Dua en iyi ibadetlerden biri olup nefsi mükemmelleştirmek ve Allah’a yakınlık için bir vasıtadır. Bunun içindir ki Allah-u Teâlâ, kullarını dua etmeye davet etmektedir. İşte birkaç örnek:
Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
Ayrıca buyuruyor ki:
Başka bir yerde de şöyle buyuruyor:
Resulullah (s.a.a):
İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Dua ibadettir ve Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: “Doğrusu bana ibadet etmekten büyüklenenler (müstekbirler)…”
“Sen Allah’ı çağır (dua et); artık işler onun elindedir deme.”[5]
Yine İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmektedir:
İnsan dua etmelidir; zira o bütün vücuduyla Allah’a muhtaçtır ve hatta insan fakirliğin, yoksulluğun, ihtiyaç ve bağlılığın özüdür. Allah’ın feyzi bir an kesilecek olursa, insan mahvolur insana ulaşan her şey Allah’tan ulaşır. O halde insan bu tekvini ve tabii ihtiyacı diliyle izhar ve beyan etmeli; yoksulluğunu, kulluğunu ve ihtiyacını amelen ispatlamalıdır. İbadetin de zaten bundan başka bir anlamı yoktur.
İnsan dua halinde Allah’a teveccüh eder ve O’nunla raz-u niyaz eder, ubudiyetin gereği olan yalvarıp yakarmayla ihtiyaçlarını mutlak gâniye sunar. İhtiyaç ve yoksulluk dünyasından ümidini keserek bütün hayır ve kemallerin kaynağı olan Allah-u Teâlâ ile bağlantı kurar. İhtiyaç aleminden uçarak batın gözüyle, kalp gözüyle Hak Teala’nın cemalini görür. Dua ve raz-u niyaz hali, kulun en zevkli ve en güzel hallerindendir ki Allah dostları o hali kaybetmeğe asla razı olmazlar. Sahife-i Seccadiye, ve diğer dua kitaplarına müracaat edilecek olursa Masum İmamlar’ın (a.s) nasıl raz-u niyaz ettikleri, Allah’a nasıl yalvarıp yakardıkları görülür. Allah Teala ile bağlantı kurmak ve duanın kabul edilmesi ümidi kalplere huzur verir ve dua edenlerin gönlünü hoş eder, umut verir. İnsan, sorunlarının giderilmesi ve müşkülatlarının halledilmesi için Allah’a sığınmazsa ümidini nasıl sürdürür, bunca müşkülata nasıl tahammül eder.
[1]- Mü’min / 60.
[2]- A’raf/55.
[3]- Bakara/186.
[4]- Sahih-i Tirmizi, c.2, s.266.
[5]- Kafi, c.2, s.467.
[6]- Kafi, c.2, s.467.

