Cumartesi , 24 Haziran 2017
Son Eklenenler
Anasayfa » Faydalı Sayfalar » Analiz » YENİ ANAYASA Maddeleri ve Kuşkularımız (REFERANDUM ÖZEL)
YENİ ANAYASA Maddeleri ve Kuşkularımız (REFERANDUM ÖZEL)

YENİ ANAYASA Maddeleri ve Kuşkularımız (REFERANDUM ÖZEL)

16 Nisan 2017 tarihinde BAŞKANLIK SİSTEMİ için yapılacak olan REFERANDUM ile ilgili ”Milli Çözüm” sitesinde yayınlanan ”İŞTE YENİ ANAYASA MADDELERİ VE KUŞKULARIMIZ” isimli önemli bir analizi ”islamivahdet.com” sitesinin siz değerli takipçileriyle paylaşıyoruz…

MADDE 1: 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9’uncu maddesine “bağımsız” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2: 2709 sayılı Kanunun 75’inci maddesinde yer alan “beş yüzelli” ibaresi “altı yüz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3: 2709 sayılı Kanunun 76’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yirmi beş” ibaresi “Onsekiz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 4: 2709 sayılı Kanunun 77’nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi MADDE 77- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. Süresi biten Milletvekili yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101’inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.”

MADDE 5: 2709 sayılı Kanunun 87’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“MADDE 87: Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”

• Bu madde ile Meclisin Bakanları denetleme ve gerekirse değiştirme yetkisi elinden alınmıştır.

MADDE 6: 2709 sayılı Kanunun 98’inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır;

“MADDE 98: Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106’ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir. Yazılı soru; yazılı olarak en geç on beş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir. Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”

• Bu madde ile Meclisin denetleme yetkisi budanmıştır.

MADDE 7: 2709 sayılı Kanunun 101’inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“A. Adaylık ve seçimi MADDE 101: Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir. Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 8: 2709 sayılı Kanunun 104’üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“MADDE 104: Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir. Kanunları yayımlar. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar. Cumhurbaşkanı Yardımcıları ile Bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler. Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder. Milletlerarası antlaşmaları onaylar ve yayımlar. Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar. Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir. Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir. Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir. Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.”

• Bu madde yürütmeyi tamamen Cumhurbaşkanına vermekle Meclisi göstermelik, hatta sembolik konuma taşımaktadır.

MADDE 9: 2709 sayılı Kanunun 105’inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu MADDE 105- Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak on beş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.”

• Cumhurbaşkanına Meclisin beşte üçü (360) Milletvekilinin oyuyla ancak soruşturma açılabilmesi ve yine Meclisin üçte ikisinin (400 milletvekilinin) oyuyla Yüce Divana gönderilebilmesi Cumhurbaşkanını bir nevi layusel (sorulmaz ve dokunulmaz) konumuna taşımaktadır.

MADDE 10: 2709 sayılı Kanunun 106’ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar MADDE 106- Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırk beş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı tarihte her iki seçim birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar, Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar, 81’inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde and içerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı veya Bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.

Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak on beş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır ve dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır. Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da beşinci, altıncı ve yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı veya Bakanın görevi sona erer.

Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.”

• Yani atadığı Yardımcıları ve Bakanları da Cumhurbaşkanı gibi kalın bir koruma zırhı ve dokunulmazlık kazanacaklardır.

MADDE 11: 2709 sayılı Kanunun 116’ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi

MADDE 116: Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir. Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder.

Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.”

• Böylece ihtiyaç halinde seçimlerin yenilenmesi, hatta Meclisin toplanıp dağılabilmesi bile Cumhurbaşkanının takdirine bırakılmıştır.

MADDE 12: 2709 sayılı Kanunun 119’uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlıkları metinden çıkarılmıştır.

“III. Olağanüstü hal yönetimi MADDE 119: Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir. Olağanüstü hal ilanı kararı verildiği gün Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır; Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir. Cumhurbaşkanının talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz. Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile 15’inci maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir. Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104’üncü maddenin on yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.

Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.”

• Bu durumda olağanüstü hal kararı alma ve kanun hükmünde kararname çıkarıp uygulama hakkı Cumhurbaşkanına tanınarak tek adam rejimine kapı açılmaktadır.

MADDE 13: 2709 sayılı Kanunun 142’nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilir.”

MADDE 14: 2709 sayılı Kanunun 159’uncu maddesinin başlığı ile birinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metninden çıkarılmış; iki, üç, dört ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; altıncı fıkrasında yer alan “asıl” ibaresi madde metninden çıkarılmış; dokuzuncu fıkrasında yer alan “kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere” ibaresi “kanun ve diğer mevzuata” şeklinde değiştirilmiştir.

“Hâkimler ve Savcılar Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.

Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde, her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır.

Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir. Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.”

• Bu şekilde HSYK’nın 13 üyesinden 7’sini Cumhurbaşkanının seçecek olması ve kurulun Başkanı Adalet Bakanını da kendisince atanacağı bir yüksek yargı kurumu, artık resmen olmasa da fikren ve fiilen Cumhurbaşkanının güdümüne girmiş olacaktır.

MADDE 15: 2709 sayılı Kanunun 161’inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

“A. Bütçe ve kesin hesap MADDE 161: Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır. Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmiş beş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun elli beş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır. Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini her bütçenin görüşülmesi sırasında açıklarlar, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar. Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır. Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterir. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile carî ve izleyen yılların bütçelerine malî yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur. Merkezî yönetim kesin hesap kanunu teklifi, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesin hesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Meclise sunar. Kesin hesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştay’ca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez. Kesin hesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülür ve karara bağlanır.”

MADDE 16: 2709 sayılı Kanunun;

A) 8’inci maddesinde yer alan “ve Bakanlar Kurulu”; 15’inci maddesinin birinci fıkrasında, 17’nci maddesinin dördüncü fıkrasında ve 19’uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “sıkıyönetim”; 88’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu ve”, ikinci fıkrasında yer alan “tasarı ve”; 93’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine”; 125’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak,” ve altıncı fıkrasında yer alan “sıkıyönetim”; 148’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “sıkıyönetim”, altıncı fıkrasında yer alan, “Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ve “Yüksek”, yedinci fıkrasında yer alan “ile Jandarma Genel Komutanı”; 153’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “tasarı veya”; 154’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yüksek”; 155’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları,” ve “tüzük tasarılarını incelemek”, üçüncü fıkrasında yer alan “Yüksek” ibareleri madde metinlerinden çıkarılmıştır.

B) 73’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 78’inci maddesinin başlığı “D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler”; 117’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı”; 118’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları”, ibaresi “Cumhurbaşkanı Yardımcıları”, “Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından” ibaresi “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından”, üçüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına”, “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”, dördüncü fıkrasında yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı Yardımcıları”, beşinci fıkrasında yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanı Yardımcısının”, altıncı fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 123’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle”; 124’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı” ve “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”; 127’nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının”; 131’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “tarafından”; 134’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Başbakanlığa” ibaresi “Cumhurbaşkanının görevlendireceği Bakana”; 137’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 148’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”, altıncı fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresi “Cumhurbaşkanı Yardımcılarını, Bakanları”; 149’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on iki” ibaresi “on”; 150’nci maddesinde yer alan “kanun hükmündeki kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” ve “iktidar ve ana muhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve”; 151’inci maddesi ile 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararname” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi”; 152’nci maddesinin birinci fıkrası ile 153’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin”; 158’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “adli, idari ve askeri” ibaresi “adli ve idari”; 166’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “hükümete” ibaresi “Cumhurbaşkanına”; 167’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiştir.

C) 89’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “üye tamsayısının salt çoğunluğuyla” ve “117’nci” maddesinin üçüncü fıkrasının başına “Cumhurbaşkanınca atanan” ibareleri eklenmiştir.

Ç) 108’inci maddesinin birinci fıkrasına “inceleme”, ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma,” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasında yer alan “Silahlı Kuvvetler ve” ibaresi madde metninden çıkarılmış; üçüncü fıkrasında yer alan “üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından,” ibaresi “Başkan ve üyeleri,” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiştir. D) 146’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yedi” ibaresi “on beş” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan, “bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibaresi ile dördüncü fıkrasında yer alan, “Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.

E) 82’nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 96’ncı maddesinin ikinci fıkrası, 117’nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 127’nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 150’nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 91, 99, 100, 102, 107, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 120, 121, 122, 145, 156, 157, 162, 163 ve 164’üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 17: 2709 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir;

“GEÇİCİ MADDE 21:

A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi Milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi Milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir.

C) Anayasanın 159’uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek on beş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir.

D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder.

E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak;

a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler.

b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştay’a, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir.

F) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152’nci ve 153’üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur.

G) Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.

H) Anayasanın 67’nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk Milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.”

MADDE 18: Bu Kanun ile Anayasanın;

a) 8, 15, 17, 19, 73, 82, 87, 88, 89, 91, 93, 96, 98, 99, 100, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113’üncü maddelerinde yapılan değişiklikler ile 114’üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgaları yönünden, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124 ve 125’inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 127’nci maddenin son fıkrasına dair değişiklik; 131, 134, 137’nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile 148’inci maddenin birinci fıkrasındaki değişiklik ile altıncı fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresine dair değişiklik, 150, 151, 152, 153, 155’inci maddenin ikinci fıkrası, 161, 162, 163, 164, 166’ncı ve 167’nci maddelerinde yapılan değişiklikler ile Geçici 21‘inci maddenin (F) ve (G) fıkraları, birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte,

b) 75, 77, 101 ve 102’nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte,

c) Değiştirilen diğer hükümleri ile 101’inci maddesinin son fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin ilgası bakımından yayımı tarihinde, yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.

Kuşkularımız:

Anayasa bir hukuk sistemi içindeki en “üstün” yasa konumundadır. Yani Anayasa hükümleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamayacaktır. Buna göre, “Anayasanın üstünlüğü” kavramı, en başta yasaların Anayasa’ya aykırı olamayacağını anlatır. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa’ya uygun yasalar yapmak zorundadır. Dünyada birçok anayasal sistemde, yasaların Anayasa’ya uygun olup olmadığı yargı organı tarafından denetlenir durumdadır. Bizim anayasal sistemimizde bu görevi Anayasa Mahkemesi yapmaktadır. Anayasa Mahkemesi Anayasa’ya aykırı yasaları iptal ederek “Anayasanın üstünlüğü” ilkesini korumaktadır.

Yasama organı gibi, yürütme organı da Anayasa ile bağlıdır. İdari yargı, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlerken aynı zamanda idarenin Anayasa’ya uygun hareket etmesini sağlamaktadır.

Yargı organı açısından da hukuk sistemindeki en üstün yasa Anayasa’dır. Yargıçlar, önlerine gelen davalarda yasaları uygularken, uyuşmazlıkları çözerken veya “Türk Milleti” adına cezalandırma yetkisini kullanırken hep Anayasa’nın çizdiği çerçeve içinde davranacaktır. Devlet organları dışında tüm özel ve tüzel kişiler de “Anayasanın üstünlüğü” ilkesine saygı göstermek zorundadır.

Hukuk kuralları; toplumsal ilişkileri düzenleyen esaslardır. Bireyler, hukuk kurallarının sağladığı net ve kesin yasalar sayesinde, toplumsal ilişkilerde rahatlığa ve güven ortamına kavuşmaktadır. Anayasa sadece bireyler için değil devlet için de önemli bir dayanaktır ve devletin temel yapısını kuran belge Anayasa’dır. Devletin üç temel organının, yani yasama, yürütme ve yargının kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar Anayasa’da yer alır. Bu organların birbirleriyle olan ilişkileri de Anayasa’ya göre düzenlenip ayarlanır. Bütün bunların ötesinde, devletin kendisine yüklenen görevleri yerine getirmesi için kullanması gereken yetkilerin kaynağı da Anayasa’dır. Bu yüzden “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacaktır.”

İşte bütün bunlardan dolayıdır ki, anayasaların “DİL’İ”, okuyan herkesin kolaylıkla aynı şeyi anlayacağı şekilde net, açık ve kesin olmalı ve bu sadelikle yazılmalıdır. Oysa Referanduma sunulan yukarıdaki Yeni anayasa maddeleri değil vatandaşlarımız tarafından, hatta hukuk uzmanlarınca bile “ne dediği ve neleri içerdiği” anlaşılmayan kapalı ve karmaşık ifadeler taşımaktadır. Yetkililerin keyfi yorumlarına ve uygulamalarına müsait cümleler barındırmaktadır. Sanki, kimse bir şey anlamasın diye hazırlanmıştır. Bu yaklaşım da kuşkularımızı arttırmaktadır. Acaba, ülkemiz aleyhine hangi kasıtlı planlar var ki böylesi sinsi ve tehlikeli değişimlere ihtiyaç duyulmaktadır?

AKP kurucularından ve önemli kurmaylarından Cemil Çiçek bile referandumlarımızda “içeriğin” değil lider ve partilere sadakat ya da tepkilerin ön planda etkili olduğundan yakınmaktadır. Bu sözler Anayasa değişikliğinin içeriğinin bilinmediğinin de dolaylı itirafıdır. Gelişmiş demokrasilerde de bunların da etkisi önemlidir, ancak “içeriğe” öncelik veren, “içeriğe” bakarak evet veya hayır yönünde davranan şuurlu ve sorumlu Milli Duyarlı kesimler de vardır. Bizde ise maalesef lider ve parti sadakatlerinin üstünde “içeriğe” bakarak ilkesel ve ülkesel önceliklerle tavır alan kesimler pek azdır ve daha beteri, bu Anayasa değişikliği metni, okunsa bile ne dediği ve neleri hedeflediği anlaşılamamaktadır.

Oysa Anayasa, ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini gösteren toplumsal sözleşmeler (karşılıklı rızaya dayalı uzlaşma ve konsensüs metinleri) sayılmaktadır. Yani devletle millet arasındaki mutabakat esaslarıdır. Bu nedenle diğer bütün hukuki kurallardan ve yapılardan üstündür ve hiçbir kanun ve yapı anayasaya aykırı olamayacaktır.

Anayasa, bir devletin yönetim biçimini tanımlayan genel kurum ve kuralları kapsamaktadır. Toplumların ülke üzerindeki egemenlik haklarının, bireylerin özgürlük alanlarının hangi koşullar altında devlet tarafından kullanılabileceğini belirleyen temel kanunlardır.

Bu nedenle Anayasanın herkesi bağlayıcı olması, gayet açık ve anlaşılır olmasını da gerekli kılmaktadır. Yukarıdaki maddelerin çoğu ise, bu netlikten uzaktır ve sanki “topluma tuzak” mantığıyla hazırlanmıştır.

Başkanlık planının dış bağlantıları!

Acaba ABD-Rotschild-Erdoğan ilişkisi, Türkiye’nin kaderini etkileyecek Başkanlık referandumunun neresinde yer almaktadır?… (Bununla ilgili haber Cumhurbaşkanlığı sitesinde bile bulunmaktadır.) Bu konuda Takvim’de Ergun Diler’in ilgili yazısı bazı ipuçları taşımaktadır. Diler sık sık Türkiye’de birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını, ipleri perde arkasında ABD, İngiltere gibi güçlerin, Rotschild gibi dünyayı yöneten ailelerin tuttuğunu yazmakta ve tabi bunlara tabi olma mecburiyetini hatırlatmaktadır. Rotschildler’in Türkiye’deki etkisine dikkat çekerek 1-4 Haziran 2017’de Virginia’da yapılacak ‘Bilderberg toplantısı’na Türkiye’den katılacak 14 kişiden 10’unun 15 Temmuz darbesine katılmış FETÖ’cüler olduğunu vurgulamıştı.

Erdoğan Rotschild Görüşmesi Sonucu BAŞKANLIĞIN kızışması!

Evet 15 Temmuz sonrası 22 Eylül 2016 gecesi Erdoğan ABD’de James Rotschild ve Henry Kissinger’in de katıldığı, 15 önde gelen ABD’li işadamı ile kapalı bir toplantı yapmıştır. Bu Rotschild Ailesi ve Erdoğan’ın yüz yüze geldiği ilk toplantıdır. Ve bu tarihi buluşmadan iki hafta sonra… 11 Ekim 2016’da MHP grup toplantısında Erdoğan’ı ‘Tek Adam’ yapmak için Başkanlık Sistemi önerisi gündeme taşınmıştır. Zamanlama manidardır.

Bütün bu gelişmeler şu soruları gündeme taşımıştır:

-Erdoğan ABD’deki Zirve’de Rotschildler ve Kissinger’e ne vaatlerde bulunmuşlar ve ne gibi taahhütler almışlardır?

-Erdoğan bu vaatleri yerine getirmek ve Türkiye’de kendi liderliğinde siyasi istikrarı sürdürmek için ‘Başkanlık Sistemi’ne dolaylı destek sağlamış mıdır?

-Erdoğan’ın bu şartını yerine getirmek için mi, koyu muhalefetin bir kanadı iki hafta sonra ABD üzerinden gelen ilhamla ‘Başkanlık Sistemi’ni ortaya atmıştır?

• ABD-Rotschild-Erdoğan irtibatı ve Bahçeli’nin katkısı, Türkiye’nin kaderini etkileyecek başkanlık referandumunun neresinde yer almaktadır? soruları halâ yanıtını aramaktadır.

Yeni Anayasada Şu Tuzaklar Bulunmaktadır.

Yasama denetimi yok edilmiş durumdadır.

Cumhurbaşkanı’nın siyasal parti bağı, hatta Genel Başkanlığı sürmüş olacaktır. “Güçlü parti disiplini” kılıfı altında tüm milletvekillerini Cumhurbaşkanı saptayacağından, Cumhurbaşkanının partisinin çoğunlukta olduğu bir yasamanın bağımsız olacağını savunmak, en azından saflıktır, dolayısıyla yasama denetimi resmen olmasa da fiilen kaldırılmaktadır.

Yasama yetkisi Cumhurbaşkanına sunulmaktadır.

Dolaylı da olsa yasa yapma işlevi Cumhurbaşkanına bırakılmaktadır. Cumhurbaşkanı “kararname” çıkararak doğrudan yasama yetkisi kullanacaktır. Düzenlemede “temel hak ve özgürlükler konusunda sınır getirilmesi, yasa ile kararnamenin çelişmesi durumunda yasaya üstünlük tanınması” hep lafı güzaftır. Çünkü bu sınırların aşılması durumunda ne yapılacağı belirsiz ve karanlıktır. Nitekim bugün Cumhurbaşkanı, önleyici bir düzenek bulunmadığı, tek görevli olan Anayasa Mahkemesi de “ayak bağı” olmaktan çekindiği için Anayasa’nın birçok kuralını askıya almaktadır. Getirilen sınırlamaların kâğıt üzerinde kalacağı açıktır.

Üstelik Cumhurbaşkanına, kimi alanları kararnamelerle düzenleme yetkisi de tanınmaktadır. Örneğin Cumhurbaşkanı, kararnameler ile kamu kurum ve kuruluşlarını, yani Devleti yeniden yapılandıracaktır. Üstelik Cumhurbaşkanı yasaları, bugünkünden farklı olarak hiçbir gerekçe göstermeden Meclis’e geri yollayacaktır. Geri gönderme durumunda, metnin yeniden yasalaşabilmesi için nitelikli çoğunlukla kabulü şart koşulmaktadır. Yani geri gönderilen düzenlemeler, ancak üye tam sayısının salt çoğunluğu ile (yeni mecliste bu sayı 301’dir) aynen kabul edilirse yasalaşmış olacaktır.

Cumhurbaşkanına yasaların yayımlanmasını sürüncemede bırakma yetkisi tanınmıştır!

Yasaları yayıma göndermede Cumhurbaşkanının yetkisini bağlayan 15 günlük süre sınırı da Anayasa’dan çıkarılmaktadır. Böylece Cumhurbaşkanı isterse yasaların yayımlanmasını sürüncemede bırakacaktır. Böylece Cumhurbaşkanına yasaları geri çevirip ya da sürüncemede bırakarak, o alanları kararnamelerle düzenleyip ülkeyi yönetme olanağı sunulmaktadır. Cumhurbaşkanına ayrıca, yasaların uygulanmasını sağlamak üzereyönetmelik çıkarma yetkisi de tanınmaktadır. Cumhurbaşkanı böylece yasaları yorumlama, kendi anlayışı doğrultusunda uygulanmalarını sağlama gibi bir yetkiye de kavuşturulmaktadır.

Yargı erki Cumhurbaşkanına bağlanacaktır.

