Amerikan’ın “ehven” olmadığını anlamak için daha kaç darbe görmemiz gerekiyor? Bugün meydanların “Kahrolsun Amerika” sloganları ile inlemesi için daha ne olmalı?
2. Dünya Savaşı sonrası yıllar Türkiye-Amerika ilişkilerinin hızlı bir şekilde geliştiği yıllardır. Bu yıllardan başlayarak ABD’yle kurulan güçlü ilişkiler, Türkiye’yi, demokrasinin ABD güdümünde yerleştirildiği bir ülke haline getirmiştir.
Demokrasinin miladı kabul edilen -uyduruk 1946 seçimlerini saymazsak-1950 seçimleri öncesi ilginç bir gelişme yaşanır. Amerikan Dış İşleri Bakanlığı ve Amerikan Enformasyon Merkezi (algı yönetimi ve propaganda faaliyetlerinin yapıldığı merkez) Halk Tarafından Kurulmuş Bir Hükümet isimli bir kitap bastırır. Üzerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin arması bulunan kitap (80 bin adet) Ankara’da halka ücretsiz dağıtılır.[1]
Kitap Demokrat Parti’nin seçim propagandasıyla uyumlu mesajlar içermektedir: İnsan hakları, özgürlük, demokrasi…
DP 1950 seçimlerinden zaferle çıkar. Türkiye tercihini güçlü bir şekilde Batı’dan yana koyar. NATO’ya üye olunur ve ülkede Amerikan etkisi her geçen yıl artar. O dönemde “Ezanın Türkçeden Arapçaya çevrilmesi” ve Bayar’ın meşhur “Türkiye’yi küçük Amerika yapacağız” sözü akıllara kazınır.
Türkiye’nin yaptığı bu tercih Truman Doktrini çerçevesinde Marshall yardımlarıyla ödüllendirilir. Amaç “Sovyet tehdidini yakından hisseden ülkelerin” elinden tutmaktır.
Ülkede akıl almaz bir Amerika propagandası yapılır. Özellikle 1954 yılında Celal Bayar’ın 40 gün sürenAmerika gezisine ilişkin basında yer alan haberler “Amerika bizi çok seviyor; biz de Amerika’yı”modundadır. 1954 yılında İzmir Fuarı’nda “dostluk şarkısı” isimli bir plak ücretsiz dağıtılır. Celal İnce’nin seslendirdiği şarkının nakaratı şöyledir[2]:
Amerika Amerika
Türkler Dünya Durdukça
Beraberdir Seninle
Hürriyet Savaşında
Müslüman kamuoyu da konuyu kendi gündeminde tartışır. O dönem soğuk savaşın en çetin geçtiği yıllardır. Bir tarafta komünist/dinsiz Rusya, diğer tarafta ehl-i kitap Amerika… Bir taraftan tek parti döneminin baskısı hafızalarda henüz tazedir; diğer taraftan ise sol hareketler ülkede ivme kazanmıştır. Muhafazakar kamuoyu, genel olarak, bu ikilemde tercihini Amerika’dan yana yapar.
Konu “ehven-i şer” kavramıyla açıklanır. Amerika en azından “ehl-i kitap”tır. Amerika “küçük abdest” ise, Rusya “büyük abdest” gibidir.
Her ikisinin de necaset olduğu doğrudur. Ama hangisinin daha büyük olduğu yönündeki stratejik tercih, o dönem için komünist blokun dine ve dindarlara karşı acımasız tutumu ve Amerika’nın da etkili propagandasıyla, bir bakıma zorunlu hale getirilmiş bir tercihtir.[3]
Halbuki tercih edilen demokrasi darbeli bir demokrasidir. Türkiye kültürden, eğitime; hukuktan askeriyeye kadar Amerikan güdümlü bir ülke haline getirilir. Aynı dönemde NATO, Gladyo (Seferberlik Tetkik Kurulu/Özel Harp Dairesi) yapılanmasının Türkiye ayağını kurar. Anadolu, sonu gelmez fail-i meçhuller, iç çatışmalar, krizler ve darbeler coğrafyası olur. Bir nesil her 10 yılda bir askeri darbeler görerek ömrünü geçirir. Darbelerin ardında ABD vardır. Ne var ki, her defasında düşman içeride aranır. Bu kimi zaman solculuk olur, kimi zaman irtica; kimi zaman alevi olur, kimi zaman sünni; kimi zaman da başka başka düşmanlar.
Gerçekte ABD, bizim “ehven-i şerrimiz” olduğu yıllarda dünyanın her yerinde darbeler örgütlüyor, iç savaşlar çıkartıyor, suikastlar planlıyordu. Guatemala, İran, Şili, Brezilya, Peru, Gana, Ekvador, Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Zaire, Dominik Cumhuriyeti, Angola, Uruguay, Fiji, Panama, Bolivya ve daha pek çok ülkede darbeler yapıldı, iç savaşlar çıkarıldı, ülkeler bölündü. Amerika’nın “bizim çocuklar”ı her yerdeydi.
Ülkemiz için de taktikler değişse de bu kısır döngü hiç değişmedi; komünizmle korkutulup NATO’ya; 28 Şubat’la korkutulup, AB’ye; ergonekonla korkutulup “Cemaat”e savrulup durduk. Savrulduğumuz adres her nedense hep Batı oldu, hep ABD oldu.
Yani bizim değişmeyen ehvenimiz.
Bu şerrin “ehven” olduğunu sorgulamanın zamanı gelmedi mi? Bilakis bu gülümseyen şerrin, “ağlayan ve ağlatan darbeciler” devşirebilecek kadar tehlikeli olduğunu hala görmüyor muyuz?
***
Amerika’nın bizim çocukları bu sefer FETÖ’ymüş… Amerika için bu çocukların kim olduğunun bir önemi var mı? Ya da Amerika için bu çocukların bir önemi var mı? Pek çok örnek ortada. İşi biten çocukların yerine birden başka çocuklar peydahlanıveriyor.
Amerika için Pinochet ile Evren arasında, Mobutu ile Fethullah Gülen arasında bir fark var mı?
Amerika için, darbecilerin zenci olmasıyla beyaz olması; Hıristiyan olmasıyla Müslüman olması, ateist olmasıyla, “hocaefendi” olması arasında bir fark var mı?
Bizim için asıl soru şu: Bugüne kadar darbecileri lanetledik, darbeler bitti mi?
Bundan daha acı ve zor olan soru ise şu: Bugün hemen herkes 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardında, devlet yetkilileri de dahil, ABD olduğunu söylüyor. Haddizatında Amerika’nın tutumu ve yaşanan gelişmeler de bunu açık bir şekilde gösteriyor.[4] Durum buysa, FETÖ’nün kamu kurumlarından kökünün kazınmasıyla darbe tehdidi bitmiş olacak mı?
Diyelim ki ABD bize Fethullah Gülen’i teslim etti. ABD’yi dize mi getirmiş olacağız?
Teşbihte hata olmaz demişler: Bugün ne diyoruz; “Darbeye karışan asker ile ona emir veren rütbeli subayı aynı kategoride değerlendirmemeliyiz. Asıl suçlu darbeci komutandır.”
Aynı mantık büyük fotoğraf için de geçerlidir. “FETÖ bu darbe girişimini sadece kendi kaynaklarına dayanarak, ABD’nin emri/etkisi veya haberi olmadan gerçekleştirdi” diyorsanız diyecek bir şeyim yok.
Asıl mesele, kamu kurumlarından FETÖ’cülerin temizlenmesi değildir; olmamalıdır. Bu elbette ki, tetikçinin mazur görülmesi anlamına gelmez, gelemez. Bu yapılırken yaşın yanında kurunun da yanmamasına azami hassasiyet gösterilmesi gerektiği de açıktır. Ancak asıl mesele, “tankıyla-topuyla, soyuyla sopuyla” ülkemize yerleşmiş olan Büyük Şeytan Amerika’dır.
Darbe tehdidi bitinceye kadar meydanları bırakmayın, deniliyor. El-hak doğrudur.
Tekrar sormakta fayda var: Darbe tehdidi ne zaman bitmiş olacak?
Amerika’nın ülkemizdeki hegemonik ve kibirli tavrı son bulmadıkça darbe tehdidi bitmeyecektir.
Elbette ki bataklığı kurutmak daha zor; daha fazla zaman isteyen, daha fazla sabır isteyen bir çabayı gerekli kılıyor.
Ancak halkımız, böyle bir iradeyi destekleyeceğini gösteren işaretler vermiştir.
***
Allah Kur’an’da “fitne katlden(adam öldürmekten) daha kötüdür” buyuruyor.
Bugün ve geçmişte yaşadıklarımız bize Amerika’nın fitnenin merkezi olduğunu göstermiyor mu?
Amerika’nın “ehven” olmadığını anlamak için daha kaç darbe görmemiz gerekiyor?
Bugün meydanların “Kahrolsun Amerika” sloganları ile inlemesi için daha ne olmalı?
Bunun için tankları illa John Kerry’nin sürüp, F-16’ları John Brennan’ın mı kullanması gerekiyor?
[1] Demokrat Parti Dönemindeki ABD propagandası için Bkz. İşler, Esra İlkay Keloğlu (2016), Algı İllüzyon Gerçeklik, İmge Yay.
[2] Türkiye’nin kültürel ve düşünsel hayatına etkisinin ayrıntılı bir analizi için bkz. Örnek, Can (2015) ,Türkiye’nin Soğuk savaş Düşünce Hayatı Antikomünizm ve Amerikan Etkisi, Can yay.
[3] Elbette ki, iki şerden birini tercih etmek, arızi bir şeydir. Aslolan hayırdır. Aslolan bağımsız bir duruştur. Ama yazımızın konusu bu değil.
[4] Darbenin arkasında ABD olduğuna ilişkin yayınlanan haber/yazılardan bir kaç örnek şunlardır:
http://www.yenisafak.com/dunya/kalkismayi-yoneten-abdli-komutan-2499022
http://www.zaman.com.tr/gundem_bakan-soylu-darbe-girisiminin-arkasinda-abd-var_2380584.html
http://www.milliyet.com.tr/adalet-bakani-bozdag-siyaset-2283058/
http://www.zaman.com.tr/gundem_adalet-bakani-bozdag-darbe-talimatini-gulen-verdi_2381779.html
http://www.yenisafak.com/gundem/darbe-girisiminin-arkasinda-abd-var-2495442
http://www.haberturk.com/gundem/haber/1271637-incirlikte-darbe-girisimi-gecesini-cigli-imami-kuzunun-oglu-anlatti
http://www.haber7.com/guncel/haber/2050837-incirlikte-abdlilerle-12-sir-toplanti
http://www.haber7.com/guncel/haber/2047950-ciaden-darbe-itirafi?wr=1
http://www.takvim.com.tr/guncel/2016/07/25/cianin-gizli-adami-darbe-girisimi-gunu-istanbula-gelmis
http://www.ahaber.com.tr/analiz/2016/07/21/ciaden-darbe-itirafi
http://www.yenisafak.com/dunya/fetonun-darbe-girisiminde-cianin-rolu-desifre-oldu-2495712
http://www.aksam.com.tr/guncel/cia-ile-buyukadada-darbe-karari/haber-535649
http://www.yeniakit.com.tr/haber/cia-direktoru-brennan-da-turkiyedeki-darbe-girisiminin-icindeydi-195630.html
http://www.karar.com/gundem-haberleri/cia-fetoyu-savundu-196702
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/592475.aspx
http://www.zaman.com.tr/dunya_abdnin-derdi-darbeyi-aklamak_2383622.html
http://www.dunyabulteni.net/manset/370919/kerryden-tehdit-turkiyenin-nato-uyeligi-tehlikede-olabilir
http://www.internethaber.com/abden-turkiyeye-tehdit-gibi-sozler-idam-geri-gelirse-1701352h.htm
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/387419.aspx
http://www.iktibasdergisi.com/grahman-fuller-gelecekte-islami-temsil-edecek-yapi-hizmettir/
http://haber.star.com.
islami analiz
