Site icon İslami Vahdet

İmam Hamaney: Amerika IŞİD’i kurmakla yetinmedi, şiddet ve vahşet içeren yöntemler üzerine onları eğitti

İran İslam Devrimi’nin gerçekleştiği 11 Şubat 1979 tarihinden 3 gün önce 8 Şubat günü Hava Kuvvetlerinden bir grubun devrime ilhak olmasının yıldönümünde Hava Kuvvetlerinden bir grubu ağırlayan İmam Seyyid Ali Hamaney uluslararası düzlemde zulüm ve fesadın karşısında durmanın önemine vurgu yaptı. Bugün Amerika’nın en büyük zalim olduğunu, vahşi Daeşliler’den de tehlikeli olduğunu ifade etti.

Bugün Daeş’i kuranların da yine Amerika olduğunu ifade eden Seyyid Ali Hamaney, Trump’ın seçim kampanyası esnasında bunu ifade ettiğini belirtti.

Seyyid Ali Hamaney’in konuşmasının satır başlıkları şöyle:

“Amerika Daeş’i kurmakla yetinmedi, onu destekledi. Şiddet ve vahşet içeren yöntemler üzerine onları eğitti. Amerika tüm bu vahşete rağmen hala medyada insan haklarının, hayvan haklarının ve zulme uğrayanların yanında olduğunu iddia ediyor. Bu gerçeklerin ortaya çıkartılması gerekiyor.

70 yıldan beri Filistin halkının uğradığı zulüm, Yemen halkının uğradığı katliamlar, Amerika tarafından uygulanan zulmün bariz örnekleri… Yemen’in alt yapısı ve mazlum halkı her gün Amerika’nın müttefikleri tarafından, Amerika’nın silahlarıyla bombardımana maruz kalıyorlar. Hiçbir delilleri olmamasına rağmen İran’ın füze gönderdiğini iddia ediyorlar. Yemen halkını hedef alan mevcut abluka devam ederken nasıl olur da füze gönderebiliriz?!

Açık İslam öğretilerine binaen, aslında zalimin karşısında durmak ve mazluma yardım etmek gerekir.

Batı Asya’daki direniş karşısında Amerika, direnişi bitirmeye karar verdi. Ancak biz direndik ve ‘buna asla izin vermeyeceğiz’ dedik. Bugün tüm dünya gördü ki, Amerika istedi ve başaramadı. Ancak biz istedik ve başardık.

İslam devriminin zaferinin yıl dönümünde yapılan kutlamalar İran halkının devrime olan bağlılığının bir ifadesidir. 11 Şubat günü, Amerikalıların gözlemlediği bu kutlamalara iştirak etmek büyük bir hamaset gösterisi olacaktır.

Devrim bugün, ilk günlerine oranla çok daha güçlü, kararlı, bilinçli ve basiretli bir durumda… Devrim büyük bir ilerleme kaydetti. 40. Yılına girecek olan devrim ilkelerine ve temellerine olan bağlılığını korudu. Bu köklü ağaçta yepyeni ve taze meyveler türedi.

Düşman İslam devriminin kararlılığını ve gelişmesini engellemek istiyor. İran İslam Devrimiyle birlikte bölgedeki kukla hükümeti düşen düşmandan söz ediyoruz. Bunların başında da Amerika geliyor.

Düşman İran İslam Devrimine karşı çeşitli ve gelişmiş yöntemler kullanıyor. Sahtekar düşünürleri, gazetecileri, kiralık yazarları, tüm imkanlarını seferber ederek halkı etkilemek için kullanıyor. 11 Şubat’ta ya da 2009’da cumhurbaşkanlık seçimlerinin ardından oluşan fitne ortamını protesto etmek için yapılan yürüyüşlerde ya da geçtiğimiz günlerde yapılan protesto gösterilerinde olduğunu gibi bir grup sokaklara iniyor ve ortak bir slogan ortaya koyarak düşmanın hesaplarını alt üst ediyor.

İran halkının düşmanları ekonomik sorunlar yaratmak için yaptırım yoluna başvuruyorlar. Ancak bu halk İslam devrimine olan sevgisinden ötürü sokaklara inerek kararlılığını ortaya koyuyor.

Rejim ilkesel politikasını İslam devriminden alıyor. “Ekonomik, kültürel, siyasi bağımsızlık, özgürlük, maddi ve manevi ilerleme”… Bu bağlamda rejim özellikle de bilim ve teknoloji alanında büyük gelişmelere imza attı.

Ayrıca “sosyal adalet” kavramını da devrimin temel politikalarından biri olarak belirleyen rejim, bu sayede sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Elbette ki belli eksiklikler var ve hedeflerine henüz tamamıyla ulaşılmış değil… Ancak herkes şunu bilsin ki, biz ilkesel siyasetimizden asla vazgeçmedik ve ciddiyetle sürdürüyoruz.

Sosyal adaleti tesis etmenin bir yolu da zulme, yolsuzluğa karşı mücadele etmektir. Hükümet içerisinde yolsuzluğa karşı mücadele etmek için daha çok ciddiyetle çalışmak gerekiyor.

İslam devriminin karakterinin en ayırt edici özelliği “halkçı ve İslami” kimliğidir. Çok sayıda soruna tahammül eden halkın yolsuzluğa, ayrımcılığa karşı tahammül edemeyeceği açıkça ortadayken yetkililerin de bunu dikkate alarak yolsuzluğa karşı mücadele etmesi gerekmektedir.

Hava kuvvetlerinin kendi gücünü üretme konusundaki parlak geçmişi göz önünde bulundurulmalıdır. Yanı sıra birçok ülkenin paraya sahip olup, ahlaka, dine, akla, güce, maharete sahip olmadığını göz önünde bulundurduğumuzda siz gençlere düşen düşünsel gücünüzü de harekete geçirerek hava gücünü geliştirmek, üretmek olmalıdır. Şunu iyi bilin ki, Allah’ın yardımı yanınızdadır!”

Exit mobile version