İsrail Dışişleri Bakanlığı resmi twitter adresinde paylaşılan bir analiz, İsrail’in “İran’ın Gazze direnişindeki rolü” hakkındaki düşüncelerini ortaya koyuyor: “Hamas ve İslami Cihad gibi ‘terör grupları’ eğitim ve ekonomi bakımından yoğun oranda İran ve Suriye’den oluşan eksene dayanıyor.”
thestar.com–Sayeh Hassan
Verdikleri mücadeleyle İsrail’e tarihi bir hezimet daha yaşatmak üzere olan Gazze’deki direniş gruplarının askeri, lojistik ve finansal destek bakımından İran’la kurduğu ilişkilerin mahiyeti herkesçe merak konusu.
Kimi yorumculara göre İran’ın Filistinli gruplara yardım ettiği iddiaları sadece bir propagandadan ibaret; kimilerine göre ise direniş her şeyini İran’a borçlu.
Tüm bu iddiaların arasında İsrail Dışişleri Bakanlığı resmi twitter adresinde paylaşılan bir analiz, İsrail’in bu konu hakkındaki düşüncelerini ortaya koyuyor.
“Hamas – İsrail savaşında İran’ın parmak izleri”
Medyada İsrail ve Hamas arasında süregelen savaş hakkında pek çok haber yayımlandı, yayımlanan bu haberlerin birkaç tanesinde çatışmanın İran’la ilişkisine odaklanıldı. Hakikaten İran’ın Gazze’de oynadığı rolü yeterince anlamayan bir kişinin son haftalarda yaşanan olayları anlaması mümkün değildir.
Başlangıç olarak geçtiğimiz ay boyunca İsraillilere atılan binden fazla füzenin İran’da imal edilip, İran tarafından Gazze’ye nakledilip, Gazze’de İran teknolojisiyle üretildiğini gözden kaçırmamak gerek.
Mesela ikisi de 75 km’lik bir menzile sahip olan İran yapımı Fecr-5 ve Gazze yapımı M-75 füzeleri buna örnek olarak gösterilebilir. İran 2012 yılında açıkça Hamas’a M-75’in üretimi için gereken teknolojiyi verdiğini ilan etmişti. Bu silahlar saldırı menzilini İsrail’in iki büyük şehrine, Kudüs ve Tel Aviv’e kadar genişleterek Hamas için stratejik bir oyun-kurucu görevi üstlendi. Hamas’ın İsrail’in kuzeyinde yer alan şehirleri vurabilmesini sağlayan daha uzun bir menzile sahip olan M-302 füzelerinin ise Gazze’ye İran tarafından Suriye’den getirildiği bildirildi.
Hamas silahlar, eğitim ve ekonomik yardım için İran-Suriye eksenine derinden bağlı durumda. Barışçıl ve demokratik bir oluşmakta-olan Filistin devleti için fırsat penceresini aralayarak İsrail 2005 yılında bölgeyi terk ettiğinden beri İran ve Suriye Gazze üzerinde ciddi bir tesire sahip. Hamas ve İran hızla sahneye girerek Gazze halkı için acıklı sonuçlar doğuracak şekilde İsrail’in Gazze’yi terk ederek açmış olduğu bu barışçıl pencereyi kapatmış oldu.
2007 yılında Filistin Yönetimi içerisindeki Hamas darbesi, gruba Gazze’yi kontrol etme ve oldukça gelişmiş bir ‘terörizm’ altyapısı inşa etme imkânı verdi. Bölge, şu an tünellerle, sığınaklarla ve yer altı füze fırlatma rampalarıyla dolu. Hatta son zamanlarda Hamas, İsrail semalarında uçurmak için ürettiği kendi insansız hava araçlarını faaliyete geçirmeye başladı.
Bunların hiçbirinin, İran’dan gelen geniş kapsamlı bir fon olmaksızın gerçekleşmesi mümkün değildir. Nitekim bir yerde Mısır Hükümeti, İran’ın Hamas’a yıllık 300 milyon dolarlık bir bütçe aktardığını ortaya koymuştu.
İlave rakamlar da aynı derecede oldukça sarsıcı. İsrail’in şu anki operasyonuna kadar, Gazze’deki terör grupları yaklaşık 10,000 füze kapasitesine sahipti. Çoğu İran’da eğitilen Hamas operasyon timinin şu anki sayısı aynı şekilde en az 10,000 civarında. İran’a Hamas’tan daha yakın duran Filistin İslami Cihad Hareketi de Gazze’de birkaç bin savaşçısı olmakla övünüyor. Analistler iki grubun, hangisinin füzelerini İsrail’in daha derinlerine ateşleyebildiğini görmek için rekabet ettiklerine dikkat çekiyor. Her ne kadar Suriye’deki sivil savaş sebebiyle Hamas’ın Şam’daki karargâhlarını taşımasının ardından Hamas ile İran-Suriye ekseninin arası açılmış olsa da ortak düşman İsrail’le savaşma noktasında işbirliği devam ediyor. İngiltere’nin Afganistan’daki birliklerinin eski komutanı ve deneyimli ‘terör grupları’ analisti Albay Richard Kemp, AFP’ye verdiği demeçte şunları söylüyordu: “Hamas, 2012’de İsrail Savunma Güçleri tarafından oldukça ağır bir hasar almıştı; fakat o zamandan bu yana İran ve Suriye tarafından yeniden silahlandırılıyor ve teçhizatlandırılıyor.”
İran’da üretilen ve Hamas tarafından ateşlenen her füze, İsrailli sivilleri tehdit ediyor ve Filistinlilerin hayatını, İsrail’i karşı önlem almak zorunda bırakarak tehlikeye atıyor. Bu bağlamda, Hamas’ın açık bir şekilde Gazze halkını canlı kalkan olarak göreve çağırdığı şeklindeki haberler oldukça mide bulandırıcı.
İran’ın Gazze’de Hamas’a sunduğu akıl hocalığı, Lübnan’daki Hizbullah’a sunduğundan modelleniyor. Her ikisinde de İran, İslam Devrimi’ni Ortadoğu boyunca ilerletmek ve İsrail’le yürütmek istediği vekâlet savaşı için yerel grupları desteklemek için uğraşıyor. Maalesef, İran’ın bu yıkıcı tehlikeli girişiminin bedelini İsrailliler ve masum Filistinliler ödüyor.
İran’daki insan hakları ihlalleri noktasında farkındalık yaratmak için yıllarını harcamış bir İranlı-Kanadalı olarak, İran’ın gaddar ajandasının şimdilerde İsrail ve Gazze’de sonuna kadar kendisine rol bulduğunu görmek bana acı veriyor. Hâlihazırdaki savaş için zemin yaratmada İran rejiminin kapsamlı bir rolü olmasaydı, geçtiğimiz birkaç hafta İsrailliler ve Filistinliler için oldukça farklı olabilirdi. Batı’da Ortadoğu’daki barış için endişelenen kişiler olarak olarak şunun farkına varmalıyız ki şu anki şiddet raundunda Tahran’ın parmak izleri her tarafa bulaşmış vaziyette.
Sayeh Hassan, Toronto’da ceza savunma avukatı ve İran’daki İslamî rejimin değişmesi için savaşan demokrasi yanlısı aktivist.
Çev: Emre Berber – İsmail Duman/İslamî Analiz

