SHAFAQNA– Hz. Ali’nin (a.s) kutlu doğum günü münasebetiyle onlarca ilim talebesine emmame giydiren Ayetullah Cevad Amuli, bu törende bir konuşma yaptı. İmam Ali’nin (a.s) Kuran-ı Natık olduğunu ifade eden Amuli şöyle konuştu: Nasıl ki Kur’an-ı Kerim ümmet için hayır ve bereket kaynağı ise onun mübarek vücudu da ümmet için hayır ve bereket kaynağıdır. Resulullah (s.a.a) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: Ben ve Ali bu ümmetin iki babasıyız. Herkesin bir tabii kimliği vardır. Orada babamız ve annemizin ismi geçer. Bu kimlikleri babamız bizim için çıkartır. Ancak büyüyüp baliğ olduğumuzda kendi manevi kimliğimizi kendimiz seçmeliyiz. Resulullah (s.a.a) bu hadisinde şunu söylüyor: Ben ve Ali sizi evlat olarak almaya hazırız. Eğer Ali (a.s) bizi evlat olarak kabul ederse kesinlikle Hz. Zehra da annemiz olur. Bu da bizim için en büyük iftihardır. Hepimiz ve şu aziz kardeşlerimiz ki bu mübarek günde ruhaniyet elbisesi ile onurlandılar. Resulullah ve Ali’nin çağrısına şu cevabı veriyoruz: Lebbeyk Ya Resulullah! Lebbeyk Ya Emirelmüminin!

Ayetullah Amuli sözlerini şöyle sürdürdü: Kur’an açısından rabbani âlim olmak isteyen kimse için bu amacın gerçekleşmesi imkansız değildir. Rabbani âlim olmak isteyen kimsenin başvuracağı adres, işte şu ilim havzalarıdır; camidir, minberdir, Hüseyniyedir, Ehlibeyt türbeleridir. Öğretmek, öğrenmek, ders, ilim müzakeresi… bunlar rabbani bir âlim olma yolunu açan hususlardır. Rabb ve merbub ile irtibatı çok güçlü olan kimseye “rabbani” denir. Âlemlerin rabbi ile irtibatı o kadar güçlüdür ki sadece onun sözünü dinler, ona itaat eder, her zaman onu hazır ve işlerine nazır olarak görür. Rabbani âlimin Allah’ın yarattıkları olan “merbublar”la da irtibatı güçlü olur. Onlara sevgi ve şefkat dolu olur.

İmam Ali’yi (a.s) rabbani âlimin en kâmil misdakı olarak tanımlayan Amuli şöyle konuştu: Kabe’nin evladı İmam Âli’nin (a.s) Nehcül Belaga kitabında kendisi hakkında kurduğu cümlelerden biri şudur: “Ben rabbani bir âlimim.” Eğer onları baba olarak kabul edersek, Hz. Zehra da annemiz olacaktır. İşte sırat-ı müstakim de budur. Bu durumda okuduğumuz dersler nur ve ışık olacaktır. Rivayetlere göre melekler böyle bir ilim talibinin ayakları altına kanatlarını sergi ederler. Bu az bir makam değildir…

Resulullah’ın hadisinde âlimin kaleminin mürekkebini şehidin kanından daha değerli sayıldığına dikkat çeken Amuli sözlerine şöyle devam etti: Minber üzerinde veya ders celsesinde insanları kendisine çağıran biri ve “işte benim görüşüm budur” diye gururlanan kimse Kur’an’ın ifadesiyle insanlara şunu söylemektedir: “Allah’a değil, bana kul olun!” Efendilik- kölelik tarzı bir kültür, nerede olursa olsun Kur’ani değildir. İster ilim havzasında, ister üniversitede, camilerde, hüseyniyelerde, derslerde… olsun fark etmez. Bu, en kötü tuzaklardandır. Allah muhafaza, eğer böyle bir istikamete doğru gideecek olursak asla maksada ulaşamayız.

Ayetullah Cevad Amuli sözlerinin sonunda şöyle konuştu: İmam Bakır (a.s)’ın hadisine göre bizim acı verici bir hastalığımız vardır; insanları doğru yola çağırdığımız halde gelmiyorlar! Bizim insanlar hakkında “bırakalım kendi hallerine, cezalarını kendileri çeksin!” deme gibi bir durumumuz olamaz. Evet toplumun bizi dinlememesi gerçekten acı verici bir durumdur. Yani bizim gösterdiğimiz yola gelmiyorlar, bu da bize acı vermektedir. İmamlarımız kendilerini “rabbani âlimler” olarak tanımlamışlardır. Yani Rab ile olan güçlü irtibatlarından aldıkları feyizleri merbublara/insanlara en güzel şekilde aktarmaktadırlar.

0
Would love your thoughts, please comment.x