Bilindiği gibi 2010 yılı Anayasa değişikliği ile yargının çok önemli iki kurulu, Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), verilen atama yetkileriyle siyasal iktidara bağlı konuma taşınmıştır. Bugünkü Anayasa değişikliğiyle HSYK’nın yapısı yeniden düzenlenmekte ve çok daha bağımlı hale sokulmaktadır. Bir kez, neden gerek duyuldu ise HSYK “Yüksek” statüsünden çıkarılmaktadır. Kurul’un yeni adı “Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK)” olacaktır.

Teklife göre Kurul 12 üyeden oluşturulmaktadır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Geri kalan 11 üyenin 5’ini Cumhurbaşkanı, 6’sını TBMM seçip atayacaktır. Yani siyasal iktidar Kurula doğrudan sahip olacaktır. Yani Meclis’e de egemen olan Cumhurbaşkanı HSK üyelerinin tümünü atama yetkisiyle donatılmış durumdadır. Seçimlerin belli mesleki kontenjanlar içinden yapılacak olması sonuca etkili değildir. Çünkü “isteklere” uygun adaylar her zaman bulunabilecektir. Ülkemiz bu yönden oldukça zengin bir kaynağa sahiptir.

Yürütmenin de başı Cumhurbaşkanıdır!

Cumhurbaşkanı hem Devletin hem de yürütmenin başıdır. Devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil konumundadır. Partisi ile ilgisi süren ve yalnız kendi seçmeniyle gönül bağı devam eden bir Cumhurbaşkanının milli birliği nasıl temsil edeceği anlaşılamamıştır. Cumhurbaşkanının bir ya da daha çok yardımcısı olacak; yardımcılarının sayısına kendisi karar vermiş olacaktır. Yardımcılarını kendisi atayıp, kendisi görevden alacaktır.

Bakanlar Meclis içinden ya da dışından Cumhurbaşkanınca atanmakta ve görevden alınmaktadır. Yani tüm çalışma yaşamları Cumhurbaşkanının iki dudağının arasına sıkıştırılmaktadır. Bu Bakanlar yalnız Cumhurbaşkanına karşı sorumlu tutulmakta, yasamaya (TBMM) hesap verme zorunda bulunmamakta, buna karşılık yasama dokunulmazlığına sahip olmaktadır. Hükümetin göreve başlarken Meclis’ten güvenoyu alması şartı da kaldırılmaktadır.

Artık Cumhurbaşkanı tek başına:         

Milletlerarası antlaşmaları imzalayacak ve yayımlayacaktır. (Önceki düzenlemede Cumhurbaşkanının uluslar arası antlaşmalar üzerindeki yetkisi onu yalnızca onaylamaktan ibaretti.)

-Milli güvenlik politikalarını belirleyecek ve gerekli önlemleri alacaktır.

-Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına tek başına karar vermiş olacaktır.

-Artık, Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil konumundadır. (Önceki düzenlemede bu görevi TBMM adına yerine getiriyordu.)

-Olağanüstü hal ilan edebilecek, OHAL KHK’leri çıkaracaktır.

Görüldüğü gibi bir kişinin yasama, yürütme ve yargı erklerini bünyesinde topladığı, tümünün yetkilerine sahip olduğu bir sistem kurgulanmıştır.

Ayrıca:

2010 Anayasa değişikliğinde olduğu gibi, bu değişiklikte de kamuoyunu etkileyip, referandumda “evet” oylarını artırabilmek için kimi düzenlemeler de yapılmıştır.

-Jandarma Genel Komutanı, Milli Güvenlik Kurulu’ndan çıkarılmıştır.

-Disiplin ve savaş suçları dışında askeri yargı kaldırılmıştır.

-Seçilme yaşı 25’ten 18’e alınmıştır.

2010 değişikliğini, “tek adam vesayetini” görmeden “askeri vesayet kaldırılıyor” diye alkışlayan zavallılar ise 18-25 yaş aralığındaki gençlerin bu değişikliğe oy vermesini sağlamak üzere söz konusu düzenlemelerin yapıldığını sanmaktadır.[1]

[1] 11.12.2016 / Bülent Serim

Abdullah AKGÜL – Milli Çözüm Dergisi

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz