Cuma , 20 Ekim 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » The National Interest: İran Ordusu tepeden tırnağa füzelerle silahlanmış halde
The National Interest: İran Ordusu tepeden tırnağa füzelerle silahlanmış halde

The National Interest: İran Ordusu tepeden tırnağa füzelerle silahlanmış halde

Bu, İran’ın bir dizi seyir füzesini de içeren füze cephaneliğinin çok da kapsamlı bir listesi sayılmaz. Ancak yine de, İran Devrim Muhafızları’nın en ölümcül kapasitelerinden biri hakkında okuyuculara temel bir genel görünüm sunuyor. Balistik füzeler de İran’ın, vekil kullanımını ve asimetrik deniz savaşını da içeren caydırıcılık stratejisinin keskin uçlarından biri. Ancak bu, ABD Merkez Komutanlığı’nın plan yapmasını gerektiren bir unsur, zira İran ve ABD, Suriye İç Savaşı’nda doğrudan doğruya çatışmaya giderek yaklaşıyor.

”İran ordusu tepeden tırnağa füzelerle silahlanmış halde”

Zachary Keck – The National Interest

Tam da altı yıl süren Suriye iç savaşında her şeyi gördüğümüzü düşündüğümüz bir esnada, İran’ın geçen Pazar günü Deyrezzor vilayetinde “İslam Devleti” örgütüne karşı füze saldırısı düzenlemesiyle çatışma yeni bir boyut kazandı. İran’ın Irak’la olan savaştan beri ilk füze kullanımı olduğu  aktarılan saldırı İran tarafından, bu ayın başında İran parlamentosuna ve Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin türbesine düzenlenen IŞİD saldırılarına yanıt olarak tanımlandı.

Her ne kadar IŞİD bu saldırıların yakın gerekçesini teşkil etse de, özellikle ABD güçlerinin Suriye’deki Beşar Esad’a bağlı güçlere  saldırmaya başlaması sebebiyle, Tahran’ın ikinci bir mesajı da Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerine vermek istediği konusunda pek de şüpheye mahal yok. Nitekim İran Devrim Muhafızları (IRGC) generali Ramazan Şerif, saldırılar sonrasında devlet medyasına şöyle konuştu: “Bu mesaj özellikle Suudilere ve Amerikalılara yöneliktir. Açıkça biliniyor ki bölgedeki bazı gerici ülkeler, özellikle de Suudi Arabistan, İran’a güvenlik yokluğu getirmeye çalıştıklarını duyurmuşlardı.”

Bölgesel hasımlarını İran’ı tehdit etmekten caydırmak, Tahran’ın Ortadoğu’daki en büyük balistik füze gücünü toplamasının birinci sebebi. Füze programı fiilen Şah döneminde başlamıştı, ancak İran-Irak Savaşı esnasında, Saddam Hüseyin’i Irak topraklarının derinliklerine düzenlenen saldırılarla tehdit etmek üzere ivmelendirildi. O tarihten bu yana İran, üç ayaklı caydırıcılık stratejisinin parçası olarak büyük ve çeşitlilik arz eden bir balistik füzeler ve seyir füzeleri cephaneliği geliştirmek için Libya, Kuzey Kore ve Çin gibi ülkelerle birlikte çalıştı. Şimdi İran’ın çatışmada füze kullanması nedeniyle, cephaneliğindeki silahlara daha yakından bakmak yerinde olacaktır.

Şahab serisi

İran’ın füze gücünün belkemiğini, sıvı yakıtlı (ağırlıklı) kısa menzilli balistik füzelerden (SRBM) oluşan Şahab serisi meydana getiriyor. Bu füzenin üç varyantı var: Şahab-1, Şahab-2 ve Şahab-3. Şahab-1, İran’ın elde ettiği ilk füzeydi ve Sovyet Scud-B füzesine dayanıyor. Aktarıldığına göre İran bunları ilk olarak Libya’dan ve muhtemelen Suriye’den satın aldı, ancak baş tedarikçisi Kuzey Kore oldu. Şahab-1 füzelerinin 285–330 kilometre menzilli olduğu söyleniyor ve bu füzeler yaklaşık bin kilogramlık bir savaş başlığı taşıyabiliyor. İran’ın üç yüz adet Şahab-1 roketine sahip olduğu düşünülüyor.

İran daha sonra, muhtemelen Kuzey Kore’den gelen Şahab-2 füzelerini edindi. Bu füze Scud-C’ye dayanıyor ve beş yüz kilometre menzile, 770 kilogramlık yük kapasitesine sahip. İran Şahab-2 füzelerini test etmeye ilk kez 1998 yılında başladı ve füzeler en azından 2004 yılından beri operasyonel halde. Şahab-1 gibi Şahab-2 de karadan hareketli, ancak Kongre Araştırma Servisi şunları belirtmişti: “Irak’takiler gibi savaş zamanı deneyimleri, bu füzelerin, operasyonel güvenlik sağlama ve kilit lojistik desteği koruma ihtiyacı nedeniyle üslerinden itibaren yaklaşık 100 kilometre veya daha düşük bir yarıçap içinde hareket etme eğiliminde olduğunu gösteriyor.” Tahran Kuzey Kore’den yalnızca 100-170 arası Şahab-2 füzesi satın aldı, ancak şimdi yerel olarak üretimini yapabiliyor (her ne kadar bazı ithal parçalara ihtiyaç duysa da).

En önemlisi ise, yine sıvı yakıtlı ve karadan hareketli olan Şahab-3 füzesi. Şahab-3, İran’ın edindiği ilk orta-uzun menzilli balistik füze ve yük büyüklüğüne bağlı olarak 1,000-1,300 kilometre arası menzile sahip. Yüklerin ise 760 ila 1,200 kilogram arası ağırlıkta olduğu söyleniyor. Diğer Şahab varyantlarından farklı olarak Şahab-3, bir motoru ve ayrı geri giriş aracı bulunan iki kademeli bir füze. Füzenin İran versiyonu ilk kez 1998 yılında test edildi. Bu test ve arkasından gelen bir dizi test başarısız oldu. Sonuç olarak Şahab-3, 2003 yılına kadar kullanıma girmedi.

İran’ın kaç adet Şahab-3 füzesi konuşlandırdığı bilinmiyor ve bu kısmen Tahran’ın, bu füzenin İmad ve Gadr gibi farklı adlar taşıyan bir dizi varyantına dayanıyor gibi görünmesinden kaynaklanıyor. Füzenin bu daha sonra oluşturulan sürümleri Pakistan teknolojisini bütünleştirdi, yeniden tasarlanmış bir geri giriş aracına ve gelişmiş navigasyon ve güdüm sistemlerine sahip. Bu varyantlardan bazılarının katı yakıt kullanması olası, ancak düşük ihtimal. Bunlar, 1,500–1,800 kilometre arası, hatta belki de 2,500 kilometreye varan yüksek menzile sahip.

Fatih serisi

Fatih-serisi füzeler, Şahab füzelerinin katı yakıtlı muadilleri. Şahab-1 ve Şahab-2 gibi, Fatih-110 ve Fatih-331 de kısa menzilli ve karadan hareketli. Fatih-110, 210 kilometre menzile sahip tek kademeli bir füze. Daha eski bazı Şahab varyantlarından muhtemelen daha hassas ve bazı tahminlere göre dairevi hata ihtimali (CEP) yüz metre kadar. İran Fatih-110 füzelerini 1995 yılında üretmeye başladı ve ilk test Mayıs 2001’de geldi. Füze, 2004 yılında operasyonel hale geldi. Fatih-313, Fatih-110’un menzilini kabaca beş yüz kilometreye çıkarıyor ve aynı zamanda daha fazla hassaslık gibi başka iyileşmeler taşıyor. 2015 yılında kullanıma girdiği düşünülüyor. ABD Hazinesi, Çinli şirketleri İran’ın Fatih serisini geliştirmeye yardım etmekle suçladı.

Geçtiğimiz yıl İran, Fatih ailesinin Zülfikar isimli yeni bir unsurunu ortaya çıkardı. İran bu füzeyi ilk kez ortaya çıkardığı zaman Savunma Bakanı Hüseyin Dehghan, füzenin yedi yüz kilometre menzilli olduğunu ileri sürdü. IHS Jane’s’e göre, “Zülfikar önceki Fatih-110’larla aynı şekil ve büyüklüğe sahip gibi görünüyor, ancak güdüm sistemi yeniden tasarlanmış ve göründüğü kadarıyla burun kısmına daha yakın. Bu, daha büyük bir katı yakıtlı motor için alan açmış olabilir, ancak bu durum, açıkça azaltılmış olan yük pahasına olmuş”. IRGC’ye yakın olan Fars Haber Ajansı, Zülfikar’ın “Çoklu Yeniden Giriş Aracı yükleri” taşıyabileceğini yazdı, ancak bu çok olası görünmüyor. İran geçtiğimiz Pazar günü Suriye’de düzenlediği saldırıda Zülfikar füzelerini kullandığını söyledi.

Siccil

Siccil orta menzilli balistik füzesi, yukarıda ele alınan Şahab-3 sıvı yakıtlı füzesinin katı yakıtlı muadili. CSIS’nin Füze Savunma Projesi’ne göre Siccil füzesi, Şahab-3’le benzer büyüklüğe, ağırlığa ve menzile sahip. Özel olarak iki kademeli füze, iki bin kilometrelik bir menzile sahip ve 500–1500 kilogramlık bir savaş başlığı taşıyabiliyor. Füzenin geliştirilmesine 1990’ların sonlarında başlandığı söyleniyor, ancak ilk test 2008’den önce yapılamadı. 2009’daki bir uçuş testi esnasında füze, yaklaşık 1,900 kilometre uçtu. Her ne kadar Siccil füzesi bir İran tasarımı kullansa da, muhtemelen Çin desteğinden de yararlandı; nitekim bazı yorumcular onu DF-11 ve DF-15’e benzetiyor. İran, füzenin çeşitli varyantlarını geliştirdiğini iddia ediyor ve buna, bazı analistlerin dört bin kilometrelik azami menzile sahip olduğuna inandığı bir Siccil-3 füzesi de dahil.

Halic Fars

Son ancak önemsiz olmayan bir unsur da İran’ın, Fars Körfezi’nde ABD ordusuna karşı uyguladığı erişim önleme/bölge tutma stratejisini geliştirmek üzere bir gemisavar balistik füze geliştirmiş olması. Gayet uygun bir şekilde İran bu füzeye Halic Fars (Fars Körfezi) adını verdi. Fatih-110 temeline dayanan Halic Fars, ilk kez 2011 yılında test edildi ve bu İran’ın uzun menzilli, 1,100 kilometrelik yarıçapı kapsayan bir pasif radarı tamamladığını duyurmasıyla çakıştı. İran aynı yılın ilerleyen kısımlarında füzenin büyük çaplı üretime girdiğini açıkladı. O tarihten bu yana yapılan testlerde İran, füzenin Fars Körfezi’nde konuşlanmış gemi tipi platformları vurmada yüzde 100 başarı kaydettiğini ileri sürdü.  İranlı medya kuruluşlarına göre, “650 kilogramlı bir savaş başlığı taşıyan projektil fırlatıcı, müdahalelerden etkilenmiyor ve yüksek hassasiyetli sistemler taşıyor”. Bir İranlı general 2013 yılında, “Bugün İran, ABD’nin savaş gemilerini teneke gibi ezebilecek ve onların derin sulara gömebilecek füzelere sahip” diyerek övünmüştü. İran aynı zamanda Halic Fars’ın iki varyantını ortaya çıkardı: pasif radar güdümlü Hürmüz-1 ve aktif radar güdümlü Hürmüz-2.

Sonuç

Bu, İran’ın bir dizi seyir füzesini de içeren füze cephaneliğinin çok da kapsamlı bir listesi sayılmaz. Ancak yine de, İran Devrim Muhafızları’nın en ölümcül kapasitelerinden biri hakkında okuyuculara temel bir genel görünüm sunuyor. Balistik füzeler de İran’ın, vekil kullanımını ve asimetrik deniz savaşını da içeren caydırıcılık stratejisinin keskin uçlarından biri. Ancak bu, ABD Merkez Komutanlığı’nın plan yapmasını gerektiren bir unsur, zira İran ve ABD, Suriye İç Savaşı’nda doğrudan doğruya çatışmaya giderek yaklaşıyor.

www.medyasafak.net 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz