Site icon İslami Vahdet

Seçimler nasıl okunmalı?

Bir seçimi daha arkada bırakırken seçmen; iktidarın da, muhalefetin de kucağına ağır sorumluluklar ve çalışması gereken ödevler bıraktı. Öncelikle görünen şu ki, Türkiye seçmeni muhafazakâr bir toplum refleksiyle; riski, heyecanı, macerayı sevmediğini ortaya koydu. Partiler arasındaki geçirgenliğin bu kadar fazla oluşu ise bu toplumun olaylara çok da ideolojik bakmadığını gösterdi. Yani ideolojik temeller üzerine kurulmuş siyasi partilerin prim yapmayacağı görülmüş oldu.(SP, BBP, ve diğer sol tandanslı partilerin aldığı sonuçlara bakmak sanırım yeterli.)

Projeksiyonumuzu biraz yaklaştırarak partiler özelinde neler dediğini anlamaya çalışalım. Öncelikle seçmen iktidar partisinden ziyade muhalefete ayar verdi. 13 yıllık Ak Parti iktidarına geçen seçimde “Kendini vazgeçilmez sanma” demişti, ama bu sorumluluğu yüklenecek cesareti muhalefet partilerinde bulamadı. Belki uzun yıllar muhalefette kalmanın gevşekliği ve rahatlığı, belki de iktidarın başarısızlıkları üzerine kurdukları başarı algılarının işe yaramayacağını görmelerinden dolayı iktidar ortaklılığına yanaşmamalarının bedelini muhalefete ağır ödettirdi seçmen. (Asıl ödeyecekleri bedel muhtemelen bundan sonra olacak.)

Bu genel değerlendirmeden sonra partiler özelinde nasıl okunmalı bu seçim?  Seçimin en büyük faturası HDP ve MHP’ye kesilmiştir. 7 Haziran seçimlerinde çözüm sürecinin kaymağını HDP’ye, zehrini AKP’ye içiren Kürt seçmen hatasını çabuk anladı ama HDP bunu anlamadı, fırsatı değerlendiremedi. HDP uzlaşma sürecinin sonuçlarını tamamen kendine tahvil ederek meyveleri tek başına toplamaya kalkmasının, bunu yaparken de, uzlaşmanın taraflarının Türk ve Kürt halklarının olduğunu unutmasının faturasını ağır ödedi. Bu seçim HDP için, yerli siyaset üretme yerine, kökü dışarıda, etnik kimlik siyaseti ile gidebileceği yolun bu halka yapılacak en büyük zulüm olacağını öğretme açısından önemliydi. Etrafı ateş çemberi olan bu halk böyle bir maceraya girmeyeceğinin sinyalini verdi. HDP eğer Kürt halkı adına siyaset üretecekse, bin yıldır aynı coğrafyada, aynı dini ve geleneği paylaştığı toplumdan kopararak yapamayacağını öğrenmeli. Toplumunun değerlerine, Peygamberine, inancına hakaret ederek, baskı yaparak, kan dökerek Kürt halkına siyaset üretemeyeceğini anlamalı. Geçtiğimiz beş ay içinde yapılan çok tehlikeli provokasyonlar halkın duyarlılığı ile önlendi; belki ama atılan bu ırkçı tohumların bir gün yeniden yeşermeyeceğinin garantisinin olmadığı unutulmamalı.

Bu seçimin ağır faturalarından biri de MHP’ye kesildi. Tabanının ortaklığı kendine en yakın olarak gördüğü ve istekli olduğu bir ortamda Devlet Bahçeli’nin daha ilk günden sonucu “Halk bana muhalefet verdi “ diye okumasına vatandaş “Hayır yanlış okudun” dedi. Ak Parti’nin açılım politikasının ters tepmesini bekleyen, buradan milliyet devşireceğini sanan, bunun haricinde hiçbir siyaset üretemeyen bir MHP’nin iktidara gelmekten de bu kadar korkması normaldi. Bundan sonra “Ben istifa ediyorum”  blöfüne “N’olur bizi bırakma “diyen kalır mı bilinmez ama artık MHP‘nin ırkçı siyaseti bırakarak, topluma bir şeyler üretme zamanı geldi ve geçmekte. Kan üzerinden değil, kanın akmaması üzerinden siyaset yapmayı ve artık her şeye “hayır” diyerek gidilebilecek yerin bundan ileri olmayacağını öğrenmeli MHP.

CHP, her zamanki CHP. Hala kendine oy vermeyeni beyinsiz sanan, kendi zavallılıklarını toplumunda gören, kendi acınası hallerini göremeyip halka acıyan, tatil köyü sakinleri modundan kurtulamayan, toplumdan uzak düşmüş jakoben elit sürüsü. Yaklaşık 50-60 yıldır iktidara gelememenin sebebini hala halkın aptallığında aramanın bir adım ötesine geçmeyen, halkı ile kalbi ve zihinsel bir ortaklık kuramayan ama bunu da hiçbir zaman anlayamayan bir partinin bu seçimden de bir şey anlamayacağı kesin. “Bana sahilleri verin gerisi sizin olsun” sözü CHP’nin kaderi olmaya devam edecek. (Oraları bile elinde tutmak zorlaşıyor gerçi)

Asıl can alıcı soru; AKP nasıl okumalı bu seçimi? Beş aylık sürecin sonunda kendisinin alternatifsiz olduğunu görüp, kaldığı yerden devam mı edecek; yoksa “Evet, ben dersimi aldım ve yaptığım hataları telafi edeceğim” mi diyecek, bunu göreceğiz. Ama Ak parti şunu görmeli ki bu millet macera sevmiyor ve yeni maceralara girmemeli. Dış politikadaki “Osmanlı hayalleri” Arapları da küstürerek ters döndü. İç politikadaki hesap vermez tavrı ise hiç sevilmedi. Yolsuzluk ile ilgili vurdum duymaz tavrını bırakarak hemen üzerine gitmesinin gerekliliğini unutmamalı. Yerel yönetimlerdeki Ak Parti’nin rüzgarını arkasına almaktan başka hiçbir özelliği olmayan idarecilerin oluşturduğu kamburlardan bir an önce kurtulmalı. Bürokratlar seçilirken yaslandıkları cemaatlere, gruplara göre değil, liyakate göre olması gerektiği unutulmamalı… Kürt açılımı oradaki yerel dinamikleri/dini toplum önderlerini de içine alarak devam ettirilmeli (Muhatabı sadece PKK ve HDP olarak almanın sonucunu görmüştür herhalde.) Ha bu arada ‘Büyük Reis’in de, seçim meydanlarına çıkmadan da Davutoğlu’nun iş yapabileceğini gördüğünü tahmin ediyorum. (En azından temenni ediyorum)

Bu seçimin İslamcılara bir mesajı var mı? Tabi ki var. Belki de en büyük mesajı onlara veriyor. Çünkü bu toplumun hamurunu onlar oluşturuyor. Onlar ne kadar su katılmamış, sağlam olursa üretilecek siyasette o kadar sağlam olacaktır. Bu milletin beş aydır yaşadığı macera, Müslümanların 13 yıllık AKP iktidarı dönemindeki yaşadıkları savrulmanın sonucuydu. Dini önderlerin, kanaat önderliği yapmak yerine iktidarın gücünden güç devşirme telaşı yozlaşmanın en büyük nedeni oldu.. Paralel yapı denen grubun devlet içerisindeki yapılanması ve istihdamı diğerlerine de her şeyi meşru görme alışkanlığı oluşturdu. Kanaat önderliği yerine yeni paraleller oluşturma telaşı, hem iktidarın hem cemaatlerin en büyük zaafı oldu. Niceliksel büyüme yerine sunulan imkânlarla niteliksel büyüme yönünde çaba harcarlarsa, bunun hem kendilerinin hem de ümmetin menfaatine olacağı iyi anlaşılmalı. Ya değilse bu savrulmanın onulmaz yaralar açacağı gerçeği unutulmamalı. Siyasetçinin ayağına gitmeyen büyüklerin ilkeli duruşları bir menkıbe olarak kalmamalı ki din siyasilere fetva veren bir kurum yerine yol gösteren bir ışık olsun.

Yeni bir sayfa açıp verilen bu ödevler her kesim tarafından iyi çalışılırsa güzel yarınlara bir kapı aralanır umuduyla….

Veli Kurt-İslami Analiz

Exit mobile version