1- Peygamber efendimiz (s.a.a), Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhurunun kesinliği hakkında şöyle buyurmuştur:
Dünyanın sonuna bir gün dahi kalsa, Allah zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurması için, bizden bir kişiyi gönderecektir.[1]
2- Hz. Peygamber (s.a.a): Adı adım, künyesi künyem olan Ehlibeyt’imden biri işleri ele almadıkça kıyamet kopmaz.[2]
3- Hz. Resulullah (s.a.a): Doğrusu, Ali benden sonra ümmetimin imamıdır ve (onun soyundan olan) Kaim Muntazar zuhur ettiği zaman, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adalet ve doğrulukla dolduracaktır. Beni, müjdeleyici ve korkutucu olarak seçene andolsun ki, onun gaybetinde imanında sabit olanlar, iksirden (bulunmaz ilaçtan) daha az olurlar. Bu sırada Cabir kalkarak: “Ey Allah’ın Resulü! Evladın Kaim’in bir gaybeti mi vardır?” diye sordu. Resulullah şöyle cevap verdi: Evet. Rabbime andolsun ki, müminler imtihan olup kötülüklerden arınacak, inanmayanlar helâk olacaklar! Ey Cabir! Bu, Allah’ın kullarından gizlediği ilâhî işlerden bir iş ve onun esrarından bir sırdır, onda şüphe etmekten kaçının! Çünkü aziz ve yüce olan Allah’ın işlerinde şüphe etmek küfürdür.[3]
4- Ümmü’l-Müminin Ümmü Seleme şöyle demektedir: Resul-i Ekrem (s.a.a) Mehdi’den söz eder ve şöyle buyururdu: Evet, o haktır ve Fatıma’nın evlatlarındandır.[4]
5- Selman-ı Farisî der ki: Allah Resulü’nün (s.a.a) yanındaydık. Hüseyin’i (a.s) dizlerinin üzerinde oturtmuş, göz ve dudaklarını öpüyordu. Bu sırada şöyle buyurdu: Sen efendisin, efendinin oğlusun ve efendinin kardeşisin. Sen imamsın, imamın oğlusun, imamın kardeşisin. Sen Allah’ın hüccetisin, Allah’ın hüccetinin oğlusun, Allah’ın hüccetinin kardeşisin ve sen dokuzuncusu Kaim olan, Allah’ın hüccetinin babasısın.[5]
6- İmam Rıza (a.s): Halef-i Salih, Hasan b. Ali Askerî’nin oğludur; Sahibu’z-Zaman ve vaat edilen Mehdi’dir.[6]
7- Hz. Peygamber (s.a.a): Sizleri Mehdi ile müjdeliyorum. Ümmetim ihtilaf ve sarsıntı içindeyken o onlar için gönderilir. Yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle doldurur. Yer ve gök ehli ondan razı ve hoşnut olacaktır…[7]
8- İmam Rıza (a.s) : Günahtan sakınmayan ve takvası olmayanın dini yoktur. Sizin Allah katında en değerliniz, en çok sakı-nan ve takvalı olanınızdır. Ardından şöyle duyurdu: Benim neslimden olan dördüncü oğlum, cariyeden doğmadır. Allah onunla yeryüzünü her türlü zulümden temizleyecektir. O, insanların, veladetinde şüpheye düştüğü kimsedir. O, gaybet sahibidir. Zuhur edip çıktığında, yer Allah’ın nuru ile aydınlanacaktır. İnsanlar arasında ölçü ve adaleti yerleştirecek ve kimse kimseye zulmedemeyecektir…[8]
9- Emirü’l-Müminin Ali (a.s): Allah öyle bir grup getirecek ki, onlar Allah’ı severler, Allah da onları sever. Onların arasında gizli olan bir kişi ilâhî saltanata ulaşacaktır. O, vaat edilen Mehdi’dir. O, hiçbir zorlukla karşılaşmadan yeryüzünü adalet ve eşitlik ile dolduracak, küçük yaşta ana ve babasından uzak düşecektir… Müslümanların şehirlerini fethedecek, zaman onun için düz ve hazır olacaktır. Onun sözü duyulacak, ihtiyar ve genç herkes ona itaat edecek, zulüm ve haksızlıkla dolan yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır. O zaman onun imameti kemale erişecek ve hilafeti yerine oturacaktır… Yeryüzü Mehdi’nin varlığıyla bayındır ve mutlu olacak, nehirler akacak ve fitneler, karışıklıklar ve yağmalamalar ortadan kalkacak, hayır ve bereketler çoğalacaktır. Ondan sonrası hakkında bir şey söylememe gerek yok. Benden o günün dünyasına selâm olsun![9]
10- İmam Cafer Sadık (a.s): İnsanlar, İmam’ını (gözden) kaybederler; ancak o hac zamanında hazır olur, halkı görür; ama halk onu görmez.[10]
