Dünyanın birçok bölgesinde Kudüs Günü programları yapıldı. Okuyucularımıza o programlardan birinde, Iğdır’da yapılan programda okunan metni sunuyoruz:

Bismillahirrahmanirrahim

Kudüs günü vesilesiyle başta bu günü bize kazandıran Aziz İmam Humeyni(r.a)’yi, Filistin ile beraber dünyanın her bir tarafındaki mazlum ve ezilen halkları ve buraya katılım gösteren siz değerli konukları selamlıyorum.

‘Kudüs günü İslam’ın hayat günüdür, Müslümanlar akıllarını başlarına devşirmeli ve sahip oldukları onca maddi ve manevi güç ve servetlerin farkına varmalıdırlar. Müslümanlar 1 milyarı -aşan- bir nüfusa sahipler, Allah gibi bir dayanakları, İslam gibi, iman gibi bir dayanakları var, neden korksunlar ki?! Dünyadaki devletler şunu bilmelidirler: İslam yenilmezdir! İslam ve Kur’an hükümleri bütün ülkelere hükmetmeli, galip olmalıdır, din, ilahi bir din olmalıdır; İslam Allah’ın dinidir ve bütün beldelerde ilerlemelidir. Kudüs günü böyle bir konunun ilanıdır işte ‘ İmam Humeyni

Kudüs gününü hakkıyla anlamamız ve gereken önemi göstermemiz için 70’lere, yani bugünün ilan edildiği , inkilabi sedaların kalplerde çarptığı yıllara dönüp bakmak gerekir.

Tarih 1 Şubat 1979. Sarığı ve tesbihinden başka hiçbirşeye sahip olmayan ve Allah’tan başka da kimseden korkusu olmayan İmam-ı Ümmet 15 yıllık sürgün sonrası vatanına döner ve devrim böylelikle başarıya ulaşır.Ancak %99 halk çoğunluğuyla kabul edilen İslam cumhuriyetini zor günler beklemektedir.Çünkü Emperyalizmin ve siyonizmin rahatça gezindikleri bir Dünya’da onların tam karşısında duran ‘Ne doğu ne Batı ‘ sloganıyla yola çıkan bir İmam ve arkasındaki halk,  İslam düşmanlarını fazlasıyla rahatsız etmekteydi.Bu yüzden nifak ehli yıldırma ve yalnızlaştırma politakalarını devreye sokmada gecikmedi.

Bu yalnızlaştırma politikalarını ikiye ayırabiliriz. İlki devrimin asıl evlatlarını yok ederek İmam’ı yalnızlaştırmak,ikincisi ise İslam devrimini sadece İran’daki milliyetçi düşüncelere ve yalnız ,İran milletine hasmış gibi göstererek,etki derecesini en aza indirmek.

İlk amaçları doğrultusunda Şehit Beheşti,Şehit Mutahhari,Çamran,Bahoner,Muhammet Ali Recai ve birçok aziz inkılap aşıklarına suikast girişimleri başladı.İmam’ın o bir ümmetti dediği Beheşti’yi, o ömrümün meyvesi idi dediği Mutahhari’yi , ey insanlar Çamran gibi ölünüz diyerek ölüm şeklinin mükemmelliğini tasvir ettiği Çamran’ı ve daha bir çok şühedayı şehadet yoluna uğurladı İnkılap aşıkları. Dedim ya amaç İmam’ı yalnızlaştırmaydı ancak düşmanın bilmediği bir şey vardı o da İmam’ın en aziz dostu olan Allah(c.c) onunlaydı.Ve  İmam şehidlerini de en sevgili dostuna uğulamanın şerefini yaşıyordu.Onun şu sözü bu düşüncelerimizin misdakı değil midir;’ “Bizi ölümle mi korkutuyorsunuz?.. Bu namümkün bir tehdittir!.. Çünkü biz; Kerbela’nın (yani Aşura’nın) çocuklarıyız!

Bizi açlıkla mı terbiye ediyorsunuz?.. Bu da namümkün bir tehdittir!.. Çünkü biz; açlığın (yani Ramazan’ın) çocuklarıyız!”

Düşmanın ikinci amacı olan İslam inkılabının etkisini en aza indirme politikası , devrimin sadece İran milletine ait miş gibi lanse edilme düşüncesi İmam’ın şu sözüyle bertaraf edildi; Biz İran’a hizmet edecek bir İslam’ı değil, İslam’a hizmet edecek bir İran istiyoruz.Düşman İslam İnkılabi cümlesinin başındaki İslam’dan bihaberdi,İslam düşüncesinin ırk,millet,ülke ve hiçbir sınır  tanımayacağı düşüncesinden gafildi.

Bu amacı yıkıma uğratan bir diğer konu ise İmam’ın bu devrimi dünya ezilen mazlum ve mustazaflarına hediye etmesi ve ramazanın son gününü Kudüs günü olarak ilan etmesiydi. Bütün zorluklara,mazlumiyete,derde rağmen hiçbir zaman Kudüs’ü unutmadı İmam. En büyük hedefi Kudüs’ün özgürleşmesi,mazlumların zalimlerden öç alacağı günü görmek ve Kudüs’te bir Cuma namazı kılmaktı.Şimdi soruyorum size İran’ın Humeyn şehrinde doğan  ülkesinde de  dini eğitimini gören ancak bir lafı veya hareketiyle milyonları ayağa kaldırmayı başaran İmam’ı ve devrimi sadece milliyetçi planlara hapsetmek insafsızlık değil mi? Kudüs gününün bize haykırdığı birkaç şey var, gelin onu dinleyelim. Kudüs günü düşmanın varlığına ve sinsice planlarına karşı bize her zaman hazır olmamızı söylüyor,Kudüs günü Filistinde’ki her mazlumun gözyaşının ve her yetim kalan yüreği kırgın çocuğun hatrına ümmet bilincini kazanmamız gerektiğini haykırıyor.Kudüs günü sadece Filistin’i değil Bahreyn’i Lübnan’ı Irak’ı Suriye’yi Yemen’i Mısır’ı unutan Müslümanlara Müslümanlıklarından utanç duymaları gerektiğini söylüyor. Namaz ve oruç denildiğinde kimseye konuşma fırsatı vermeyen ancak bu amellerin Batıni yansımasından bir gram dahi nasiplenememiş;ümmetin acısına , yardım sedasına sırtını dönen kişinin münafıkla aynı çizgide olduğunu ifşa ediyor Kudüs günü. Oysa Kudüs’ün, dinimizin, namazımızın, orucumuzun, cihadımızın bir parçası olduğunu bilmiyorlar. Kudüs günü aynı zamanda hayatını , davasını, canını bu yola koyanlara, şehadeti yudumlayanlarla beraber şehadeti arzulayan Seyyid Ali Hamaney’e  Hasan Nasrallah’a, Kasım Süleymani’ye, Hizbullah , İslami Cihad ve Hamas yetkililerine de minnet ve şükranlarını sunuyor.

Batıl ve hak ayrımında ,burada bulunarak haktan yana olmayı seçtiğiniz için bir kere daha sizi selamlıyorum. Esselamu aleykum ve rahmetullah

0
Would love your thoughts, please comment.x