnızca öğretici bir hikaye veya Riyad’ın şiddetini doğrulayan bir görüntü değil. Avamiye’deki enkaz El-Suud’un teokratik hırslarını hatırlatıyor: boyun eğmeyen herkesin öldürülmesi.

Bu noktada sormalıyım: Riyad’ın Avamiye’deki hareket tarzının Daeş’in barbarlığından herhangi bir farkı var mı? Devlet tarafından yürütülen, devlet mensubu insanlar tarafından gerçekleştirilen bir soykırım kampanyasının Daeş militanlarının Irak ve Suriye’de yürüttüğü cani saldırganlıklardan bir farkı var mıdır?

Avamiye, uzaklara bakmaya cüret eden insanlar için Musul’a çok benziyor! Avamiye’deki dehşet çığlıkları, sağır olmayacaksak, Irak’taki Yezidilerin çığlıklarını çağrıştırıyor.

Her ne kadar Independent‘a ana akım medyanın önünde Avamiye’den bahsettiği için yıldızlı pekiyi verilmesi gerekiyorsa da, bu gazetecilik kalesi, kılıçlarını kınından çıkarıp ibadet yerlerini parçalara ayırmış olan suçlular karşısında bir araya gelmiş ezilen bir azınlığın içinde bulunduğu kötü durumu değerlendirmek için yanlılığını kontrol etme ihtiyacı duymuş olabilir.

Independent şunları yazıyor:

“Avamiye’den gelen bilgileri doğrulamak çok zor; yabancı medyanın, hükümet görevlileri eşlik etmeden bölgeye yaklaşmasına izin verilmiyor. Bu ise dünyanın, neler olup bittiği konusunda en küçük bir bilgi edinmek için bile, ağır bir kontrol altında olan Suudi devlet medyasına, güvenilmez Şii odaklı haber sitelerine ve şehir içindeki sosyal medya hesaplarına bağımlı olması anlamına geliyor.”

Vehhabi Suudi Arabistan’ın yıkım için ayırdığı Şii Müslümanlar aynı zamanda, her ne kadar çoğu onun hoşgörüsüzlüğünden muzdarip olsa da, İslamcı radikalizme yardım ve yataklık etmekten suçlu bulunuyor. İki arada bir derede kalma hali…

Eğer Independent “Şii odaklı haber siteleri ve sosyal medya hesapları” derken dünyanın kasten görmezden geldiği bir soykırımın gerçeklerinden ölüm pahasına da olsa bahsetme cesaretini gösteren sesleri kastediyorsa, buradan bilgi gelmesi gerçekten de zor. Neden? Çünkü sesini çıkaranların hemen peşine düşülüyor.

Kolektif tarihimizin en karanlık sayfaları, Haçlı Seferleri yahut İspanyol Engizisyonu’nun sayfaları şimdi yeniden sahneleniyor ve biz objektiflikten bahsediyoruz! Askerler bebekleri daha iyi aşağı atmak için yukarılara kaldırdığında objektiflik aranır mı?

Anneler çocuklarının infaz edildiğini görürken, Suud Hanedanı’na değil de İslam Peygamberi’nin soyundan gelenlere biat ettikleri için onları defnetmelerine bile izin verilmezken objektiflik aranır mı?

Avamiye’deki bir görgü tanığı, “Küçük kızıma ‘Babanı öldürüp kafasını bacaklarını arasına atacağız’ dediler” diye anlatıyor.

Yönetici elitimizin delicesine sevdiği rejim bu…

www.medyasafak.net

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz