Suud Kralı Selman’ın beraberindeki heyetle birlikte Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretin sonuçlarının medyaya yansıyan tarafları, görünmeyen kısımlarından tamamen farklıdır.

Her ne kadar bu ziyaret dış görünüş itibari ile iki ülke ilişkileri hakkında iyimser bir hava yaratsa da bu anlaşmanın açıklanmayan boyutuna ya da uygulanabilirliğine dikkat edildiğinde; iyimserlik havasından uzaklaşılmakta ve karamsarlık artmaktadır.

Bu konunun açıklanan ve açıklanmayan boyutları arasında dini, kültürel ve siyasi açılardan oldukça büyük fark vardır. El-Ezher Üniversitesi şeyhlerinden Ahmet Tayyip, Kral Selman’a, El-Ezher Üniversitesinin tadilat masraflarını karşıladığı için ve ” Arabistan kralının İslam ümmeti için çabası” olarak adlandırdığı diğer maddi yardımlar için teşekkür etti. Ayrıca Mısır ve Arabistan’dan “Arap çadırının iki önemli direği” olarak bahsetti.

El-Ezher Üniversitesi ve diğer Vahabi düşünce sistemine sahip kuruluşlarının Arabistan’da yaygın fikri ve dini akım adı altında Vahabiliği yaymak üzere yaptıkları açıklamalar, İslam’dan şekil ve esas bakımından ayrılmaktadır. El Ezher ve Vahabiyyet fırkası İslam’da aşırıcılığı yaymaktadır. Acaba böyle bir durumda Arabistan’ın El-Ezher Üniversitesi’ne yaptığı yardımlar ve yüksek meblağlı mali destekler hangi niyet ve amaçla yapılmaktadır?

Acaba yapılan onca yardımın hedefi gerçekten El Ezher Üniversite’sinin kendi çizgisinde İslam’ı yaymasına yardımcı olmak mıdır yoksa bu kurumun mali sıkıntılarından faydalanarak Vahabiliğin ve Selefiliğin  yayılması ve güçlenmesini sağlamak mıdır?

Tecrübeler şunu göstermektedir; Arabistan’ın bir tarafa yönelişi, dünyanın dört bir yanında Vahabiliğin güçlenmesi ve yayılması hedefi taşımaktadır. Bu durum dünyada tekfirci terörizmin yayılmasının temel nedenidir.  Tekfirci teröristler önce yalnızca bir bölgede sınırlı iken, şimdilerde neredeyse dünyanın her yanına yayılmış vaziyetteler.

IŞİD’in Mısır’daki uzantıları son bir kaç ay içerisinde bölgede ölümcül saldırılara başlamıştır.

Buradan hareketle;  Arabistan’ın El-Ezher’e yaptığı mali yardımlar ya da Sina’da üniversite yapılması vaadi sadece El-Ezher ve Mısır lehine değildir. Bu durum aynı zamanda Arabistan’ın da lehinedir. Çünkü El-Ezher’de Vahabiliğin ve Selefiliğin yayılarak ilerlemesi ve tekfirci terörizm fikrinin desteklenmesi Arabistan’ı bölgesel sorunlar karşısında karlı çıkmasını sağlayacaktır.

Arabistan, Mısır’ın mali zayıflıklarından yaralanarak, maddi yardımlar adı altında,  kendi siyasi hedeflerinde yeni bir aşama kaydetmek için bu durumu kullanmaktadır.

Bu durumun fikri ve dini açıdan oldukça tehlikelidir. Öyle ki, bölgesel hatta bölge dışı etkilere de sahiptir. Arabistan’ın bu hamleleri, insanlık aleyhine yeni tehditlere yol açabilir.

Arabistan’ın İslam dünyasında ve bölgede birlik söylemleri ile izlediği siyaset  arasında çok fark vardır. Örneğin; Filistin ve Kudüs meselesi.  Arabistan’ın herhangi bir tarafa yönelişinin Arapları gözetmek ve korumakla hiçbir ilgisi yoktur. Arabistan’ın Suriye, Yemen ve Irak’ta izlediği politikalar hepsinden önemlisi de İran aleyhine yaptıkları Siyonist İsrail Rejim’in ilerlemesini sağlamıştır.

Arabistan’ın dış politikası; Arap ve İslam dünyasındaki arasındaki birlikteliği zayıflatmakta ve vahdeti baltalamaktadır. Eğer şu anda Kral Selman, Mısır ve Türkiye arasında barış olması için çalışıyorsa, bunun sebebi bu iki ülkeyi terörizmle mücadele için İslami söylemlerle ortaya çıkan yeni koalisyonda kendi yanında tutarak kendini daha güçlü hale getirmek içindir.

RASTHABER

0
Would love your thoughts, please comment.x