11- Esbağ b. Nebate şöyle anlatır: Emirü’l-Müminin Ali’nin huzuruna vardım. Derin düşüncelere dalmış parmağı ile yeri kazıdığını gördüm. Arz ettim ki: “Neden sizi düşünceli görüyorum? Yoksa yere meyliniz ve rağbetiniz mi var?” dedim. Buyurdu ki: Hayır, Allah’a yemin olsun hiçbir zaman dünyaya meyletmedim, rağbetim de olmadı. Benim neslimden doğacak olan on birinci oğlum hakkında düşünüyorum. O, Mehdi’dir. Yeryüzü zulüm ve adaletsizlikle dolmuş iken gelecek ve yerküreyi adaletle dolduracaktır. Onun gaybeti olacak ve şaşkınlık sebebiyle bazıları sapacak, bazıları da hidayete erecektir…[11]
12- İmam Cafer Sadık (a.s): Eğer size bu işin sahibinin (yani zamanın imamının) gaybete çekildiğini bildirseler, gaybetini inkâr etmeyin.[12]
13- İmam Cafer Sadık (a.s): Kaim için biri kısa, diğeri de uzun müddetli olmak üzere iki gaybet dönemi vardır. Birincide özel Şiîlerden başka hiç kimse onun yerini bilmeyecek, diğerinde ise özel dostlarının dışında yerini hiç kimse bilmeyecektir.[13]
14- İmam Cafer Sadık (a.s) : Üzerinde hiç kimsenin ahdi, sözü ve biati olmadığı bir zamanda Kaim kıyam edecektir.[14]
15- Resulullah (s.a.a): Mehdi benim evlatlarımdandır; ismi benim ismim, künyesi benim künyem, şemaili benim şemailim, sünnet ve tavrı benim sünnet ve tavrımdır. Halkı, benim şeriatım ve dinime teşvik ve Rabbimin kitabına davet eder. Ona itaat eden, bana itaat etmiştir ve ona muhalefet eden, bana muhalefet etmiştir; onun gaybetini inkâr eden beni inkâr etmiştir.[15]
16- İmam Zeynelabidin (a.s) : Bizim Kaim’imiz ile Allah’ın resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Eyyub ve Muhammed (s.a.a) peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh ile uzun ömürlü olmasında, İbrahim ile doğumunun gizli olması ve halktan uzak durmasında, Musa ile korku ile ve gaybette yaşamasında, İsa ile halkın onun hakkında ihtilafa düşmesinde, Eyyub ile beladan sonra kurtuluşun yetişmesinde ve Muhammed (s.a.a) ile de kılıçla kıyam etmesinde benzerliği vardır.[16]
17- İmam Cafer Sadık (a.s) : Bu emrin sahibi (Mehdi) için bir gaybet vardır. Allah’a kulluk eden, (o dönemde) takvalı olmalı ve Allah’ın dinine sıkıca sarılmalıdır.[17]
18- İmam Cafer Sadık (a.s) : Halk için öyle bir zaman gelecek ki, İmam’ları onlardan gizli olacak.
Zürare: “Halkın o zaman vazifesi nedir?” diye sordum ve şu cevabı aldım, der:
İmam zuhur edinceye dinî görev ve inançlar hususunda mükellef oldukları şeylere sarılmalıdırlar.[18]
19- İmam Cafer Sadık (a.s) : Bu iş (İmam’ın zuhuru ve kıyamı), hiç kimsenin: “Eğer biz olsaydık adaletle hükmederdik.” diyememe-si için halktan, iktidara geçmemiş hiçbir grup ve sınıf kalmayıncaya kadar gerçekleşmeyecektir. Sonra Kaim, hak ve adalet üzerine kıyam edecektir.[19]
Ehlader Kültür Araştırma
________________________________________
[1]- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.1, s.99
[2]- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.1, s.376 ila 430
[3]- Yenabiu’l-Mevedde, s.494
[4]- el-Mustedreku Ale’s-Sahiheyn, c.4,s. 557
[5]- Yenabiu’l-Mevedde, s.492
[6]- Yenabiu’l-Mevedde, s.491
[7]- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.2, s.37
[8]- Yenabiu’l-Mevedde, s.447
[9]- Yenabiu’l-Mevedde, s.467
[10]- Usul-i Kâfi, c.1, s.337
[11]- Usul-i Kâfi, c.1, s.33–78
[12]- Usul-i Kâfi, c.1 s.338
[13]- Usul-i Kâfi, c.1, s.340
[14]- Usul-i Kâfi, c.1, s.342
[15]- İ’lamu’l-Vera, s.425
[16]- Kemalu’d-Din, s.322, 31. bab, 3. hadis
[17]- Kemalu’d-Din, s.343, 33. bab, 25. hadis
[18]- Kemalu’d-Din, s.343, 33. bab, 25. hadis.
[19]- İsbatu’l-Hudat, c.7, s.427–428, Gaybet-i Nu’manî’den naklen
