Şehid Hüseyin Beheşti’yi bir de oğlundan dinleyelim
İSLAMİ VAHDET – Şehid Hüseyin Beheşti’nin oğlu olan Ali Rıza Beheşti‘nin kaleminden :
Şehid Ayetullah Dr. Beheşti’yi tanımayan çok az İranlı’nın bulunmasına rağmen Ayetullah Beheşti’nin mazlumca şehadeti üzerinden 30 küsür yıl geçmesine rağmen onun düşünce ve eserleri ile ilgili halen etkili bir çalışma yapılmamıştır ne yazık ki. Son yıllarda Şehid Ayetullah Dr. Seyyid Muhammed Hüseyin Beheşti eserleri ve düşünceleri vakfının girişimi sonucu “Bog’a” yayınevi tarafından bu Şehidin eserlerinden 18 unvanın basılıp yayınlanmasına tanık olmaktayız. Bununla da Ayetullah Beheştinin düşünce ve inançlarını içeren yazılı eserlerin ufak bir bölümü halkın bilgi ve hizmetine sunulmuş bulunmaktadır. Ama bununla birlikte mazlumiyet halen bu şehidin üzerinden kaldırılmış değil ve halen kendisi, hayatı, tarihi, fikirleri ve eserleri toplumun önemli kesimi tarafından tanınmamaktadır. Bu mazlumluğun bir bölümü, halkın o şehidin hayatı ve tarihini tam olarak bilmemesi, hakkında muteber bir eserin bulunmamasıdır.
Ben o Şehidin hayatıyla ilgili olarak bu birkaç satırlık yazıda onun Almanya’daki yaşamı ve faaliyetlerine değinmek istiyorum. Almanya’nın Hamburg İslam Merkezi’nde olduğu dönemde geçen 5 buçuk yıllık hayatı dönemindeki çalışma, yaşamı ve düşüncelerini belki de bizzat o şehidin kendisinden başka hiç kimse daha iyi açıklayamaz. Zira Almanya’dan döndükten sonra Hüseyniye-i İrşad’da yaptığı bir konuşmasında Almanya’daki faaliyetleriyle ilgili açıklık getirmektedir. Elbette o döneme egemen siyasi şartlar ve baskı ortamı nedeniyle bu gibi faaliyetlerin detaylı olarak ve kitle iletişim araçları tarafından yayınlanması imkânı yoktu ve yönetimin emniyet merkezleri böyle bir girişime izin vermemekteydiler. Şehid Ayetullah Beheşti’nin bu konuşması Şehid Ayetullah Dr. Seyyid Muhammed Hüseyin Beheşti eserleri ve düşünceleri vakfı tarafından 2001 tarihinde yayınlanan “Bir düşüncenin Tanımı” isimli eserde yer almıştır. Bununla birlikte o dönemin olayları ve o dönemin gelişme ve olaylarının Ayetullah Beheşti’nin hayatı ve düşüncelerindeki etkisi konusunda açıklanması gereken bir takım meseleler var ki ben burada onlara kısaca değinmek isterim. Bununla o şehidin hayatı ve düşüncelerini tanıtma konusunda küçük de olsa bir hizmetin olabileceğini düşünüyorum.
Defalarca Şehid Ayetullah Beheşti’nin Alman asıllı eşiyle ilgili söz söylenmiş ve hatta benim kendimden de bu konuda birçok sorular sorulmuştur. Öyle ki bu mesele hatta şah’ın gizli emniyet birimi olan SAVAK’ın raporlarına bile yansımıştır. Elbette bu ülkede istihbarat teşkilatlarında yalan yanlış bilgilerin yer alması pek de garipsenecek, yabana atılacak bir mesele değildir. Ama asıl üzüntü veren mesele bu meselenin bizzat kendini bu memleketin çağdaş tarihi konusunda sorumlu hisseden ve bilge kimseler olarak tanıtan insanlar tarafından de işlenmesidir. Hatta bazıları daha da ileri giderek Ayetullah Beheşti’nin sözde alman eşinin adresini dahi açıklama cüreti göstermişlerdir.
Ama işin doğru yanı Ayetullah Beheşti ömründe tek bir kez evlenmiş ve tek eşi rahmetli Haciye hanım İzzet’uş Şeria Müderris Mutlak olmuştur. O da Ekim 1934 tarihinde İsfahan kentinde dünyaya geldi ve 1995 senesinde de Tahran’da vefat etmiştir. Bu akraba evliliğinden, Müluk Sadat Hüseyni Beheşti, Seyyid Muhammed Rıza Hüseyni Beheşti, bendeniz Ali Rıza Hüseyni Beheşti ve mahbube Sadat Hüseyni Beheşti olmak üzere 4 evlat dünyaya gelmiş olup, Ayetullah Beheştinin bu evliliğin dışında daim ve geçici başka hiçbir evliliği olmamıştır. Şehid Ayetullah Beheşti’nin eşi ve kızları hatta Almanya’da bile kendi İslami tesettürlerine tam bağlı olup, o gayri Müslim beldelerde bile başörtü ve mantoyu bir hicab, tesettür olarak her zaman kullanmışlardır ve eşi ömrünün son anına kadar kesinlikle kendi İslami tesettüründen vazgeçmemiş ve onu büyük bir değer olarak koruyup kollamıştır.
Ayetullah Beheşti’nin Hamburg İslam Merkezi binasının tamamlanması için dönemin şah yönetimi ticaret odasından ve hatta başbakan Şerif İmami’den mali yardım ve destek aldığı iddia ediliyor. Bu binanın inşasıyla ilgili gerekli belgeleri ileride yayınlayacağım ama kesin olan şudur ki Ayetullah Beheşti tarafından kesinlikle böyle bir yardım talep edilmemiştir. Şehid Beheşti Hamburg İslam Merkezini Şah yönetimi unsurlarının komplo ve art niyetlerinden uzak tutmaya çalışmakla birlikte, bu merkezin bağımsızlığı için de büyük çabalar harcamaktaydı. Hatta bu merkezin finans bağımsızlığı, Şehid Beheştinin bu merkezi idaresindeki en önemli ve takdir toplayan vasıflarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Buna rağmen Ayetullah Beheşti Almanya’dan döndükten sonra bir takım geri kafalı, radikal grupların yoğun saldırı ve suçlaması ile karşı karşıya kalmış ve o şehidin günün yeni meseleleri ile ilgili tutum, düşünce ve icraatlarını karalamaya çalışmış, bu çirkin saldırılar sonucu o güne kadar Hamburg İslam merkezinin önemli hamilerinden olan Ayetullah Milani bile etkilenmiş ve bu tarihten sonra Hamburg İslam merkezine olan desteğini kesmiş bulunmuştur. Ama tüm bu baskılara rağmen Ayetullah Beheşti Hamburg İslam Merkezi’nin siyasetlerinde hiçbir değişikliğe gitmemiş ve doğru bildiği siyasetlerini aynen sürdürerek Tahran kapalı çarşısı tüccarlarından yardım toplayarak merkezin faaliyetlerini sürdürmüştür.
Şehid Beheşti’nin Avrupa ve Amerika Öğrenci İslami Cemiyetleri ile ilişkisi ve onun bu teşkilatların ilk kuruluşundaki etkili rolü aynı zamanda İslam İnkılâbının şekilleniş günlerine ışık tutmakta ve bizler için de önemli dersleri ihtiva etmektedir.
Avrupa öğrencileri İslam Cemiyeti birliği kitabının gözden geçirilmesi, ayrıca bu öğrenci toplulukların inişli çıkışlı tarihiyle ilgili kaleme alınmış diğer bir takım eserlerin gözden geçirilmesi bu konuda bizlere aydınlatıcı bir takım bilgiler verebilir. Bu arada hiç kuşku yok ki Şehid Beheşti 1965 ila 1970 yılları arasında bu öğrenci teşekküllerinin kuruluşu ve faaliyetlerinin devamında en etkili rolü ifa etmiştir. Onun öğrenci teşekkülleri liderleri ile sürekli irtibat halinde oluşu bu yıllardan sonra da devam etmiş ve uzaktan da olsa onlara yön verme rolünü sürdürmüştür. Öyle ki 1978 yılında Şehid Beheşti’nin Avrupa ve Amerika’ya yaptığı birkaç aylık gezide söz konusu öğrenci kuruluşları arasında muhtelif nedenlerden ötürü çıkan fikri ve idare konularındaki anlaşmazlıkların giderilmesinde önemli rol ifa etmiş özellikle 1975 yılında halkın mücahitleri isimli örgüt içindeki sapma akımı ve Hüseyniye-i İrşad’la ilgili anlaşmazlığın giderilmesinde temel rol ifa etmiştir.
Şehid Beheşti bu dönemde silahlı mücadele (ideolojik sapmaya düşmeden önce halkın mücahitleri örgütü vasıtasıyla), modern dini düşünürler (Ayetullah Talegani, Mutahhari, Şeriati ve Sehabi gibiler) ve İmam Humeyni’nin eşsiz rehberliği olmak üzere üç açılı mücadele taktiği teorisini hayata geçirerek yurt dışındaki öğrencilerin tek bir çatı altında toplanarak mücadelelerini belli bir liderlik altında sürdürmelerini sağlamış ve bu taktik o şehidin ülkeye dönüşü sonrasında da ülke içinde büyük ses getirmişti.
Şehid Beheşti, İngilizce bilmesi gibi muhtelif sebeplerden ötürü batı dünyasında bulunarak faaliyetlerini Batı’da sürdürmesinin başlıca sebebi bu süre içinde batı medeniyeti ve siyasetleri ile ilgili daha yakından bilgi toplamak ve gerekli taktikleri ona göre ayarlamaktı. Şehid Beheşti bu süre içinde Batı düşüncesinin özellik ve inceliklerini yakından elde ederek batı medeniyeti ve Hıristiyan liderlerle karşılaşmalarında onların İslam’a yönelik tenkit ve fikirlerine bizzat onların kendi görüş açılarından yaklaşarak gerekli cevapları verebilmekte ve özellikle Almanya’da kaldığı süre içinde Almanca dilini de öğrenmesiyle bu konudaki ağırlığı daha bir artmış ve hatta batılı bilim ve din adamları içinde de özel bir üne kavuşmuş ve kendi ağırlığını belli etmişti. Bu ise onun İslam alemi içindeki şöhretini de artırmış ve kendi döneminin en bilgili fakih ve alimlerinden biri olarak ün salmasına neden olmuştu. Ki bunun sonucunu da İslam İnkılâbının zaferi ardından İslam nizamının kurulması ve mimarisinde onun etkin rolüyle müşahede etmekteyiz. Zira İslam nizamının temellerinin atılmasında onun fikirleri büyük bir yer kaplamıştır.
Şehid Ayetullah Beheşti farklı görüş, düşünce ve ideolojiler karşısında hiçbir zaman kendini dar kalıplar içine hapsetmemiş ve kendi düşüncesini zorla başkalarına tahmil etmeye çalışmamıştır. Herkesin kendi görüşünü rahatça beyan edebileceği ortamlar oluşturarak ve fikir teatisini geliştirerek, insanların daha fazla düşünmesini ve her şeyi mantık üzere kabul etmesini sağlamaya çalışmıştır, Nitekim 1980 ve 81 yıllarında İran televizyonunda ilhadi ve sapık ekollerin liderleri ve bilginleri ile gerçekleştirdiği televizyon tartışma programlarında halkın sapık ve İslam dışı ekollerin ne kadar yanlış düşündükleri ve temelde mantığa dayalı hiçbir şeylerinin olmadığını açıkça müşahede ederek İslam’a dört elle sarılmasına sebep olmuştur. Şehid Beheşti’nin her zaman özgürlük ve beyan hürriyetini vurgulaması ve bunun üzerinde ısrar etmesi ve dini istibdat da dahil diktatörlüğün ortaya çıkması karşısında her zaman taşıdığı kaygı ve endişe onun kendi dönemi mücadele arkadaşları içerisinde özel bir konuma ulaşmasında etkili olmuştur. Onun bu görüşlerini; Anayasanın teorik ilkeleri (Bog7a yayın evi – 1980), Özgürlüğün çocuk eğitimindeki rolü ( Bog’a yayınevi – 1980), Hizbi Cumhuri-i İslami (Bog’a yayınevi – 1999) ve anayasanın hazırlanışında fakihler meclisi tartışmalarının şerhi eserlerinde görmek mümkün.
islamivahdet.com
