Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Seyyid Abbas Musavi’nin şehadet yıldönümü olan, şehitler gününde bir konuşma yaptı.
Nasrallah, İran İslam İnkılâbının 37.yıldönümünü kutlayarak, İnkılâp Rehberi, İran halkı ve devletini de tebrik etti.
Lübnan Hizbullah lideri Nasrallah, Yemen ve Bahreyn’de ki gelişmelere de değinerek, gönüllü halk komitelerinin düşman karşısında sağlam adımlarla durduğunu söyledi ve direniş erlerini tebrik etti.
Nasrallah, İsrail’in önünde iki tehdit ve iki fırsat bulunduğunu, Siyonist rejimin fırsatlarından birinin, Ehlisünnet ülkeleriyle ilişki kurması için ortamın hazır olduğunu söyledi.
Sünni ülkelerin İsrail ile İran aleyhine koalisyon kurmaları, Tel Aviv’in yararınadır. İsrail için ikinci fırsat ise, Suriye direnişinin kırılmasıdır zira Suriye direnişi her zaman İsrail’e karşı ön safta yer almıştır.
İsrail kendisini 1982 yılında, Şiilerin veya Hıristiyanların dostu olarak tanıttığı gibi şimdi de Arap Sünnilerin dostu olduğunu iddia ediyor. İran’ı bölgede tehlike olarak göstermek Şii-Sünni savaşını körüklemektir. Irak, Suriye, Yemen ve Bahreyn’de ki savaşlar, İsrail lehine sürdürülen mezhep savaşlarıdır.
Nasıl oluyor da İsrail, Sünni Arapların dostu olduğunu iddia ediyor, hâlbuki Filistinliler her gün öldürülmekte! Yoksa Filistinliler Sünni değil mi? Şehadet yıldönümünü düzenlediğimiz bu şahsiyetler İsrail tarafından şehit edildiler.
İsrail her gün öldürmeye devam ediyor ve Sünni Arap devletleri, İsrail’in dostluğunu buna rağmen kabul ediyorlar mı? Etsinler! Birçok Arap toprağı halen İsrail’in işgali altında. Tarih boyunca Sünni Arapları katleden Siyonist rejimi, resmen devlet olarak tanımak mı istiyorsunuz? Tanıyın bakalım! Ama şunu da iyi bilin ki milyonlarca Filistinliyi avare eden, göçe zorlayan ve Gazze’de katliam yapan rejim, İsrail’in ta kendisidir.
İsrailliler Suriye’yi kendileri için tehlike olarak görmekteler. İsrail sınırlarını teröristlere açarak, lojistik ve istihbarat paylaşımı sağlayarak, tekfircilere destek oldu.
İsrail, Türkiye ve Suudi Arabistan la birlikte Esad’ın gitmesi için ortak görüşe varmış durumda. Bundan dolayı Suriye meselesini Suriyelilerden başkası çözemez tezini reddetmekteler.
İsrail, Suriye direnişinin yenilemeyeceğini anladı ve Suriye’nin üç parçaya Sünni, Alevi ve Kürt olarak bölünmesini istiyor.
İsrail için ikinci fırsatta, Suriye savaşının Tel Aviv lehine sağlamış olduğu durumdur, onlar bu sayede direnişe büyük bir darbe indirmek istiyor.
İsrail, Suriye hükümetindense El Kaide’nin kolları olan, IŞİD ve Nusra cephesinin yönetime gelmesini istiyor.
Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, İsrail’in Suriye’nin terör grupları sayesinde bölünmesini desteklemekte olduğunu, ancak gönüllü halk birliklerinin buna izin vermediğini ve bu konunun çıkmaza girdiğini belirtti.
IŞİD, Suriye krizinde cahiliyet zamanında ki gibi bir devlet kurma çabasındaydı, hatta diğer ülkelere dahi sirayet etmekteydiler, ama bugün itibariyle baktığımızda Suriye ve Irak’ta İslam adına kurmaya çalıştıkları vahşiyane ve cahilce devlet sistemi, sekteye uğramıştır.
Seyyid Hasan Nasrallah, Türkiye ve Arabistan’ın Suriye üzerinde ki uzunca arzularına değinerek şunları söyledi: Türkiye’nin Lübnan, Irak, Ürdün ve Mısır’ın kuzeyini içine alan, ‘‘Yeni Osmanlı’’ projesi fiyaskoyla sonuçlandı.
Suudiler de Suriye’de başarısız oldular ve çıkmaza girdiler, üretmiş oldukları tüm projeler çöktü. Suriye’de ki teröristler ABD, Türkiye ve Körfez ülkelerinin silah ve lojistik desteğini alarak Suriye’ye girmişlerdi, ama batağa saplandılar. Suriye halkı ve direniş güçleri, düşmanın hedefini kursağında bıraktı.
Hasan Nasrallah, Siyonistlerin Hizbullah’ı 3. Tehdit olarak algıladıklarını vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:
Siyonistler 3. Lübnan savaşından söz etmekteler, ama onların önünde çok büyük engeller bulunmakta.
İsrail bu tehdidi yenebilmek için, iki seçeneğe sahip; ya savaşa girecek yâda direniş liderlerine suikast düzenleyerek, siyasi ve ekonomik ambargolar uygulayarak ve medyayı kullanarak, Direniş cephesinin çehresini tüm dünyada karalamaya çalışacak.
İsrail 33 gün savaşlarında, Hizbullah’ın gücünü görmesine rağmen, ikinci yol olan savaşmayı tercih etmiştir.
Biz Suriye savaşında son günlerde çok önemli zaferler kazandık, özelliklede Halep operasyonlarında, bunun kendisi bölge ve dünya siyasetinde çok büyük yankılar uyandırdı.
İşte bu yenilgiler, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriye’ye kara operasyonu düzenlemelerini gündeme getirdi. Türkiye ve Arabistan IŞİD ile mücadeleyi bahane ederek Suriye’ye girmeyi düşünüyor. Amerika önderliğinde ki koalisyon güçleri Türkiye ve Arabistan’da olmak üzere, Rakka, Halep ve diğer şehirlerde IŞİD’e karşı zafer mi kazandılar? Türkiye ve Arabistan çok geç uyandılar, zira her iki ülkede kaybetti.
Türkiye ve Arabistan’ın Suriye’ye kara operasyonu düzenlemesinin asıl amacı, IŞİD ile mücadele değil. Türkiye IŞİD’le gerçekten mücadele etmeyi isteseydi, sınırlarını teröristlere kapatırdı ve IŞİD’den petrol alımını durdururdu.
Arabistan bizleri IŞİD’le savaşacağı konusunda ikna etmeye çalışıyor ama Yemen’de IŞİD ve El Kaide teröristlerine silah ve lojistik destek vermekteler, hal böyleyken Suriye’de IŞİD’le mücadele etmek istediklerini söylüyorlar.
Psikolojik harp sanatları, bizim üzerimizde etki bırakamaz, biz geri çekilmeyeceğiz, teslim olmayacağız ve zafiyet göstermeyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz.
Biz düşmana karşı medya savaşı yürütmüyoruz, biz düşmana karşı, Şehit Abbas Musavi, Şehit Rağıb Harb ve Şehit İmad Muğniye gibi dürüstçe savaşıyoruz.
Bugünlerde körfez’de ki Arap ülkeleri medya aracılığıyla Hizbullah’ı İsrail’in işine gelecek şekilde, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapan terörist bir grup olarak tanıtmaya çalışıyor.
abna24

