Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Anbar’ın Suriye’deki son gelişmeler ve bu gelişmelerin bölgeye etkilerine ilişkin olarak kaleme aldığı köşe yazısı şu şekilde:

“Birleşmiş Milletlerin Suriye’deki iç savaşı sonlandırma yönündeki istekleri, çatışan tarafların sunulan çözümleri hayata geçirmedeki başarısızlığından ötürü sonuçsuz kaldı. Muhtemelen bir süre daha devam edecek olan bu çatışmalar, Rusya ile İran’ın bölgedeki merkezi konumunu sağlamlaştıracak ve karşısında İsrail’in seçeneklerini sınırlayacaktır.

Görünen o ki, Suriye krizini çözmede hiç kimse tam olarak kendi çözüm önerisini hayata geçirme gücüne sahip değildir. Arabistan ve Türkiye gibi Sünni güçler, İran’ın müttefiki olan Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı makamından uzaklaştırmaya çalıştılar. Ancak onların göstermiş oldukları zayıflık, İran Devrim Muhafızları ile Lübnan Hizbullah’ının durumdan faydalanmasına sebep oldu.

Amerika’nın Suriyeli ayaklanmacılara yaptığı yardımlar bile etkili olmadı. Sonunda Irak ve Suriye’nin dağılmasına sebep olan ve çokça korkulan IŞİD de Esad hükümetiyle mücadelede yeterince sağlam değildi. Elbette Suriye ordusunun güçlenmesine sebep olan Rusya’nın askeri müdahalesi de Esad hükümetinin ülke çapına hitap etme noktasında yeterince etkili olmamıştır.

Bu durum, kazananlar ve kaybedenler için belirsiz bir konum oluşturuyor. Ancak Suriye konusunda üstünlük İran’ın elindedir. Çünkü Esad halen kudreti elinde bulunduruyor ve bu da İran’ın Şam’daki nüfuzundan faydalandığı anlamındadır.

Şam da önceden olduğu gibi İran tarafından vekâlet savaşını yürüten Lübnan Hizbullah’ının etkin güç olduğu Beyrut’a doğru uzanan ana eksendir. Bundan da öte, IŞİD’in batı için tehdit olmasına sebep olan Suriye krizi, İran’ın ameli olarak Sünni radikalleri dizginleme hususunda batının müttefiki olmasına sebep oldu. Bu tür kazanımlar, İran’ın Irak’ın durumunu kontrol altında tutmasına yardımcı oldu ve bu ülke de başarılı bir şekilde kendisinin bölgeye hâkim olma ve bölgede daha fazla asker bulundurmak için program yapmada kilit amaç olan Irak’ın Şia kanalını korumayı başardı.

Rusya da Suriye krizinden bir diğer kar elde eden olarak 2015 yılının eylül ayında Suriye’ye askeri müdahalesinden çok daha fazla kar elde etti. Rusya diplomatik mekanizmaları kullanarak, Obama’nın Beşar Esad ve onun kimyasal silah kullanmasına karşı yaptığı uyarılardan geri adım atmasını başardı. Diğer taraftan Rusya’nın Suriye’ye askeri müdahalesi, Moskova’nın güvenilir bir müttefik olduğunun göstergesi idi. Diğer bir yönden ise Suriye’deki ayaklanmalar, Barack Obama liderliğindeki Amerikalıların Ortadoğu gerçeklerinde tecrübe sahibi olmadıklarının net bir şekilde kanıtlamaktadır.

Suriye’deki istikrarsızlık, Türkiye ile olan uzun sınırın güvenilir olmadığına vurgudur. Şöyle ki, bu ülkeyi yıkıcı saldırıların hedefi yapıyor ve eş zamanlı olarak sığınmacılar selinin Türkiye için ekonomik gideri vardı. Bununla birlikte Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği zamanla ortaya çıktı.

Türkiye’nin Suriye Vekâlet Savaşı kanalıyla kendisinin İran ile karşı karşıya gelmeye hazır olduğunu göstermesi, İranlıların Türkiye için güvenlik tehdidi olan Kürt milislere destek vermeyi hızlandırmalarına sebep olabilir. Türkiye, aynı şekilde Kasım 2015’de Rus uçağını düşürülme olayında da gözle görülür bir hata yaptı. Çünkü eskiye dayanan Osmanlı ile Rusya arasındaki düşmanlığı canlandırarak Türkiye’nin stratejik konumunun bozulmasına sebep oldu.

İsrail önceden de olduğu gibi Suriye’deki faciayı gözlemliyor ve güvenlik çıkarları tehdit edildiğinde bazen dakik bir şekilde müdahale ediyor. Her ne kadar Suriye ordusunun İsrail’e karşı bir tehdit unsuru olmaktan çıkması hoşa gitmeyen bir şey olmasa da İran’ın Şam’daki mevzileri Rusya’nın kayda değer yardımlarıyla İsrail’e karşı bir tehdit olmaya devam ediyor. Çünkü Ortadoğu’da İran’ın yönlendirdiği ortak bir eksenin güçlenmesine sebep oluyor. Golan tepelerinde yeni bir cephenin açılması, İsrail ordusunun dikkate alması gereken ikinci bir konudur.”

Ajanslar

0
Would love your thoughts, please comment.x