Arabistan kralının torunu, bu ülkedeki istihbarat bakanlığında Şiilik aleyhinde çalışan bir şebekenin varlığından söz etti. “Revafiz” ismindeki bu şebekenin çalışmalarına Tunus, Ürdün ve Yemen’in bütçesi kadar bütçe ayrılmış. Satılmış sözde Şii âlimlerine milyonlarca dolar verilerek bu mezhebin içini boşaltma ve onu çirkin gösterme çabaları var.

Paris’te yaşayan ve Suudi Arabistan’daki yönetim anlayışına muhalif olan Arabistan kralının torunu Turki b. Bender b. Muhammed b. Abdurrahman Ali Suud bir grup düşünür, akademisyen, politikacı ve gazeteciyle yaptığı haftalık oturumunda gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu. Turki, Vahhabiliğin Şiilik hakkındaki inançlarının batıl olduğunu söyledi ve Suud Hanedanı hakkındaki bazı gerçekleri açığa vurdu. Turki şu açıklamalarda bulundu:

Şiiler Hz. Hüseyin’i ziyaret ederek Allah’a yaklaşmanın yolunu arıyorlar. Oysaki selefiler Şiileri öldürmekle her ne kadar Allah’a yaklaştıklarını zannetseler de aslında şeytana yaklaşıyorlar.

Şiiler herhangi bir günah işlemiyorlar. Oysaki selefiler en büyük günahlardan olan ve İslam’ın şiddetle yasakladığı cana kıymak suçunu işliyorlar. Selefilerin Ehlibeyt takipçilerini öldürme gibi bir hakları yoktur. Çünkü onlarla aralarında sadece görüş farkı vardır.

Arabistan İçişleri Bakanlığı eski üyesi olan Turki b. Bender sözlerine şöyle devam etti: Arabistan’da kralı eleştiren kimseler saray âlimleri tarafından kâfirlikle suçlanır. Geçmişte Şiilerin Ebubekir, Ömer ve Osman’ın hilafetini kabul etmedikleri için kâfir olduklarını bu tür âlimlerden duyardık! Halbuki bugün benim için ispat olunmuş bir gerçek var. O da şudur: Hükümetin başındaki siyasetçiye muhalif olan kişi saray âlimleri tarafından kâfirlikle suçlanmaktadır! Ebubekir, Ömer ve Osman da siyasetçi oldukları için herkesin onlarla muhalefet etme hakkı olması demokrasinin ta kendisidir. Şiilere Rafizi denilmesinin sebebi de bu muhalefettir. Fakat görünen o ki burada Şiiler bir hata işlememiştir.

Turki b. Bender, Arabistan İstihbarat Bakanlığı bünyesinde “Revafiz” isimli bir birimin oluşturulduğundan söz etti ve şöyle konuştu: Bu birim için Tunus, Ürdün ve Yemen’in yıllık devlet bütçesi ölçüsünde bir ödenek tahsis edilmiştir. Bu birim Şiiliği çirkin göstermek için yalan-yanlış bilgilerle dolu kitap ve broşürler çıkarmakta, bunları hac ve umre zamanlarında dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş olan Müslümanlara dağıtmaktadırlar. Bu kitapların bazılarında Şiilerin öldürülmesi gerektiği ve bunun faziletinden dahi söz edilmektedir!

Turki sözlerini şöyle sürdürdü: Ben içişleri bakanlığında bulunduğum dönemde Lübnanlı sözde Şii bir âlim Suud hanedanına gönüllü uşaklık etmek için gelmişti. Ona uydu üzerinden bir kanal açması için 7 milyon dolar ödendi. O, bu kanalda Şiiliğin içini boşaltacaktı. Mesela Hz. Hüseyin’e yas tutmanın bidat olduğu, hiçbir dini ve Kurâni dayanağı bulunmadığından söz edecekti. Nitekim o bunu yaptı. Ömer b. Hattab’ın Hz. Fatıma’nın şehadetiyle hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi. “Sarhoş iken namaza yaklaşmayın” ayetinin Ali b. Ebutalib (a.s) hakkında indiğini söyledi. Ezandan “Eşhedü enne aliyyen veliyullah” ifadesinin çıkarılması gerektiğini savundu…

Turki sözlerine şöyle devam etti: Bir süre sonra Suud hanedanına uşaklık yapan o âlim öldü. Onun yolunu sürdürecek yeni uşaklar buldular. Bugün milyonlarca doların sırf Şiilik aleyhindeki kampanyalar için harcandığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Onlar Irak’tan Şiilik ismini silmeyi planlıyorlar. Fakat şunu unutmasınlar ki bu çabalar beyhudedir ve sadece bir avuç ahmak insanı etkileyebilirler.

Turki b. Bender sözlerinin sonunda şöyle konuştu: Ben yakında Fransa vatandaşlığı alacağım ve bu ülkedeki parlamento seçimlerine aday olacağım. Zira Arabistan sadece bir cenah tarafından idare edilen geri kalmış bir ülkedir. Bu ülkenin yöneticileri 24 saatin namaz vakitleri dışındaki anlarını şarap içerek ve milletin malını yağmalayarak geçirmektedirler. Onlar haksız yere edindikleri servetleri dansöz kadınlarla katil erkeklere hediye etmektedirler.