Pazartesi , 11 Aralık 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » Tarih İran’ın Irak’a Olan Yardımlarını Kaydetti/ Türkiye’nin Irak’ın Kuzeyindeki Varlığı Birleşmiş Milletler Tüzüğüne Aykırıdır
Tarih İran’ın Irak’a Olan Yardımlarını Kaydetti/ Türkiye’nin Irak’ın Kuzeyindeki Varlığı Birleşmiş Milletler Tüzüğüne Aykırıdır

Tarih İran’ın Irak’a Olan Yardımlarını Kaydetti/ Türkiye’nin Irak’ın Kuzeyindeki Varlığı Birleşmiş Milletler Tüzüğüne Aykırıdır

Iraklı siyasi bir uzman İran’ın Irak’a olan yardımlarına ve desteğine değinerek, Türkiye kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki varlığı Birleşmiş Milletler tüzüğüne ve yasalarına aykırıdır dedi.

Tesnim Haber Ajansı – Haşd El-Şabi kuvvetleri olarak adlandırılan Irak Gönüllü Halk Güçleri, batı eksenindeki konumunu sabitleyip, bütün eksenlerdeki güvenliği sağlayarak, batı eksenini açmak için bütün kuvvetlerini çağırdı.

Edinilen bilgilere göre; Haşd El-Şabi kuvvetleri şimdi batı eksenine doğru hareket etmek için operasyonlara hazırlanıyor ve Babilyun Tugayları, özel kuvvetler ve Haşd Eş-Şabi’nin 30. Ordusu eş zamanlı olarak Musul’un batısına doğru hareket etti.

Aynı zamanda batı ekseni için ayrılmış olan bütün kuvvetler Telafir’e kadar olan geniş batı bölgesini kuşatmak, Musul’un batı cephesini kapatmak ve Suriye sınırlarına ulaşmak için çağırıldı.

Irak siyasi konular uzmanı Ali Cabir El-Tamimi Tesnim Haberle yaptığı röportajda Musul operasyonlarındaki son gelişmelere değindi.

Türkiye kuvvetlerinin Irak’taki varlığı Birleşmiş Milletler tüzüğüne ve Irak anayasasına aykırıdır

Ali Cabir El-Tamimi bu röportajda Türk yetkililerinin Irak’ın kuzeyinde kalacağı yönündeki son açıklamaları hakkında şunları söyledi: “Hiç şüphesiz Türkiye kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki ve özellikle Başika’daki varlığı, Birleşmiş Milletler tüzüğünün birinci, ikinci ve üçüncü maddesine ve aynı zamanda 1985 yılında Irak’taki eski rejim döneminde imzalanan Irak ve Türkiye arasındaki anlaşmalara aykırıdır. Çünkü bu anlaşma 2005 yılında Irak anayasasının yeniden düzenlenmesiyle tamamen iptal edilmiştir ve hatta Saddam döneminde Türkiye ile yapılan anlaşma, Türk kuvvetlerine sadece PKK kuvvetlerini takip etmek için Irak topraklarına 10 kilometreye kadar girebilme izni vermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 kararına göre, Irak’ta IŞİD ile mücadelede bulunan bütün kuvvetler, Irak hükümetinin onayı ile bölgede bulunabilirler. Bu yüzden Türkiye kuvvetlerinin varlığı, Irak anayasasına ve Birleşmiş Milletler kanunlarına aykırıdır.

Irak silahlı kuvvetlerinin Türkiye kuvvetlerini Irak’tan çıkarmaya hakkı vardır

Aslında Türkiye Irak’a nüfuz etmek ve Osmanlı İmparatorluğunu yeniden canlandırmak istemekte ve Musul’u işgal etmeye çalışmaktadır. Türkiye kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki varlığı askeri değil siyasi nedenlerden kaynaklanmaktadır ve Türkiye, Irak’ın bazı bölgelerini işgal etmek istemektedir. Bu konu da Irak Ordusuna ve Gönüllü Halk Güçlerine Türk kuvvetlerini Irak’tan çıkarma izni vermektedir. Çünkü uluslararası bütün hukuk kurallarına göre bu kuvvetler işgalci kuvvetler olarak sayılmaktadır.

Musul operasyonlarında Gönüllü Halk Güçleri Irak Ordusunun destekçisidir

Gönüllü Halk Güçleri Ayetullah Sistani’nin fetvası doğrultusunda oluşturulmuştur ve Irak Ordusunun destekçisi sayılmaktadır. Gönüllü Halk Güçleri Irak Ordusunun bir parçasıdır ve Genelkurmay Başkanının emri doğrultusunda hareket etmektedir.

Ebu Mehdi El-Mühendis, Hadi El-Amiri, Mukteda Sadr ve Şeyh El- Hazali’nin aralarında bulunduğu Gönüllü Halk Güçleri komutanlarının Necef’te düzenlediği son toplantıda Halk Güçlerinin Musul’u kurtarma operasyonlarına katılmamasına karar verildi ve bu güçler sadece Irak ordusuna destek verecekti ama bu gerekli olduğu takdirde Gönüllü Halk Güçlerinin bir eylemde bulunmayacağı anlamına gelmiyordu. Gönüllü Halk Güçlerinin şartlara ve gelişmelere göre davranacağı konusunda şüphe yoktur. Ben bu kuvvetlerin Deyali, Salahaddin, El-Anbar ve hatta Musul’un bazı bölgeleri olmak üzere çeşitli bölgelerde başarılar kazandığına inanıyorum. Gönüllü Halk Güçlerinin güçlü inançları var ve bu kuvvetlerdeki çoğu kişi gönüllü kuvvetlerden oluşuyor.”

Tarih İran’ın Irak halkına olan yardım ve desteğini kaydetmiştir

Ali Cabir El-Tamimi İran’ın Irak kuvvetlerine yaptığı danışmanlık yardımı hakkında sorulan soru üzerine şunları söyledi: “İran İslam Cumhuriyeti’nin uzun bir süredir İran halkını desteklediği konusunda bir şüphe yoktur. Burada İmam Hamanei’nin Irak halkı hakkındaki şu sözü bile yeterlidir. İmam Hamanei, “Irak halkının kanı ve canı, bizim kanımız ve canımızdır” demiştir. İran, Irak’ın ekonomik ambargoda olduğu dönemde bu ülkeye çok yardımda bulunmuştur ve hatta Saddam Rejimi zamanında bazı Irak halkını bu ülkeden çıkarmış ve İran İslam Cumhuriyeti bu kişilere bu ülkede sığınma izni vermiştir. Bunlar tarihin kaydettiği iyi ve güzel eylemlerdir. Şimdi de İranlı danışmanların Irak’taki varlığı, Irak hükümetinin talebi üzerine gerçekleşmektedir.”

Amerika IŞİD’in komutanlığını yürütüyor ve IŞİD’i oluşturmalarındaki amaç Müslümanlar arasındaki birliği bozmak

Iraklı siyasi konular uzmanı Amerika liderliğindeki koalisyonun IŞİD’e karşı yürütülen savaştaki rolü hakkında şunları söyledi: “Amerika’nın IŞİD’in finansörlerinden biri olduğu tamamen ortadadır. IŞİD’in komutanlığını yürüten ve bu terörist grupları Irak ve Suriye’ye göndererek, bu ülkelerdeki petrol ve gaza hâkim olmak ve aynı zamanda İsrail’in güvenliğini sağlamak isteyen Amerika’dır. Burada Amerika Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger’in bir yazısından bahsetmek yanlış olmayacaktır. Henry Kissinger şunları yazmıştır: “Arap ülkeleri 44 ülkeye bölünecektir.”

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz